22 Kasım 2014 Yay Burcunda Yeniay

sag_milkyway

22 Kasım 2014 Cumartesi günü TS ile yaklaşık olarak 14:33 civarı Yay Burcunun 00 derecesinde bir Yeniay gerçekleşecek. Anın haritasında Koç burcu 21 derecede yükselirken, Terazi burcu 21 derece alçalıyor. Güneş, Ay ve Venüs 8.evde kavuşarak 5.evdeki Jüpiter’e, 11.evdeki Neptün’e ve 12.evdeki Chiron’a kare çekiyor. Venüs aynı zamanda Uranüs’e üçgen açıyla eşlik ederken, Uranüs’te Kuzey Ay Düğümüyle zıtlaşmış durumda. Yeniay Arcab sabit yıldızı ile kavuşuyor, Alcyone sabit yıldızıyla karşıt açı kuruyor. Satürn Algol sabit Yıldızıyla karşıt açı kuruyor ama aynı zamanda da Yeniay enerjisine 4 derecelik açıyla eşlik ediyor diyebilirim. Gelelim bu durumun bireysel haritalarımıza yani hayatımıza yansımalarına :)Yeniay başkalarının kaynaklarını, ruhsal ve fiziksel yeteneklerini ve başkaların değer yargılarını temsil eden 8.evde oluşuyor. Yeniay için zorlu bir ev bu ev zira çürümenin evinde Güneş ve Ay zararlı çalışır. Yeniay ve takip eden 10 günlük süreçte dikkatimiz ortaklaşa paylaşımlarımızda, başkalarının sahip olduğu kaynakların ve onların sahip olduğu değerlerin ortak paydamıza uygun ya da yeterli olup olmadığında olacak. Ancak Güneş ve Ay’ın Jüpiter – Neptün ve Chiron gibi kişisel olmayan gezegenlerle girdiği gergin açı, ortak paylaşım konusundaki başarısızlıklarımıza neden olan çürümüş alışkanlıklarımızı ve kişisel savaşa neden olan egocuğumuzu temizlemeyi takiben önümüzün açılabileceğinin göstergesi. Hayat ortaklarımızla, finansal ortaklarımızla, aile bireylerimiz ve topluluklarla yaşayacağımız olumlu ve olumsuz olaylar kişisel dönüşümüzde bir kilometre taşı olmaya aday bir zaman dilimi hepimiz için.

Bir olabilmek maharet, ancak temelde sağlam bir benlik altyapısı oluşturmak kaydıyla :) Ne kadar sağlam bir ben oluşturursak o kadar sağlam birlikler, ortak paydalar oluşturabiliriz. Bu yeniay ihtiyaçlarımız ve ihtiyaçlarımızın karşılanma biçimine odaklı olacağımızdan, yaşamamız muhtemel olan pozitif ya da negatif olaylar vasıtasıyla dönüp dolaşıp yine kendi içimize bakacağız. Sınır adabımız testen geçiyor :)

Yargılama, hareket konusunda aşırı taşkın tavırlar, sınır abadınını aşan davranışlar, yüzeysel ve üstünkörü yaklaşımlar, genişleyen ego, gurur, kibir, abartı başımızı yeterince ağrıtabilir. Kendimizden beklememiz gereken adabı başkalarına beklenti ile yüklemek hayal kırıklıklarını beraberinde getirebillir. Ay’ın açıları hislerimizden aşırı derecede etkilenmeye meyilli enerji taşıyor hayatımıza. Bu nedenle yaşadıklarımızı kazanç/kayıp – varlık/yokluk düzleminde değerlendirmeye yatkın olabiliriz. Bu yatkınlıkların enerjisiyle olaylara aşırı duygusal ya da aşırı kontrolcü davranmak her zamankinden kolay. Ama aslolan oluşan durumun hikmetini, kişisel düzlem yerine kendi gerçekliği içinde ve kendimizi tahlil ederek doğru cevaplara ulaşmak.  Bu nedenle gerçekçi olmayan beklentilerimizle ilgili hayal kırıklıklarına dikkat edelim. Eğer iğneyi kendimize batırıp azıcık etimizi kanırtmazsak evrenin bize fısıldamaya çalıştıklarını da duyamayız. Durumları lehimize çevirmeye, illede çevirmeye odaklı hareket edersek fısıltıları duyamayacağımız gibi, sonradan yüzümüzün kızarmasına neden olabiliriz. Duygusal güvenlik arayışı had safhada olacağından ilişkide bulunduğumuz hayat ortaklarımızı zorlayıcı, tahakküm edici davranabiliriz.

Özellikle ev ve aile ile ilgili paylaşımlar, alma verme döngüsü çevresinde pek olumlu gitmeyebilir. Aile bireyleri ile lişkileriniz patlak verebilir. Bazılarınız, kendi değerinizi oluşturmadan aile bireylerinizden bir ya da birkaçının değerlerini oluşturmaya odaklanmasının bedelini ödeyebilir. Yani VEREREK varlığını sürdürenler, verdiklerinin maraz olarak geri döndüğünü farkedebilirler :) Bu durumda olanlarınız ”aşırı duyarlılığa” neden olan kişisel zaaf ya da yetersizlikleriyle yüzleşebilirlerse, bu konuda başlangıçlara bağlı kalırlarsa,  durumdan karlı çıkabilirler. Bazılarınızsa hep alan tarafta olmanın bedelini artık alamayarak çekmeye başlayacak. Bu durumda olanlarınız ise duyarsızlıklarınıza ve duyarsızlıklarınızın altında yatan aşırılıklarınızla yüzleşip artık yöntemlerini, yollarını değiştirebilirlerse başarı şanslarını yükseltmiş olurlar :)

