8 Mart 2019 Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Cehaletin tek korkusu kadındır! Çünkü kadın öğrenirse çocuklarına da öğretir!” Emine Supçin

Varoluşun en başından beri, toplumsal değer ve öğretiler kadına birçok anlam ya da rol dayattı. Her şey oldu kadın:

-kocasına eş oldu

-çocuklarına ana oldu

-bazen kraliçe oldu

-bazen silinmeye çalıştı

-bazen hor görüldü

-var olmak için mücadele edeceksin tarzından subliminal mesajlara maruz kaldı

-itilip kakıldı bazen

-bazen de itip kakan kendisi oldu

-bazen baş tacı oldu

-iş hayatında mücadeleye itildi

Her şey oldu kadın; her şey oldu da bir kendi olamadı. Çağlar öncesinde kadının gücü, dönemin erkleri tarafından anlaşılmıştı aslında. Yeryüzündeki en önemli enerjinin dişil enerji olduğunun farkına varılmıştı belki de. İyileştiren, dönüştüren bir güçtü bu.

Düşünsenize birileri böyle bir güce sahip ve siz bunu kontrol altına almaya çalışıyorsunuz: ne yapardınız? Hiç şüphesiz kadını kendi öz enerjisine yabancılaştırır ya da o enerjiden koparırdınız değil mi?

Önce yetkisizleştirir, bastırır, ötekileştirir ve bunun sonucunda ya erkekleşmeye ya da tamamen rahimleşmeye iterdiniz. Güçlü olmak için çabalamaya, kazanmaya, mücadele vermeye, kontrol duygusunu arttırmaya sürüklerdiniz. Kendine yabancılaşan kadının pilinin bitmesini beklerdiniz. Pili biten, doğasının temel enerjisiyle temasını yitiren kadın, bırakın başkalarını, kendini bile besleyemez duruma gelecektir bir süre sonra. Çağımızın kaosunun nedeni de budur belki. Kadınlar erkekleşti, erkekler kadınlaştı.

Bazı kadınlar avcı

Bazı kadınlar toplayıcı

Bazı kadınlar rahim

Bazı kadınlar amazon

Bazı kadınlar da gerçek bir dişidir. Dişilikten kastettiğim şey tamamen enerji :) hani şu yumurtalıklar ve hipofiz bezinden salgılanan hormonlar var ya hah işte onlar :)

Tüm bu bazılar, kadının temasını yitirdiği enerjisini tekrar bütünleyebilmesi ve dengelemesi için geçirdiği evrimsel aşamalardır aslında. Her dişi ruh, rahimliği, avcılığı, toplayıcılığı ya da amazonluğu deneyimler. Temasını kaybettiği öz enerjisiyle tekrar birleşmek için çoğu bilincin bu aşamalardan geçmesi gerekebilir. Her aşamanın kişiye  katacağı şeyler vardır çünkü. Her şey kendi öz enerjisiyle temasını tekrar kurana kadardır. Kendi enerjisiyle tekrar tanıştığı anda, kocasını, çocuklarını, toplumu, evreni, doğayı daha iyi besler. Sadece cehaletin değil, erki elinde bulunduran tüm sistem ve yapıların da tek korkusu ve düşmanı işte bu nedenle kadındır.

Şimdilerde kadın: kendi doğasını besleyemez konuma geldi, erkeğin ihtiyacı olan enerjiyi transfer edemez duruma geldi, çocuğunu yetiştiremez duruma geldi, doğayı besleyemez hale geldi.

Evren eril ve dişil enerji dengesi üzerine kuruludur. Biri olmadan diğerinin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor zaman bizlere. Eril enerjinin, tek başına var olarak bizi getirdiği yer öfke, şiddet, savaşlar, kaostan öteye geçemedi maalesef. Dişi enerjiyle beslenmeyen eril enerjinin varış noktası budur çünkü.

Dişil enerjinin de öyle güzellikle, asaletle, popülerlikle, erkeksi güçle, rekabetle, cinsellikle, başarılarla, estetik operasyonlarla hiç alakası yok arkadaşlar. Eğer olsaydı, en güzel kadınlar, en başarılı kadınlar, en güçlü kadınlar en mutluları olurdu.

Doğa artık kadınları, gerçek yaratıcı enerjisiyle tekrar bütünleşmeye yönlendiriyor. Uranüs Koçt’ayken amazon dişi enerjisiyle ilgili deneyimleri taşıdı. Şu an Uranüs Boğa burcuna geçerek rahim dişi enerjisiyle ilgili deneyimleri taşıyor hayat sahnemize. O nedenle bu 8 Mart’ta tüm hemcinslerimin özellikle bu konuya önem vermelerini öneriyorum.

Doğa ne tek başına kadınla, ne de tek başına erkekle var oldu. Her iki cinsin varoluşunun bir sebebi var. Kadın üstündür zırvalarına bir kenara bırakıp bütüncül düşünülmesi gerektiği kanaatindeyim. Bunu yapacak olan, taa çağlar öncesinde kurulmuş olan bu zinciri kırabilecek olan yine kadınlardır.

Kendi öz doğasını fark edecek, tekrar temas kurmasını sağlayacak tek kişi yine kişinin kendisidir. O nedenle bu 8 Mart’ta dileğim şudur

” tüm hem cinslerimin kendi gerçek dişi doğasıyla tanışması, doğasına değer ve önem vermesi”  Bu gerçekleşmeden, Dünya huzura kavuşmayacak çünkü. Önümüzde uzun bir yol var. Bugünden yarına her şey hemen dengeye oturmayacak elbette. Lakin gün bugündür. Oradan oraya, buradan diğer taraflara dalga dalga yayılacaktır. Doğamızın farkına vardığımız bir 8 Mart diliyorum.

Esen kalın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

11 − 5 =