28 Eylül 2015 Koç/Terazi Aksında Ay Tutulması

28 Eylül 2015 sabaha karşı 05:51 civarı Koç/Terazi aksının 4 derecesinde bir Dolunay takibinde Ay Tutulması gerçekleşecek. 19 Ekim 2013’te başladı Koç/Terazi aksında tutulmalar, 23 Mart 2016 tarihinde sonlanacak.

19 Ekim 2013 Koç burcunda Gölge Ay Tutulması

15 Nisan 2014 Terazi burcunda Tam Ay Tutulması

8 Ekim 2014 Koç burcunda Tam Ay Tutulması

4 Nisan 2015 Terazi Burcunda Tam Ay Tutulması

28 Eylül 2015 Koç burcunda Tam Ay Tutulması

Ve serinin son tutulması olan 23 Mart 2016 Terazi burcunda Gölge Ay Tutulması

Gelin isterseniz bu yazımda tutulma çeşitlerine göz atalım. 3 çeşit tutulma türü vardır. Bunlar:

Tam, halkalı ve parçalı tutulmalardır.

Bir tutulmanın tam veya halkalı oluşu Ay’ın Dünya’ya uzaklığı ile belirlenirken, parçalı oluşu Ay, gözlem yeri ve Güneş arasındaki açıyla, bir başka deyişle, her üçünün tam olarak aynı doğrultuda bulunmamasıyla alakalıdır diyebiliriz.

Tam Tutulmada Ay, Dünya’nın tam gölge konisinden geçer. Bir tam Ay tutulmasında Ay’ın bize dönük yüzü kızıl bir renk alır ve kolaylıkla gözlenir. Kanlı tutulma ya da kanlı ay denme sebebi budur :)

Parçalı Ay Tutulması: Ay’ın bir kısmı Dünya’nın tam gölge konisinden geçer. Çıplak gözle tutulma rahatlıkla gözlenebilir.

Yarı Gölgeli Ay Tutulması: Ay, Dünya’nın yarı gölge konisinden geçer. Çok rahat gözlenemediği için genelde akademik düzeyde incelenir.

Astrolojik olarak ele aldığımızda, Tam tutulma esnasında, beliren durum olay ile, diğerlerinde beliren durum arasında gerek zamansal gerekse kuvvet açısından fark vardır. Tam tutulmada durum, ani, birden ve kökten dönüştürücü etkiler taşır. Ne sonraya bırakabilirsiniz, nede görmezden gelebilirsiniz bazı şeyleri.

Halkalı tutulmada, takip eden süreçte adım adım ( örneğin 2 ay sonra) etkisi ortaya çıkacak gelişmelere gebe etkiler barındırır.

Parçalı tutulmada ise direkt tanım koyabileceğiniz, bu budur diyebileceğiniz bir süreç yaşamazsınız.Misal içinizdeki huzursuzluğa, budur diyebileceğiniz bir neden yoktur. Çoğu kez de fark edemezsiniz neyin ne olduğunu. Süreç işini yapar sessizce.

Çok fazla teknik mevzuata girip, Astrolojiye çok hakim olamayanların kafasını bu terimlerle bulandırmaya bayılan biri değilim. Ancak bu zaman dilimi hepimiz için önemli ve ortada çok fazla bilgi kirliliği yaratan, bazı durumlarda galeyan etkisi yaratan açıklamalara şahit oluyorum. Bu yazımda bahsedeceğim bütün teknik açıklamalarsa bilelim diye yapılmıştır. Yani biri çıkıp 500 yılda 3 kez gerçekleşen bir tutulma dediğinde, bu aksta daha önce tutulma yaşandığını, fakat oluşan Tutulmaların niteliğinin, ardarda TAM tutulma olmamasından mütevellit bu tutulmanın farklı olduğunun bilincinde olmamız adına elimden geleni yapıyorum diyelim.

Bu nedenle özellikle bu yazının tamamını okumanızın, en azından bilgi kirliliğini yaymaya aracı olamamak adına yararlı olacağını belirtmek isterim.

