MARS PLUTO KARESİ – Ateşten Gömlek Günleri

‘’Tehlikelerin karşısında sığınak bulabilmek için değil,

Onlarla yüzleşirken korkusuz olabilmek için dua edeyim.

Kederimin dinmesi için değil, yüreğimin onun üstesinden gelebilmesi için yalvarayım.

Hayatın savaş alanında müttefiklere değil, kendi gücüme güveneyim.

Kurtarılmak için endişeli bir korkuyla yakarmadan, özgürlüğümü kazanmak için sabır dileyeyim.

Merhametini yalnızca başarılarında hisseden bir korkak olmamayı ihsan et bana,

Başarısızlıklarımda da senin dokunuşunu duyabileyim’’

Rabindranath Tagore

Mars Pluto karesi keskinleşiyor. Koç/Oğlak burçlarındaki bu gerilimli enerji bugün itibariyle pik yaparak 17 Ağustos’a kadar ki olan dönemde etkisini koruyacak. Her iki gezegen Koç ve Akrep burçlarının yöneticisi olarak çalışır. Öncülerde oluşan bu gerilim, kazanma takıntısı, gücünü ıspat etme, başarılı olma gibi kavramları harekete geçirecek gibi görünmekte. İlişkiler ve ortaklıklar açısından yoğun dönüşüm taşıyan günlerdeyiz. Mars’ın aynı burçta Eylül ayında retroya girecek olması ve 13- 17 Ağustos arasındaki görünümü 2 kez daha geri ve ileri hareketle yapacak olması önemli zamanlar olduğunun altını çizmekte.

Çatışma, rekabet, kazanma, güçlü olanın haklı olduğuna dönük enerjiler konusunda dikkat edilmeli. Zira bir yerde Pluto varsa sadece kazanmak yoktur, dönüşüm vardır. Kazandığınızı sandığınız da dönüştürücü olabilir, kaybettiğiniz de…. Mars’ın retroya geçecek olması da aslında bugün itibariyle başlayan bu sürecin, sadece gündemimizi şuan meşgul eden olaylarla değil, geçmişten gelen bilinçdışı enerjilerle de alakası olduğunu göstermekte. Zira her ikisi de rekabet gezegenidir. Tabii ki negatif anlamda rekabetle ilişkilendiririz biz Astrologlar. Diğer yandan bu gezegenler müthiş bir hayatta kalma enerjisi vermekle birlikte, var olan koşullarla başa çıkmada son derece destekleyici de çalışabilir.

Her gezegenin bir melafik tarafı, bir de benefic tarafı vardır. Koç burcundaki Mars da Oğlak burcundaki Pluto da kazanmak istiyor. Kim kazanacak? Bu kombinasyona ve kombinasyonun taşıdığı  yüksek enerjilere sağlıklı cevap vermek son derece önemli olacak.  Dönüşüm var gökyüzünde…. Güç, kazanma, öz değer, zorlama/zorlanma, manipülasyon gibi konularda yoğun dönüşüm temaları çalışacak. Tüm bu takıntıların altında yatan enerjiler, sadece başarılı olmayı, kazanmayı, rüştünü ıspat etmeyi değil; güç tanımımızı dönüştürmemize sebebiyet verecek. İki tip önerme çalışacak

  1. Rekabet, kazanma takıntısı
  2. Kurban konumuna düşmüş gibi hissetme

Zorla sahip olma…. Sana ait olmayanı almaya çalışma… Öze nüfuz etmeye çalışma…. Hayır cevabı almaktan hoşlanmama… Bırakamama….  

Testtesiniz… Yaklaşık altı ay sürecek bir test dönemi olabilir bu.  Her durumda zorlayan ve zorlamalara maruz kalan iki taraf var.

Pluto, Mars’ımız ve Marsımızı çalıştırma şeklimiz üzerinde dönüştürücü olarak çalışacak. İsteklerimizle de sınanırız. İstediğimizi alırken de sınanırız ve ona eriştiğimizde aslında kafamızda büyüttüğümüz kadar önemli olmadığını anlarız. Bu dönemki Mars Pluto semboliklerinin yaklaşık Şubat civarı bizi götüreceği nokta bu olacak.

Esas olan şey kendi zorlayıcı, öldürücü duygularımızla yüzleşme cesaretini göstermek, yarışmak değil. Zira böyle döngülerdeki savaşın kazananı olmaz ama kaybedeni çok olur! Yani Pluto var işin ucunda. Yapacağımız şey isteklerimizi masaya yatırmak ve bunları arındırmaya ya da güçlendirmeye çalışmak. Bir şeyi elde etme, alma, kazanma yöntemlerimiz üzerinde çalışmak. Gerçekten buna ihtiyacım var mı sorusunu kendimize sorabilmek.

