31 Temmuz 2015 Kova Burcunda Dolunay/Mavi Ay

BLUE MOON
BLUE MOON

31 Temmuz 2015 Cuma günü TS ile 13:43 civarı Kova Burcunu 7 derecesinde bir Dolunay gerçekleşti. Dolunay 3.evde ve Başak burcunda gerileyen Venüs ile 150 derecelik açı kuruyor. Yükselen 11 derece Akrep. Dolunay yöneticisi Uranüs 9. evdeki Merkür ile 120 derecelik açı kuruyor. Dolunay boomerang dediğimiz açı kalıbında. Karmik bir Dolunay yaşayacağız kısacası! Bu zamanda ne ekersek sonrasında onu biçeceğiz ya da daha önceden ektiğimizi bu dolunayda biçeceğiz.

Ay’ın iki dolunay evresi arasında geçen zamana gök bilimde kavuşum dönemi denir. Ay takvimine göre  İki Dolunay evresi arasında geçen süre yaklaşık olarak 29,53 gündür. Bu değeri 12 ay ile çarpıp 365’den çıkarırsak yaklaşık 11 gün kaldığını görürüz. Bu kalan günleri topladığımızda yaklaşık 2 yıl 7 ayda bir fazladan dolunay olur. Yani 1 takvim yılı içerisinde gerçekleşen 13. Dolunaya Mavi dolunay ismi verilir. Hatta Ramazan ayının her yıl 11 gün ileri atmasının sebebi de budur: Ay evreleri ile kullandığımız Güneş takvimi arasındaki 11 günlük farklılıktır. Bilim İnsanları bu Mavi Dolunay zamanlarında ayın renginde değişme olmadığını, yaşadığımız bölgedeki doğa olaylarının çeşitliliği, atmosferdeki kül miktarının fazla olması, orman yangını, volkanlar, uzun mesafeli kum fırtınaları, sahra kumu, bazen de havadaki nem yükü sebebiyle renginin farklı algılanabileceğini bildirmişlerdir.

Kaynaklar 1883 yılında Endonezya’da Krakatoa yanardağının lav püskürtmeye başladığı anda, lavlar ile birlikte bol miktarda tozu da atmosferin üst katmanlarına gönderdiğini, bu tozların içinde belirli boyutta olanlarının kırmızı ışık saçması nedeniyle, geriye sadece kalan renkteki ışınlar geçtiğini, dolayısıyla bulutların arkasında beyaz ışığı ile parlayan Ay’ın yerdekilere bazen mavi, bazen de yeşil gözüktüğünü belirtmişlerdir.

Gelelim Dolunayın bizlerin hayatına neler taşıyacağına:

” İnsan kendi gölgesiyle kucaklaşmadan, kusurları hep başkasında görür ” der Jung. Ve devam eder:

“Gölge, kişiliğin negatif yanı, kişinin saklamak istediği hoş olmayan nitelikleri, az gelişmiş işlevleri ve bireysel bilinçaltının içeriğidir. Bireysel bilinçaltı ise yitik anıları, acı verdiği için bastırılmış (kasten unutulmuş) düşünceleri, bilinç dışı algıları (bilince ulaşacak kadar güçlü olmayan duyusal algıları ) ve henüz bilince çıkmaya hazır olmayan diğer heyecanlan içerir”. Bu nedenle “gölge, kişinin yaşam boyu hesaplaşmak zorunda kaldığı öbür yüzü, bir başka deyişle toplumun öngördüğü kurallar ile çelişen tüm vahşi arzularımız ve duygularımızdır. Dolayısıyla toplumsal baskı arttığı ölçüde gölge büyür”

Hatırlarsınız 2013 yılında bir Gezi Olayları geçirdik. Protesto, direniş bir tarafa, her düşünceden birçok insan, bireysel düşünce ve farklılıklarını dikkate almaksızın bir araya gelmişti o dönemler. Olayın politik tarafına takılmadan okuyun lütfen yazımı. O başka bir konu.