Şu an her ne kadar yolunda gitmeyen işlerimiz, dağılmak üzere olan iş birliklerimiz, hayatımızda hüküm süren sorun ya da belirsizlikler bizi mengeneye almış olsa da, bilinçlenmek belki içinde bulunduğumuz sürece olumlu etki etmeyecektir, sorunlarımızı çözmeyecektir, lakin ayırt etme yeteneğimize faydası olacak ve uzun vadede gelişmemize sebep olacaktır.

1995-97 yılları arasında bu Aks üzerinde tutulmalar gerçekleşmişti. Fakat 4’lü tutulmaların tamamı tam tutulma değildi. Serinin 1.tutulması tam tutulma ise, bir sonraki tutulma parçalı ya da yarı gölge tutulmaydı.

2013 yılında başlayan seri ise 6 tutulmayı içeriyor. Bunlardan 2013 yılındaki ilk tutulma ve 2016 yılındaki son tutulma Gölge tutulmadır. 2014 ve 2015 yılları arasında gerçekleşen tutulmalar ki-bunlar toplamda 4 tutulmadır- tam tutulmadır. Bu nedenle, bu iki yıl içinde bu aks üzerinde gerçekleşen tutulmalar ne 1995-97 yıllarındaki tutulmalara benziyor, ne de 1976-78 yıllarındakine.

Benzer tutulma en son 1967-1968 yılları arasında gerçekleşmişti.

Tarihe dönüp baktığımızda bu serinin benzeri niteliği taşıyan tutulmalarda, din ve otorite savaşının hüküm sürdüğünü ve önemli siyasi-politik gelişmeleri de beraberinde getirdiğini söyleyebiliriz. Dikkat edin her ne kadar din savaşlarının ya da politik savaşların başlangıcı gibi görülse de esas olan otorite savaşı-esas olan birinin diğerine egemen olma savaşıdır. Bu savaşlar uğruna din de kullanılmıştır, düşünce de, özgür inançlarda.

Yani esas problem dinin varlığı yada inançların farklılığı, uygulama yöntem farklılıkları da değil, esas problem bu farklılıkları belli bir kalıba sokmaya çalışanların, düzenleme yapan organların diğerleri (diğer bir deyişle risk olarak gördüğü kişiler) ile savaşıdır.

Hep önemli çıkışlar yapılmıştır bu dönemlerde ve yapılan çıkışlar mutlaka diğerlerinin sürecini de etkilemiştir. Bir dönem çıkış yapan, bir sonraki dönemde çıkış yaptığı kişinin baskısına maruz kalmıştır. Eeee sistem torpil geçmiyor. Hangi taşı oynattıysak illaki onun altında kalıyoruz. Bu nedenle şu tarihte şu olmuş, bu tarihte bu olmuş, aynı şeyler yine olacak, efendim savaş çıkacak vs. demek fazla Amerikan bilim-kurgu filmlerine maruz kalmanın sonucudur :)

Evet tarihe baktığımızda bunlar olmuştur. Ancak bunlar kendi kendine oluşmamıştır. Bu olayları Tutulma başlatmamıştır. Tutulma enerjisini yanlış kullanmış kişi ya da kişilerce başlamıştır bu olaylar. Kendini bilmeyen, bilmek istemeyen, hırsının kölesi olmuşların sebep olduğu olaylar zinciridir. Enerjisini doğru kullanan, aynaya bakmayı ihmal etmeyen biri başlatamaz bu yıkımları ve savaşları öyle değil mi?

Tamamlanma ve başlangıç dönemleridir bu zamanlar. Yanlış tamamlanmalar, yanlış başlangıçları getirmiş ve bu böyle sürüp gitmiştir. Doğru tamamlanma, doğru başlangıcı da beraberinde getirir. Doğru başlangıcın da falancı topluluk, feşmekancı gruba, değil tüm insanlığa faydası olur.

Uzun lafın kısası yaptığınız başlangıç, salt bireysel yararınıza olmasın. Bir şeyleri görmezden gelerek yanlış ata oynamayın yeter. Tutulmanın değinmek istediği de budur!

