16 Haziran 2015 İkizler Burcunda Yeniay

16-haziran-2015-ikizler-burcu-yeniayi

Sahte benliğin ötesine gittikçe, ansızın sonsuz bir gökyüzünü keşfedersin. Bazısı ona Tanrı dedi, bazısı Brahma ama en iyi sözcük Mahavira ve Gautam Buda tarafından kullanıldı: onlar ona moksha dedi. Moksha “tam özgürlük” demektir; seni bağlayan her şeyden özgürlük, sahte olan her şeyden özgürlük, ölecek olan her şeyden özgürlük. Ve sen sahte ve ölecek olan her şeyden özgürleştikçe ansızın ölümsüzlüğün kapısı sana açılır.

OSHO

16 Haziran 2015 Salı günü TS ile 17:06’da İkizler burcunun 25 derecesinde Yeniay geçekleşecek. Yeniay 8.evde gerçekleşiyor, 5.evdeki Uranüs, 9.evdeki Jüpiter’e sektil. Jüpiter Aslan burcundaki Juno’ya doğru yaklaşıyor. 19 Mayıs’taİkizler burcunda gerilemeye başlayan Merkür, 11 Haziran’da düzelerek, bu yeniayda gölgeli dönemden tamamen çıkıyor. Yükselen Yöneticisi Yeniayla kavuşumda ve o da 8.evde. Yeniay 8.evde :) Banane, beni ne ilgilendiriyor DİYEMEYECEĞİMİZ bir kapı açılıyor önümüzde. Yaşadığımız durum, yoksunluk, sıkıntı, karmaşa, çözüm bekleyen ancak bizim pekte içinden çıkamadığımız, nereye nasıl kaldıracağımızı bilmediğimiz durumlarla ilgili, elimizi taşın altına koyacağımız bir zaman bu.

Sıkça kullandığımız bir cümle vardır. Özellikle de toplumsal ilişkilerimizde hayal kırıklıklığına uğratıldığımızda ya da eğilimlerinden pek hazzetmediğmiz birileriyle bir araya geldiğimizde. Bildiniz mi?

” O aslında ÖZÜNDE iyi bir insa ama…….! ”

Çoğu zaman kollektif alanda uyum ve uzlaşma yaratamadığımızda da aynını deriz. ”Durum aslında ÖZÜNDE iyi bir şeye hizmet ediyor, biliyorum, ama….!”

Peki ağızlarımıza pelesenk ettiğimiz ve her şeyin içine bol miktarda kattığımız bu ÖZ nedir? Bir şeyi oluşturan özelliklerin tümü mü yoksa en dipteki, en merkezdeki noktası mı?

Aslına bakarsanız ÖZ: İnsanı insan yapan, diğerlerinden ayıran, tabiri caizse nev-i şahsına münhasır yapan özelliklerin tümü, yani bütünüdür. Tıpkı bir kitabın konusu gibi. Kitap ne anlatıyor işte ÖZ budur! Kitabı kitap yapan her kelime, her satır, kullanılan her türlü ebedi teknikler o kitabın özünü oluşturmaktadır.

Çoğumuz, dışımıza yansımayan konularda bile ”Aslında ÖZÜNDE çok iyidir” gibi kelimeleri sıklıkla kullanırız. Ancak diğer bir taraftan bakıldığında, insanın içinde ne varsa zahire yansıyanın da o olduğuna inanırız. Hatta bununla ilgili birbirimize laf giydirmek, ya da işittirmek için kullandığımız bolca özlü söz var :)))))  Misal Mevlana’nın;

”Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et; Çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar” sözü.

Hem dışarıya yansımayan bir şey için ÖZÜNDE olduğunu iddia eder, hem de İÇERİDE ne varsa DIŞARIYA o YANSIR deriz :))))) Bu ne yaman çelişki değil mi?

Eğer ÖZÜMÜZÜ zahire yansımayan çok derinlerde yerde bir nokta olarak algılarsak, dışarıya yansıttıklarımızın çoğu Öze ait değilmiş zanına kaptırabiliriz kendimizi. ÖZ bizi biz yapan herşey olabilir mi? Bazen kızgınlığımız, bazen sevecenliğimiz, bazen melankolimiz, bazen akılsallığımız, korkularımız, inançlarımız yani herşey. Zahire hiç yansımayan( belki de az yansıyanlar da dahil edilebilir buna) birşey, ona ait olamaz!

