Pluto Oğlak Burcunda Geriliyor

Ölüm ve yeniden doğumun başladığı yer; Plüton, Nam-ı diğer Zümrüd-ü Anka. Gücün niteliğe kavuştuğu, ete kemiğe büründüğü, aynı zamanda karanlıkta kalanın, herkesten saklananın da kendini ele verdiği noktadır Plüton’un bulunduğu konum. Saplantılar, alışkanlıklar, tabular, kurallar, güç, kontrol, bilinçaltı…. Tüm bunların yönetimini elinde tutan gezegendir Plüton. Gizlenen, görülmeyen, reddedilen ve ısrarla ”seni yok sayıyorum, banane yoksun işte yoksun yoksun ” diye haşa huzurdan avaz avaz bağırdığımız yerdir burası.

Bu nedenle gölgelerimizi de temsil eder. Kişiliğimizin kusurlu ya da negatif yanlarını açığa çıkarıp dönüştürmeye yardım eder. Her birimizin baskın özellikleri dışında kalan bir faktör vardır, o da ”Gölge” kavramıdır. Belirli bir durum, olay, kişi ya da enerji karşısında, kendimizi güçlü bir şekilde negatif hissettiğimizde, rahatsız olduğumuzda gölge arketipimizle bütünleşip bütünleşemediğimizi kontrol ederek bizi sorgulamaya yönlendirir.

Uranüs, Neptün, Plüton’dan oluşan ve bir burçtaki seyri yıllar süren gezegenler kolektif gezegenlerdir. Kolektifin buradaki meali nedir? Ortak bilinç = İlahi Plan… Yani koca evrende bir nokta, bir zerre. O zerre ki, bütünü oluşturan, bütüne hizmet eden, ancak üzerinde pekte kontrolün olmayan :) Bu açıdan nesilleri etkilerler. Hani deriz ya, bu nesil çok gamsız, şu nesil nasıl cesur vs…Hah işte bu! Kişisel düzlemde ele aldığınızda ise irademizi kullanma biçimimiz üzerinde etkin rol oynar.

Peki irademizi kullanma şeklini etkileyen nedir hiç düşündünüz mü? Hiç şüphesiz ki yüzleşme yeteneğimiz!!!!! Her hangi bir olay ya da durum karşısında takındığımız tavır ve yüzleşme gücümüz irademizi daha aklı selim bir şekilde kullanmamıza neden olmaktadır. Bundan dolayı potansiyel gücümüzü de temsil eder, en büyük güçsüzlüğümüzü de…. Pluto’nun amacı da potansiyel güçsüzlüklerimizi yeniden yapılandırıp, kendimizi dönüştürmemize yardım etmektir. Zararlı alışkanlıklar, bağımlılık çerçevesinde kurduğumuz ilişkiler, gizli kapaklı yönlerimizin de bir nevi denetmenidir kendileri.

Bu açıdan başlangıç-bitiş döngülerini gösterir ve tayin eder diyebilirim. Pluto dönüştürür, bir devri bitirir başkasını başlatır. Biten devrin bitiş şekli, açılan devir konusunda belirleyici olacaktır. Söz ağızdan çıkmıştır, gideceği yere gitmiştir artık. Sözün gittiği yerdeki tesire göre şekillenecektir her şey. Hani geri gidip düzeltme şansımızın olmadığı anlar vardır bildiniz mi? İşte öyle bir şey :) O tesir ya öldürür bizi ya da yeniden doğdurur. Bu nedenle Pluto’yu en çok Zümrüd-ü Anka kuşuna benzetirim; küllerinden yeni doğan…

Efsaneye göre kuşların hükümdarı olan Zümrüd-ü Anka, Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.

Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürlermiş. Ama içlerinden onu gören olmamış. Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Onun var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip, yolunda gitmeyen şeyler için yardım istemeye karar vermişler.

Kaf dağına varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, Bu vadilerin her biri bir diğerinden daha çetinmiş.
 Birincisi İSTEK,
 İkincisi AŞK,
 Üçüncüsü MARİFET,
 Dördüncüsü İSTİSNA,
 Beşincisi BİRLEŞTİRME,
 Altıncısı ŞAŞKINLIK ve
 Yedincisi YOKOLUŞ vadileriymiş.
 ‘Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.’
 Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş. Önce Aşk Denizinden geçmişler sonra Ayrılık Vadisinden uçmuşlar. Hırs Ovasını aşıp, Kıskançlık Gölüne sapmışlar. Kuşların kimisi Aşk Denizine dalmış, kimisi Ayrılık Vadisinde kopmuş sürüden. Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);

Kartal yükseklerdeki krallığını bırakamamış;

Baykuş yıkıntılarını;

Balıkçıl kuşu bataklığını özlemiş…

Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş: Farsça ‘si’, ‘otuz’ demektir. ‘Murg’ ise ‘kuş.’Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi ‘Şaşkınlık’ ve sonuncusu Yedinci Vadi olan ‘Yokoluş Vadisi’nde’ bütün kuşlar umutlarını yitirmiş. Kaf Dağına vardıklarında geriye sadece otuz kuş kalmış. Simurg’un yuvasını bulunca ögrenmişler ki ‘Simurg – otuz kuş’ demekmiş. Onların her biri birer Simurg’muş. 30 kuş anlar ki aradıkları kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.