Kökeni çocukluk dönemlerine dayanan bilinçdışı enerjiler hakim gökyüzünde. Yoğun güç savaşlarının yaşandığı aile geçmişlerinden gelen kişiler ile önceki yaşamlarında bu tarz güç odaklı karmalardan gelen kişiler arasında daha yoğun yaşanacağını öngörüyorum bu çatışmaların. Sürekli bastırılan, istekleri engellenen, kişilerin bu tarz yanılsamalara düşmesi daha yüksek olasılık. Bilinçdışı enerjiler de devrede olduğundan mümkün mertebe kendi güç tanımımızla ilgili düşüncelerimizi masaya yatırmak durumunda kalacağız. Bu enerjileri baskılamış da olabiliriz, bunu da fark edeceğiz bir şekilde. Her durumda yapılması gereken isteklerimizi elde etme biçimimiz üzerinde çalışmaktır.

Neden? Chiron da Koç burcunda… Yaralarımız…

‘’Ben de varım’’ diye bağıran,

varlığını bir şekilde göstermek isteyen yanımız,

istenmeyen, kabul görmeyen taraflarımız,

kulak verilmemiş, görmezden gelinmiş, hakkını öne sürmede yetersiz kalmış çocuk kimliğimiz,

kayıplarımız belki de… Mars yaralarımızı kaşıyor bir parça.

Kabul görmeyen yanlarımızı ve belki de kabul görmek için ortaya koyamadığımız yönlerimizi fark etmemizi istiyor. Fark etmedikçe ne olacak: fark edilmek için, güçlülüğümüzü haykırmak için olmadık işlere bulaşacağız.  Başkaları tarafından kabul görmeyen yönlerimizi biz gerçekten kabul ediyor muyuz peki? Oğlak burcundaki Pluto vurguyu buraya yapıyor. Başkalarına mı ıspat edeceğiz bir şeyleri yoksa başarısızlığı kabul etmeyen tarafımıza mı? Ait olduğumuz aile, takım arkadaşlarımıza mı ıspat kaygısındayız acaba? Oğlak burcundaki Pluto kabul edilmek istiyor… Belki de bunu biz stres olarak üzerimize yükledik. Belki de kendimize başarısız olma izni bile vermeyecek kadar kendimize düşmanız? Olabilir mi?

Ezoterik öğretilerde kaybederek kazanmak diye tabir edilen bir deyim vardır. En çok istediğini bırakarak kazanmak… İstediğini bırakmak, yani başarısız olmak ve sonunda kendini kazanmak. Beyninin içinde sana herkesten ya da her şeyden üstün ya da güçlü olduğunu fısıldayarak seni amansız bir yarışın içine sokan ve cehennemini yaratmana sebep olan vızıltıları mı dinleyeceksin yoksa iç sesinin fısıltılarını mı? Gerçekten her şeyden ya da herkesten üstün müsün? Dahası bu üstünlük sana ne katkı saylıyor? Güçlü olmak hep kazanmak mı demektir yoksa başına ne gelirse gelsin ayakta kalmak mıdır? Başarısızlığa da razı mısın? Başarılı olamamış seni kabul etmeye var mısın? Başarısız olmuş bir insana nasıl davranırsın? Sen başaramadığında çevrendekilerin sana nasıl davrandığını hiç test ettin mi?

Kendine kulak ver…. Bugünkü savaşlarının, kazanmak isteyen tarafının ya da gerekçelerinin sebeplerini bugünde arama. Şöyle bir geçmişe dön! Çok uzak geçmişe gitmekten de korkma! Acaba yarış atı gibi sana beklenti yükleyen insanlarla mı çevriliydin? Onları mutlu etmek ya da onlara yaraşır bir kişi olabilmek için çok uğraş vermiş olabilir misin? Başarısız sen’i çevren kabul eder miydi? Şöyle çocukluktan başla ve bugüne kadar gel diyor sistem!

Arzularımız bizim potansiyel cennetimizken, potansiyel cehennemimiz haline de gelebilir biliyor musunuz? Dozunda olamayan, kararında olmayan her şeyin tadı ve özü değişir. Yemek yaparken tek bir malzemeyi fazla koyarsanız, o yemek başka bir şeye dönüşür ve esas tadını vermez.

”Arzularımız bizi suistimale açık hale getiren arka kapılarımızdır’.’ der Kurtlarla Koşan Kadınlar’ın bir kısmında.

Arzularımızın farkında olmanın ve onu belli bir dengede tutmanın önemine dair kıssadan hisseler paylaşır kitapta. İşte teste tabi tutulan şey de; her türlü güç mücadelesine bizi açık hale getiren de arzularımızdır. Pluto’nun istediği şey ise arzularımızı dönüştürmek.

Süreç uzun ve oldukça karmik. Mücadeleyi içeride verenlerle dışarıda verenlerin kazanımları elbette çok farklı olacak. Çünkü ortada chiron denen bir hadise var. Tüm atarlanmalarımız, rekabetlerimiz, bırakmamalarımız aslında kabul görmek isteyen yaralı eril tarafımızdan geliyor. Bunun yolu da kendi içimizdeki kabul görmeyen, mükemmelleşmeye çalışan tarafları fark etmek ve en yalın haliyle kendimizi sarmalamak, kendimize sahip çıkmaktır. Her halimizle.. Her tavrımızla…. Dönüşümün ilk ayağı, en azından Ağustos ayındaki temaları buradan başlıyor arkadaşlar.

Esen Kalın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

17 + 4 =