Sürekli yalan söyleyen bir insanın  yalan söyleme oranı ile sıkıştığında mecburen yalan söyleyen bir insanın yalan söyleme oranından bunu tesbit edebilirsiniz.Yalana eğilim gösteren kişi, özde yalana yatkın olduğundan her anını bir yalan üzerine kurabilir. Ancak Özde yalana yatkın olmayan bu kadar sıklıkla kullanmayabilir.

Buraya neden bu kadar önem veriyorum bu yazıda söyleyeyim. O aslında ÖZÜMDE yok, bu aslında ÖZÜNDE yok diyerek özümüzü kirletiyoruz da ondan! Sadece kendi ÖZÜMÜZÜ değil, başkalarının da kendi ÖZÜNÜ kirletmesine çanak tutuyoruz. Maske takıyoruz çünkü! Her ana her duruma göre birer maskemiz var. Ve bu maskeleri takmaya devam ettikçe, maskeler oluyor artık ÖZÜMÜZ !!!

Korkularımız, dirençlerimiz, arzularımız ve kontrol kaygımız bu Yeniayın projektörü tuttuğu yer. Boyun eğmediğimiz, olanı kabul etmediğimiz alanlarda, artık kollektif gerçeği kabul etmek durumda kalacağımız bir zamandayız. Öyle ya da böyle başımıza geleni olumlu/olumsuz farketmez kabul etmemiz gereken bir süreçteyiz. Özümüzde yok diye direttiğimiz bu, korkularımız, dirençlerimiz, arzularımız yada kontrol kaygımızla yüzleşmeliyiz. Yüzleşme eylemimiz o korkudan, bu kaygıdan arınmamıza vesile olabilir. Çünkü bizi ağına alan hangi eğilimizse onu biz yapıyoruz, biz var ediyoruz, biz besliyoruz. Ve istisnasız beslediğimiz şeyin kurbanı da biz oluyoruz. Herkes alıp yürüyor, bir bazıyoruz biz hala hayali canavara üztün gelmeye çalışıyoruz

Duymak istediğimiz ,ancak duymak ve görmek istediğimizin tam tersi olarak bize sunulanlar, soframızın nasibi dostlarım. İşte tam bu bu an bu noktada, ilmek ilmek ördüğümüz korkumuz, kan ter içinde inşaa ettiğimiz negatif arzularımızdan özgürleşmemize neden olacak. Kabul etmediğimiz her gerçekse daha büyük sorun ve çözülmeyen iş olarak dönem dönem ve her defasında büyüyerek soframıza gelecek.

Bu yeniay korkularımız, çıkarcılığımız, arzularımız gibi zayıf yönlerimizi güçlendirme zamanı. 2 haziran’da civarı başlayan, fakat kabul etmek istemediğimiz alanlarla ile ilgili yeni adım atma zamanı. Güvenli alanlardan, gizemli denizlere yelken açma zamanı bir nevi.

8.evden kaçış olmaz canlarım. 8. ev sonbahardır, yaprak dökme zamanıdır. Eskiyen yapraklar gidecek ki yerine yepyeni yapraklar gelsin. Bahar canlansın. İlla yaprak dökmek zorunda mıyız canım?????? :) Evetttttt! Doğa dengesini böyle kurmuş, sistem böyle yapacak birşey yok :))

– İnatçılık, tek taraflı düşünme

– Eleştirileri kişiselleştirme

– Haklı olma, istediğini  almaya takıntı

– Mucize bekleyerek o durumdan kurtulma eğilimlerimizi törpülememizde yarar var.

Teslimiyet, açıklık, yeni bakış açıları, yeni yöntemler, dürüstlük, esneklik hepimize çok güzel başlangıçlar sunacak. Bir mucize beklemeyin, insanların sizi anlamasını istiyorsanız, kendinizi ifade edin. Anlayamıyorsanız, insanlara kulak verin. Karşınızdaki insanın yoksun bıraktığını iddia ettiklerinizi siz yaratmaya koyulun. İnsanları ve durumları zorlamayın. Bugün BANANE demeyin. Bu benim meselem ve bu durumu düzene sokacak olan BENİM deyin. Ben mucizeyim deyin ve evrenden beklediğinizi, kendi ellerinizle parça parça nasıl inşaa edebileceğinizi görün. Bunu yaparken de sadece kendi durumunuzu, kendi çıkarlarınızı düşünerek hareket etmeyin! Hepimiz birbirimize görünmeyen bağcıklarla bağlıyız. Bugün beslediğimiz ve başkasını sokmasına göz yumduğumuz yılan, yarın o kordondan geri dönerek bizi de sokar. Uzlaşı rehberiniz olsun. Öperim hepinizi sevgilerimle :)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

18 + 14 =