Özellikle belirteyim ki, Plüton karma yasası ile çalışır. Karma nedir? En basit tabirle: ” Ne ekersen onu biçersin! ” Bu nedenle Plüton döngülü dönemlerde Plüto ile oyun oynamayın diye üstüne basa basa belirtirim yazılarımda. Başladığı döngüde ektiğiniz her ne ise, bitiş döngüsünde de onu misliyle geri verir. Bitiş döneminde her ne veriyorsa size, ona razı olmak durumundasınız Sevgili Dostlarım. Çünkü bu tohumları siz ektiniz :) İşte bu noktada bunu kavrayıp, karanlık yönlerimizi kabullendiğinizde ve kendimizi dengeye aldığımızda Plüton’u olumlu anlamda hayatımızda var etmeye başlarız. Var etmeye diyorum çünkü iradenin var etme konusundaki payı azımsanamayacak ölçüde etkendir burada.

Her birimizin tekamül süreci aynı zamanda dünyaya geliş nedeni farklıdır. Bireyin her bedenlenmesinden amaç, kendi tekamülünü tamamlarken, başkalarının tekamülünü tamamlamasına da yardımcı olmaktır aynı zamanda.

Her birimiz belli bir potansiyelle geliriz dünyaya ve o potansiyellerle birlikte irademizi kullanma biçimimiz KADER’İ oluşturur bu nettir! Potansiyeller üzerinde bireysel olarak hükmümüz yokken, İrade tamamen kontrolümüze verilmiştir. Potansiyel, ilahi Planın bir parçasıdır! İrade bireyin kimliğinin bir parçasıdır!

İnsan olarak en çok çelişkiye düştüğümüz yer burasıdır zannımca. Esas maharetin burada gizli olduğunu ve her şeyin hikmetinin kavranmasına neden olacak yerin de burası olduğunu söyleyebilirim. Fakat insanoğlu ” Bana bunu yaptıran Allah ” falan diye başlayan cümle ifrazatına başlar bu noktada. E kolayına öyle gelir yahuuu :) Yoksa nasıl eylemlerimizi meşrulaştırırız ki! ;)

Bana bunu yaptıran Allah, bana bunu ettiren sistem, bana bunu ettiren Tanrı vs vs…. Bi dön bak bakayım gerçekten sana bunu yaptıran Allah mı? Sen ne işe yarıyorsun
bu alemde o zaman bi sor bakayım kendine emi gözüm :))) Daha da sorumluluğu Allah’a yüklersen Plüto’yla tanışma zamanın gelmiş demektir :) Artık geçmiş olsun mu denir yoksa hayırlı olsun mu bilemedim şimdi :) Malum sorumlu Allah ya, Allah bilir :))))))))

Kaçışlar…. kaçamaklar başlar…. Sonrası…. Çıtonk….. Plüton devreye girer…. Emmoğlun Ekrem’in evini, Ekremceyiz zor durumdayken, üstelik sende yardım edebilecek durumdayken katakulliye getirip yarı bedeline satın aldıysan.

-” Düşeşe getirdim şerefsizim! 100,00_TL’ye aldım ama ben bunu okullar açılmadan 200,00_TL’ye okuturum, al sana kar” diyorsan, geçmiş olsun şimdiden şekerim :)

Plüton devreye girince pat bir kaza yaparsın, sigortan karşılamaz, parayı tamirhaneye mi bayılırsın, yoksa kendin gibi CİN oğlu Cin, hin oğlu hin bir hatuna tutulur da iki gülümseyecek diye yollarına mı serersin oradan gelen kazancı(!) bilemem :)))) Allah bilir dimi? :))))

Efem Psikolojik açıdan ele alırsak, Plüton’un etkin olduğu yerde duygular yoktur, etkileme, güç kurma, kontrol altına alma, tahakküm kurma isteği ve arayışı vardır. Tüm bu isteklerin merkezi ve kaynağı ise BİLİNÇALTIDIR diyebiliriz. Doğum haritamızdaki Plüton’un bulunduğu burç, ev ve diğer gezegenlerle kurduğu açı, hayatımızın genelinde hüküm süren enerji ve olaylar silsilesinin çözümünde önemli bir rol oynamaktadır. Doğum haritasında Plüton’un geri konumda olması, karma borçlarını simgeler. Önünde sonunda bu borçlar ödenecek!!! Parama geçer hükmüm, gider iki seansta resetletirim ben o borçları diyenler babayı resetletir :)))) benden söylemesi. Bknz;