Gelelim bu Ay Tutulması bize neler söylüyor. En başta değindiğim gibi Ekim 2013 yılından bu yana geçen bu süre zarfında hayatınızda neler değişti, neler gelişti, nelerde sınıfta kaldınız, bunlara bir göz atıp bir artı eksi hesabına girişin. Korkmadan, çekinmeden, aynaya bakarak, olana bakarak yapın hesabınızı. Düşman bellediklerinizi, neden düşman bellediniz buna bakın mesela.

KENDİMİZİ BİR BAŞKASININ GÖZÜNDEN GÖRME ZAMANIDIR BU ZAMAN. VE BİR BAŞKASINI KENDİ GÖZÜMÜZDEN GÖRME ZAMANI.

Tutulma 7.evde gerçekleşiyor ve test yine ilişkiler üzerinden yürüyor. Sadece karıkoca ilişkileri değil bahsettiğim. Ben kavramı ve ben kavramının dışında kalan tüm kişi ve gruplarla ilişkilerimizdir. Bir çoğumuzu, özellikle Koç-Terazi Aksının ilk 8 derecesi üzerinde gezegeni olan herkesi nasibince etkileyecek bu tutulma. Yarından itibaren 6 aylık dönemde hayatınızdaki enerjilerin, akışın yön değiştirmeye başladığını gözleyebilirsiniz.

Bazı ülkelerin süreci çok büyük etkilenecek, olayların gidişatının değiştiğini şaşkınlıkla izleyebilirsiniz. Hem 13 Eylül tutulması,  hem de 28 Eylül tutulmasının ülkeler bazında ayrı bir değerlendirmesini yapacağım başka bir yazımda. Üzerinde yaşadığımız topraklara  gelince belki ona da değinirim bu ülkeler yazısında fakat çok olumlu şeyler beklemeyin derim.

Aaa psikolojimi bozdunuz, aaa felaket senaryoları yazıyorsunuz, aaa korkutuyorsunuz vs diyenler bi zahmet okumasın yazılarımı. Pembe roman yazarı değilim, onu baştan söyleyeyim :) Felaketlerin alt yapısını da ben hazırlamadım. Olumlu öngörülerimde gösterdiğiniz davranışları, duymak istemediğiniz şeyleri duyduğunuzda da göstermeniz dileğiyle :)

Ayrıca evrensel yasalar gereği alt yapısı önceden hazırlanmış bir olayı olumlu düşünce ile engelleyemeyiz. Yapılacak tek şey sonuca razı olmaktır. Sonuçtan sonraki adımları doğru şekilde atmaktır. Bu da bireysel sorumluluk derecemize bağlı bir iş :)

Ne demiştim, kendimizi bir başkasının gözünden görme zamanıdır. Son dönem hayatımızdaki dönemeçler, sonuçlar ve geldiğimiz nokta için son kavşaktayız. Ya birilerine küfretmeye devam edeceğiz ya da kendimize onların düzleminden bakacağız. İşte yapacağımız tüm bu bakışlar hayatımızı, eşimizi, işimizi, durumumuzu sorgulamaya sevk edecek bizleri. Yorgunluklarımızı fark edeceğiz bazılarımız ve yorgunluğumuzu hazırlayan davranışlarımızın prensip ve standartlarındaki açıklarla yüzleşeceğiz. İçinde bulunduğumuz durum, bizi tatmin etmeyen sonuçlara incecikten bir el atacağız şimdi. Seçimlerimizin sonucunu ve sonucu gelen noktayı seçmemize götüren yoldaki eksikliklerimizi de fark edeceğiz.

Dışarıdan bakıldığında 10 numara evlilik profili çizen bir dostum geçenlerde, eşinin artık kendisi için uygun olmadığını, aslında ihtiyaç duyduğu şeylerin farklı olduğunu ve kocasının bu ihtiyaçları karşılayabilecek alt yapısı olmadığını farkettiğini söyledi. Öte yandan diğer eşte, karısının halini anlattığını bilmeden benzer kelimeler kurdu. Ve birazcıkta birbirlerine kızarak, bazı cümlelerde de suçlayarak ifade ettiler hayal kırıklıklarını ve sıkıntılarını. Neden onu seçtin sorusunu sorduğumda ” Ama o zaman o böyle değildi ki, sonradan böyle oldu” cevabıyla karşılaştım.