Muhafazakar tabanlı bir parti, bizimle bağlantıda olan üyelerimiz oralarda değildir diye açıklama yapmıştı hatırlarsanız. Oysa aynı siyasi görüşe çok yakın tanıdıklarım ve tanımadığım (fakat siyasi duruşunun söz konusu tabana yakınlığını açıkça belirtmekten çekinmeyen) bir çok kişi bizzat orada kardeşçe bir aradaydı. Muhafazakar bir birey kendi içindeki başkaldırı gölgesi ile bütünleşmiş olabilir miydi?

Sonrasında Ankara Yerel Seçimlerde Muhafazakar bir adayın oylarının, demokrat tabana yakın bireylerce korunmaya çalışılması olayı da ayrı bir komediydi :) Demokrat tabanlı olduğunu iddia eden bireyin, içindeki muhafazakar gölgeyle bütünleşmiş olması olabilir miydi?

Mars Pluto karşıtlığı, Satürn’ün geri hareketi, Venüs’ün gerilemeye başlaması derken bir ayı devirdik. Zehir zemberek günlerden geçiyoruz. Ölümler, saldırılar, adeta bir kaos ortamının tam ortasındayız… Hırs, kin, bencillik, kontrol, manipülasyon, gurur, kibir, ego had safhada. Hepimiz kendi bildiğimize imanda ısrarlıyız, ötesini yok sayıyoruz. ” Bu benim doğrum, herkes bunu kabul etmeli ” yaklaşımı kutuplaşmayı da beraberinde getiriyor. Hal böyle olunca ……cı, …..ci, ….cu, …..cü’yü içeren sıfatları öz kimliğimizin önüne geçiriyoruz. Kim koymuş bu kuralları? Kim bulmuş bu doğruları? Elbette ki, biz! Yani insan. Birimizin doğrusu diğerimizin doğrusu olmayabilir. Zira hepimizin yolu farklı planı farklı. Planımızın ve yolumuzun farklı olduğu hallerde tek bir doğru olmaması elbette doğal.

İşte bu Dolunay, onaylanma, önemli olma, ait olma duygularımdan bağımsız bir gözle yaşama bakma zamanıdır.

Bilgiyi, mevkii, saygıyı, hepimize hizmet ettirmemiz gereken iç gücümüzü, şahsi inanç, toplumsal inanç, şartlanmalar, ezbercilik, ….ci, ….cu sıfatlarından bağımsız olarak, Evrensel işleyiş yararına kullanma zamanı.

Bireysel farklılıklara saygı duyma zamanı,

Parçası olduğumuz topluluğun dayatmalarına maruz kalmış olanlarımız için, bir avazda hayır deme zamanı,

Sadece bireysel çözümler değil, herkes için bir parça yararı olacak çözümler bulma zamanı,

İçinde bulunduğumuz bireysel olaylara, tüm sıfatlardan, tüm aidiyet duygularından bağımsız bir pencereden bakma zamanı,

Bunları uygulayabilmek için çok üstün performans gücüne yada çok fazla kaynağa ihtiyacımız yok. Tek yapmamız gereken gölge kimliğimizle barışmak. Kutuplaşmaların sebebi gölge kimliğimizin reddi aslına bakarsanız. Ve biz gölge kimliğimizle barışıp bütünleşemedikçe, kraldan çok kralcı olmanın ötesine geçemeyeceğiz. Böyle devam ettiğimiz sürece de hiç bir şey değişmeyecek.

Gölge kavramı ile ilgili başka bir yazı hazırlayarak daha detaylı bilgiler vereceğim sizlere. Önümüzde, 15 Eylül’e kadar uzun bir süreç var. Bu Dolunaydaki tamamlanmalar Venüs gerilemesinin etkisiyle ancak 15 Eylül’de son bulacaktır.

Huzura ulaşmak istiyorsak, üzerimizde fazlalık yapan yükleri bırakmamız gerekiyor. Keza bastırdıklarımızı ve reddettiklerimizi de kabul etmemiz gerekiyor.

Sevgilerimle….

“31 Temmuz 2015 Kova Burcunda Dolunay/Mavi Ay” üzerine bir düşünce

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

13 − 7 =