Plütonun olduğu yerde duygular yoktur bilinçaltı vardır demiştik. Ektiğimiz ne ise mükafatını da verebilir, bedelini de ödetebilir. İsimlerimizin başındaki ünvan, sahip olduklarımız ve dayımızın hükmü geçmez bu alanda. Her birey kendinden sorumludur. İşte o alanda gücümüzü nasıl kullandığımız bir sonraki ana karma olarak yansır. İnanmayanlar tarih okusun! Gücün yerli yerinde kullanımını bilmeyenler, kişisel amaçlı kullananlar, ben bilmem Allah bilir diyerek bireysel sorumluluk almayanlar, dönüşmeyenler, olgunlaşmayanlar, yaşadıklarından ders çıkarmayanlar, yeri geldiğinde ders notu olarak anılmak üzere tarihin tozlu sayfalarına kaldırılmıştır Plüton dönemlerinde. İşte Plüton budur! Ve insanın, en çok kendisiyle mücadelesidir.

Pluto 20 Nisan 2017 itibariyle, geri pozisyona geçti ve söz konusu gerileme 28 Eylül 2017’ye değin sürecek. 19°de başlayan gerileme 16°de sonlanacak. Söz konusu tarihler arasında yeniden değerlendirme yapacağımız yeni bir döngü de başlamış olacak.

Başarı, tanınma, göz önünde olma, saygı görme, toplumun onayını alma gibi nedenlerle tutunduğumuz, bırakamadığımız durumlarla ilgili yeniden değerlendirme sürecine gireceğiz. Tutunduğumuz şeye gerçekten ihtiyacımız var mı sorusu bu süreç içerisinde oldukça önem kazanacak. Bu döngü ile sık sık aynaya bakmak için gerekli şartlara açık olacağız. Eylemlerimizi, duruşumuzu, kararlarımızı sorgulamak için epey vaktimiz olacak diyebilirim. Yaptığımız ya da yapmaya meyilli olduğumuz hatalar daha bir gözle görülecek gerileme sürecinde. Neyi bırakmak istemiyorsunuz? O şey her neyse tutmanıza değer mi? İşte bunu sorgulamanız gerekecek ve zaten işinize yaramayacak olanlar belki istem dışı hayatınızdan çıkacaktır. Pluto’su düz olanlar eski ile ilgili yeniden düzenleme yapmak için süreci değerlendirirken, Pluto’su geri olanlar yeni başlangıç ya da girişim yapabilecekler.

Bununla birlikte doğum haritasında Pluto’su gerileyen kişiler daha etkin bir süreç içine giriyor.

Sevgilerimle :)

“Pluto Oğlak Burcunda Geriliyor” üzerine 4 düşünce

  1. Merhaba bu özlü yazı için çok teşekkürler.Merak ettiğim bir şey var.Kendi ülkemizde ve dünya üzerindeki kapitalist sistemin trilyonluk ağa babaları,trilyonlarına trilyonlar katmak için ekonomik krizler yaratan orta doğuda ve üçüncü dünya ülkelerinde sürekli savaşlar çıkartan tüm dünyayı sömüren aşırı zengin aileler sülaleler var.Peki Plüto ve bu ilahi sistem neden hep sıradan vatandaşı vurur,neden hep sıradan vatandaşın karmaları ile uğraşır?Neden 100 tl cukkaladı diye onun önüne trafik kazası çıkartır sigorta parası yapar da o 100 tl’yi orta doğuyu sürekli karıştırıp petrol için binlerce çocuğun ölümüne neden olanları görmez? David Rockefeller dünyayı karıştıran dünyayı ve halkını acımasızca sömüren o insanlardan biriydi mesela.Neredeyse 100 yıl rahat ve zengin bir hayat sürdü.Neden Plüto geri dönemlerindeyken böylelerini görmez çok merak ediyorum???

    1. Plutonun onu vurmadığını nereden biliyorsunuz? Rahatlıktan kastınız sadece zenginlik içinde yaşaması mı? Pluto sadece finansal açıdan vurmaz ki! Onu sağlığından vurduğunu söyleyebilirim. 6 kez kalp nakli, 2 kez de böbrek nakli geçirmiş, kazalar geçirmiş ve 200 yıl yaşama istemine karşın 99 yaşında vefat etmiştir. Evet parası vardı ama sadece parası vardı. Bu kadar operasyon geçiren bir fizyolojinin ruhsal durumu da pek rahat olmasa gerek. Kafasını yastığı rahat koyabiliyor muydu? Bunu bilemeyiz. Böyle yaşamak yaşamak mıdır? Bence değildir :) Rahatlık her şeyinin olması değil, çok az şeye ihtiyaç duymaktır kanaatimce. Kapitalist sistem meselesine gelince, ezilen halk, bilinçsizliğiyle farkında olmadan kapitalizmin kölesi olmuş ve onları beslemiştir. Bir gün bilinçlendiklerinde de bahsettiğiniz çark kırılır. İşte o zaman o para babaları finansal değerlerinden vurulmuş olur Sevgili Sevda Duman. Sevgiler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 × three =