Bir olabilmek için kişisel değerlerimizi, bizi biz yapan özelliklerimizi korurken aynı zamanda karşımızdakinin de kendisini kendisi yapan değerleri oluşturmasına (bilinçsiz şekilde) yardımcı olmak esas görevimizdir. Kendi değerlerimizi oluşturarak diğerinin gelişimine katkıda bulunakla, ona doğrudan şekil vermeye çalışmak arasında hassas bir çizgi vardır buna dikkat edelim. Çünkü ilişkiler değişim için katalizör görevi görür ve bir döngüde hayatımıza giren kişi ile eş zamanlılık oluşmazsa kişi bir süre frekanstan düşer. Düşmesine izin vermezseniz sizde frekansınızı yükseltemezsiniz. Eğer başkaları vasıtasıyla yaşadığınız döngülerde içgüdüsel olarak sağlıklı bir yıkım takibinde sağlıklı bir yapılandırma yapmazsınız da siz onun frekansından düşersiniz. Evliliklerin, ortaklıkların, paylaşımların bir süre sonra içinin boşalmasının, parçalanmasının esas nedeni de budur. Eğer egomuzun sınırlarını kırıp, bizi dibe çeken değer yargılarımızdan özgürleşmezsek, gerçek bir BÜTÜN olamayız. Bu nedenle temelde çocukluk döneminde ve sonrasındaki ilişkilerden kaynaklanan karanlık tarafımızla yüzleşmek ve buna paralel hareket etmek, başkalarına şekil vermeye çalışmaktan daha çok kaliteli hayat yaşamamıza neden olabilir. Durumu kişiselleştirmek, aynaya bakmadan dışarıyı gözlem sevdasına kapılmak işi ancak daha içinden çıkılmaz bir hale getirecektir… Bazı ortaklıklar ilişkiler, bu nedenle, değişim göstermediklerinden dolayı sonlanabilir ve yepyeni başlangıçlar başlayabilir.

Daha ufacık bir çocukken ebeveynlerimizin birinden aldığımız ” sen büyüksün, idare edeceksin, bir büyük gibi davranacaksın” sözlerini düstur edinerek hep vermiş, verdikçe vermiş ve verdikçe kendimizi paçavraya çevirmiş olabilir miyiz?

Ya da ablamıza-abimize yapılmış aynı telkinlere sırtımızı dayayıp nasılsa bir idare eden var deyip tembelleşmediğimizden emin miyiz?

Her durumda içsel gelişimimize odaklanmak, yaşadıklarımızı dikkatle düşünmek, soğukkanlı olmaya çalışmak işimizi kolaylaştırabilir. Ancak tepki vermeye odaklanmak, kişiselleştirmek, hırs ve ego tatminine odaklanmak, zihinsel huzursuzluğu dikkat çekerek doldurmaya çalışmak, aşırı hassas düşünmek, kurban-kurtarıcı yanılsaması düzleminden durum tahlili yapmak, başkalarını korumaya kollamaya çalışmak, saldırı yoluyla güç savaşına başvurmak durumu sadece ve sadece içinden çıkılmaz bir hale getirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Sınır adabını öğrenmedikçe bu işi kotaramayız sevgili dostlar.

Bu dönemde;

Her hıyarım var diyene, elinizde tuzla yetişmeyin.

Hıyarım var, tuzum yok! tuzuda evren versin dimeyin.

Kaldırabileceğinizden daha fazla yük yüklemeye çalışanlara şöyle ufaktan yolu verin.

Kaldırabileceğinden fazla yük yüklediğiniz kişilerin üzerinden kendi payınıza düşen kadarını bir zahmet alıverin.

Haddinizi bilin, had bilmeyene de ufaktan haddini bildirin.

İlla taraf olmaya çalışmayın, çalıştırmayın!

Kendi değerinizi abartmayın.

Her ne yaşarsanız yaşayın, sınır adabına sadık kalın. Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyleri siz de başkasına yapmayın!

Düşmanı dışarıda aramayın, hakettiğinizi düşündüğünüz şeylere ulaşamadığınız için başkalarını suçlamayın, neyi eksik veya fazla yaptığınıza bakın. Dahası eksiğinizi tamamlayıp, fazlalarınızı da azcıcık törpüden geçiriverin.

Evvveeeeet, Efem değişken burçların ki, bunlar ikizler, başak, yay ve balıktır, ilk 10 derecelik dilimi içerisinde kişisel gezegeni olanlar ilk etapta etkilenecekler. Tabi bu gezegenlerin bireysel haritalarınızdaki olumlu ya da olumsuz kombinasyonları, yaşamanız muhtemel olan olaylar hakkında bilgiler verir.

Genel olarak Ateş grupları ile Yay burçları olumlu anlamda etkilecek gruptur ancak Doğum haritanızdaki açılarınız gerilimliyse, kayıplar yaşayabilirsiniz. Ancak endişelenmeyin eğer değerlendirmedeki bilgileri sağlıklı şekilde hazmederseniz yepyeni başlangıçlar yapabilirsiniz. Toprak grupları bireysel gelişimlerine göre yeni adımlar atabilirler !

Neyi hakediyorsunuz? Hakettiğinize neden erişemiyorsunuz? Bu soruları biraz kendinize sorun emi canlarım. Sormak yetmez! Cevabı bulun ve fazlalıklardan özgürleşin. Evren boşluk sevmez illaki doldurur :) Öperim hepinizi… Sevgilerimle….

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 + 1 =