Aslına bakarsanız herkes başında da öyleydi, ama kırılmasın gücenmesin adına yapılan fedakarlıklar, bazı durumda manipülasyonlar aslında başında da kişinin öyle olduğunu görmesini engellemişti. Beklentileri beraberinde getirdi bu aman kırılmasın diyerek yapılan davranışlar. Takdir edersiniz ki sonrası görev olmuştu artık. Dolayısıyla çok bilincinde olmadan yaptığımız seçimlerin sonucu bu tutulma zamanı kendini belli edecektir.

Sonuçlar kızgınlık, hayal kırıklığı yaratıyorsa ve bu kızgınlıklarımızın, hayal kırıklıklarımızın ağından çıkamazsak ne kendimizi ne de karşımızdakini net tahlil edemeyiz. Tutulmadan avantajla çıkmak içinse bu tahlillere ihtiyacımız var. Çünkü kendi kişilik yapımızdaki bir hatayı göremezsek onu yeniden düzenleme şansımız da olmayacaktır. İşte bu tahlil sürecinde kendimize, hem kendi gözümüzden, hem karşımızdakinin gözünden bakmak bu güvenlik açıklarının fark edilmesinde oldukça işinize yarayacaktır.

Acımak-kurtarmak, uzlaşmak amaçlı yaptığınız 2013’ten bu yana seçimler – ki bireysel harita da daha önceki bir zaman dilimini de işaret edebilir-elinizde patlayabilir. Bu noktada başkalarını, kendi anlattıkları düzlemden, çizdikleri profilden bağımsız bir gözle, kendi gözlerinizle görmeye çalışın. Sorumluluk alın, sorumluluk almayana da acımayın! Siz kimsenin kurtarıcısı değilsiniz. Kurtarmanız gereken tek kişi kendiniz. Kendinizi kurtarın, kendinizi değiştirin ki, dünya değişsin :)

İlişkilerimiz boyut değiştirecek, çoğu birliktelikler, ortaklıklar, yarenliklerde değişim başlayacak yarın takibinde 6 ay içerisinde. Kendine bakabilenlerimiz, sorumluluk alabilenlerimiz yol arkadaşlarını değiştirmeden ilişkilerinin niteliğini değiştirecek gelişmeler yaşayacaklar. Aynaya bakamayanlarımız, değişmeyenlerimiz keskin yol ayrımına girecek, yol ayrımlarıyla birlikte birazcıkta mecburi bir değişim rüzgarı içerisine girecekler.

O yüzden şapkanızı önünüze alın ve ”ben bu durumdaysam bunun sorumlusu benim!” deyiverin kendinize. İnanın bu ” ben doğru bir adam olsaydım şu an bu durumda olmazdım” bilincinden daha sihirli bir güç yoktur sizi içinde bulunduğunuz zor koşullardan ve durumdan kurtaracak. Bu kelimeyi söyleyin ve işi orada bırakmayın. Daha aydınlığa çıkmak için sorumluluğunu aldığınız herşeyin hakkını vererek adım atın! İşte bu noktada ne tutulma sallar sizi ne felaketler. Alnınız açık, başınız dik koyulursunuz yola :) Öperim hepinizi sevgilerimle…

Tutulmada zorlanacaklar

25 Eylül-1 Ekim arası doğumlu Terazi burçları

23-29 Aralık arası doğumlu Oğlak burçları

23-29 Haziran arası doğumlu Yengeç burçları

Tutulmada en çok fayda görecekler

22-28 Mart arası doğumlu Koç burçları

24-31 Temmuz arası doğumlu Aslan burçları

24-30 Kasım arası doğumlu Yay burçları

Tutulmada normal fayda görecekler

23-29 Mayıs arası doğumlu İkizler burçları

23-28 Ocak arası doğumlu Kova burçları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

16 − 15 =