Saros Döngüsü – Başak/Balık Ekseni

 Karanlığa Küfredeceğine Kalk Bir Işık Yak —-Konfüçyüs—-

Ay düğümleri Terazi/Koç aksından Başak/Balık eksenine kaydı. Astroloji bilenlerin çoğunun aşina olduğu bir kavramdır Ay Düğümleri. Ruhumuzun evrimine ve hayat içindeki yolculuğumuza rehberlik eden matematiksel noktalar olduğunu söyleyebiliriz.

Şöyle ki, Güneş Yörüngesi ile Ay yörüngesinin kesiştiği noktalar Ay Düğümleri olarak kabul edilir ve 180 derece karşılıklı çalışır bu noktalar. İçinde bulunduğumuz zaman diliminde Kuzey Düğüm Başakta olduğundan, Güney Düğümde Balık burcunun aynı derecesindedir. Üstte çizdiğim resme bakarak daha net algılayabiliriz düğümlerin mantığını.

Gezegenler Zodyakta saat yönünün tersine ilerler. Fakat bu saat tersi yönü Ay Düğümleri için geçerli değildir. Güneşin kütle çekim etkisi nedeniyle, saat yönünde ilerler ve bir burçtaki turunu yaklaşık olarak 631 günde tamamlar ki, bu yaklaşık olarak 1 yıl 8 ay  civarına tekabül eder. Bir zodyak tam turunu ise yaklaşık 6.585 günde (18 yıl 11 ay) tamamlar.Bu 18 yıl 11 aylık döngüye Saros Döngüsü denir.

Bu nedenle her 18 yıl 11 ayda bir Saros Döngüsü kapanır ve yeni bir Saros Döngüsü başlar. Yeni Başlayan Saros Döngüsü 18 yıl 11 ay öncesine benzer nitelikte konular taşır hayatımıza.

12 Kasım 2015 saat 03:05’te Kuzey Ay Düğümü Terazi Burcundan Başak Burcuna geçti. Bu seyir 9 Mayıs 2017 saat 21:29’a değin devam edecek. 

Nedir Bu Ay düğümleri teknik olarak bunu açıkladım az önce. Gelelim esas manasına.

Hepimiz yeni Doğmuş çocuklar gibi taptaze varlıklarız. Yaşamın içinde öğrenerek, gelişerek büyüyoruz. Paylaşmak misal! Paylaşmak kavramı , hayatın sahnelerinde yaşadığımız olaylar vasıtasıyla, öğrenerek bilinçaltımıza yerleşiyor. Bir bebek nasıl yürümeye geçmeden bir takım evre ve aşamalardan geçiyorsa, olgunlaşmış insan da aynı aşamalardan geçerek öğreniyor. Önce apalama, popo üzeri hareket etme, emekleme, iki ayak üzerinde durmaya çalışma ve yürüme… Çocuk her bir safhada deneyerek hareket ediyor. Ayağa kalmaya uğraşan miniklerimiz, örneğin masaya dayanarak yapıyor bunu. O masadan aldığı destek, güven duygusu yaratıyor bence onda ve bir süre destek alarak yapıyor bu işlemi. Bu destek safhasında bedenini kontrol etmeyi öğreniyor aslında. Bedenini kontrol etmeyi öğrendikten sonra kendi başına yürümeye başlıyor yumurcaklar. Sonrası malumunuz, tutabilene aşkolsun :))))

Bebeklerin yürümeye başlama zamanı her bir bebekte farklıdır. Kimi yaşı dolmadan yürümeye başlarken, kiminde süreç epey uzayabilir. Hiç düşündünüz mü neden her bebekte aynı değildir yürümeye başlama zamanı? Öğrenme süreciyle alakalı olabilir kanımca. İlk ayağa kalkmaya başlayan bebek düşer ve bir yerini çarparsa, tekrar ayağa kalkmaya korkabilir mesela. İşte bu korku ve korkusunun üzerine gidememesi yürüme sürecini uzatan faktörlerden biridir.

Güney Düğüm zaten bildiğimiz, aşina olduğumuz yöndür. Kuzey Düğüm ise zaten bildiğimizi aktarmamız gereken taraf, bilmediğimiz, öğrenmek üzere olduğumuzdur yöndür. Terazi/Koç Aksına bir örnek vereyim. Kuzey Düğüm Terazi/Güney Düğüm Koçtur. Bu süreçte doğmuş kişinin zaten bildiği Bireyselliktir. Kişi doğasının, yeteneklerinin, kendi bireyselliğinin farkındadır. İşte bu bildiğidir, yani Güney Ay Düğümünün kişinin hayatında işaret ettiği aşinalıklar bunlardır. Kuzey Ay Düğümü Terazi noktası, varması gereken noktadır. Bu durumda kişinin öğrenmesi gereken, işbirliği, diplomasi ve yeteneklerini herkesin mutlu olacağı sonuçlar yaratmaya odaklı biçimde kullanmaktır.

Hayatımızdaki tekrarlayan durumları, Saros döngüleri aracılığıyla hayatımıza taşınan konular sayesinde, çözeriz.

12 Kasım itibariyle, Kuzey Ay Düğümü Başak süreci boyunca en çok etkilenecek kişiler aşağıdadır:

16 Aralık 1959 – 11 Haziran 1961 arasında doğmuş kişiler

6 Temmuz 1978 – 13 Ocak 1980 arasında doğmuş kişiler

 26 Ocak 1997 – 21 Ekim 1998 arasında doğmuş kişiler

Süreç içerisinde dikkat etmemiz gereken en temel husus MAĞDUR bilincidir.

– Mağdur bilincinin yaratacağı geri çekilme,

– Madde dünyasına odaklanamama,

– Özgüven sorunları,

– Bağımlılık yaratacak eğilimler,

– Gereksiz alçak gönüllülük,

– Aşırı hayal kurmak ,

– Gerçeklerden kaçış,

– Aşırı duyarlılık, aşırı şefkat, aşırı bağışlayıcılık,

– Sadece Ruhsal yola odaklanma,

– Aşırı hassasiyet,

– Şimdiye ve buradaki mevcut duruma odaklanamama,

– Kendini Dünya’ya ait hissetmeme (kimse beni anlamıyor hezeyanları)

– Aşırı duygusal vericilik

– Bitmek tükenmek bilmeyen bir Ruh eşi arayışı

– Olaylar karşısında kendini yetersiz hissetmek, ben yapamam inancı

– Sorumluluk alamama( hayır diyememe )

Düğümlerin Güney Kutbundan getirdiğimiz eğilimlerden birkaçı olmakla birlikte, bazılarını dönüştürmek, bazılarını bırakmak durumunda kalabiliriz. Düğümün Güney kutbundan getirdiğimiz, bu eğilimlere odaklanarak yaşamak KURBAN/MAĞDUR kişi olmamıza vesile olabilir.

Ancak bu eğilimleri her türlü aşırılıktan kaçınarak dengelemek ve başkalarına hizmet etmek için kullanmak yararımıza olabilir. Çünkü evrensel sistemin Mağdur ya da Kurban rollerini kabul etmediği süreçteyiz. Başımıza gelen ve bizde mağduriyet yaratacak olaylar sadece ve sadece kalkıp bir ışık yakalım diye gelişecektir.

Sevgilerimle..