Ağustos 2017 Genel Değerlendirmesi

Tutulmalar ayına giriyoruz şu günlerde. Kimi yerde yer sarsıntıları, kimi yerde çeşitli türde yağışlar, kimi yerde yangınlarla devam ediyoruz hayatımıza. Pek alışkın olmadığımız sahneler görüyoruz sosyal medyada ve diğer yayın organlarında. Hal böyle olunca, ister istemez içimizde felâketi yaşıyoruz.  Doğanın konuşmaya başladığı süreçteyiz.  Tüm dostlarıma geçmiş olsun diyorum öncelikle.

Deprem değil bilgisizlik öldürür derler. Sonuçta Türkiye coğrafyası çok etkin olan bir fay hattı üzerine kurulu. Gel gelelim bununla yaşamayı öğrenemedik bir türlü. Ülkemizin Güney Ay düğümü Balık burcunda. Balık burcundan gelen bir eğilimimiz olduğundan mütevellit, yaşadıklarımızın sorumluluğunu almak ve ders çıkarmak yerine çabucak unutmayı tercih ediyoruz.

Hepiniz bilirsiniz, Japonya da konumu gereği depremle yaşayan bir toplum. Ancak insanların 8 üzeri bir depremde bile korudukları sakinliklerine hayranım doğrusu. Tsunami şehre ilerlerken her şeyi önüne katıp sürüklüyor ve insanlarda en ufak bir telaş yok. Onları bizden farklı kılan şey, bu gerçekle yaşamayı öğrenmiş olmaları olmalı ki bu kadar sakinler. En basitinden bizde, sahip olduğumuz eve  bir dask poliçesi düzenlenirken evin değeri üzerinden düzenleyelim anlayışı yok, ucuza gelsin mantığı var.  Hal böyle olunca , allah muhafaza bir felaketle karşılaştığımızda, önceden yaptırdığımız standart poliçe evin bedelinin yarısını bile karşılamıyor. Araba alıyoruz kasko yaptırmıyoruz ya da teminatlarını düşürmeye gayret ediyoruz. Doğa konuşmaya başladığındaki telaşımızda belki bundan oluyor. Hepsi sahip olduklarımızı koruma çabası ya da sahip olduklarımız için endişelenme eylemi. Her şeyi yumurta kapıya gelinceye kadarki zamana bırakmak belki hatamız. İşte Japonya’da bu yok. Adamların yapıları ona göre düzenlenmiş, devletin malı deniz, yemeyen keriz anlayışı yok! Sahip oldukları her şey sigortalı, bunun için endişeleri yok. Yaşam alanlarını bu gerçeğe göre tasarlamışlar, bunun  için de bir endişeleri yok.

Bir de bizi düşünelim, ne kadar eksiğiz bazı konularda. Bazı şehirlerde, sokak aralarından iki aracı geçtim,  bir kamyon bile geçemiyor. Her yer beton, suyu çekecek toprak yok. Nefes almak için gidebileceğimiz park, oturma alanı yok. Olanın da zaten kıymetini bildiğimiz pek söylenemez. Geçenlerde hafta sonu İstanbul’daydım. Bakırköy sahil şeridindeki dumanı görmelisiniz. Piknik yapan, mangal yapan ve çerini çöpünü bırakıp gidenler mi dersiniz, yere çekirdek çitleyen mi dersiniz, yediği şeyin çöpünü kayalıklara atan mı dersiniz… Şahit oldukça nevrim döndü.

Ben Ankara’da yaşadığımdan pek alışkın değilim bu sahnelere. Yaşadığım yerde parklarda mangal yapılmaz. Piknik için alanlar var ve insanlar orayı tercih eder. Parklardaki çimlerin üzerinde gezmemeye özen gösteririz mesela. Bozkırda yaşadığımızdan, yeşile elimizden geldiğince sahip çıkmaya çalışırız Ankara olarak.   İstanbul, zaten sayılı kalan park ve bahçeleri korumak adına daha çaba göstermeli kanımca. Doğa bizim için yaratılmadı, bu nedenle  doğanın dengesini korumak bizim görevimizdir.

Aslan burcu ayındayız. Aslanın doğuştan gelen bir özgüveni vardır ancak gölge yönü de kibirdir. Şimdi kimse çıkıpta ”efendim bende kibir yok” demesin, hepimizde bir parça vardır kibir. İşte sahip olduğumuz kibir, tüm canlı ve ekolojik sistemin bizim için yaratıldığı yanılgısına düşmemize neden olabilir. Ağustos ayı bize, ekosistemin bizim için yaratılmadığını, bizim de o sistemin misal bir karınca gibi eşit paydada bir parçası olduğumuzu ve bunun için sistemi bozmamamız gerektiğini gösterecek ve öğretecek gibi. İçimizdeki ve dışımızdaki evrenle eşit paydada bir olmayı öğrenme yolunda ufak ama etkili adımlar atabileceğiz bu sayede.

Evet gelelim Ağustos ayı genel etkilerine. Ayın iki önemli olayı, 7 Ağustos’ta 15°Kova burcunda gerçekleşecek Ay tutulması ve 21 Ağustos’ta 28°Aslan burcunda gerçekleşecek olan Güneş Tutulması.

Ay tutulması, dolunay zamanında ve Ay’ın düğüm noktalarına yakın olması durumunda gerçekleşir. Ay, Dünya’nın gölgesine girerek, Güneş’ten aldığı parlaklığı kaybeder ve bu olayın sonucunda da Ay Tutulması meydana gelir.

7 Ağustos’ta gerçekleşecek olan Ay Tutulması Kısmi bir tutulma. Yani Güneş, Dünya ve Ay tamamen mükemmel şekilde hizalanmayacak ve Dünyanın gölgesi aydan bir parça alır gibi görünecek. Bu yüzden Kova Ay Tutulmasının etki süresi iki ay belirgin olmak üzere toplamda altı ay diyebiliriz. Kısmi Ay tutulmaları çok baskın olmadığından değişim yavaş ve kendisini çok hissettirmeden gelecektir.

7 Ağustos tutulması, 119 saros seri nolu tutulmadır. Bir önceki aynı seri nolu tutulma 28 Temmuz 1999’da gerçekleşmişti. Bir sonraki tutulma ise 19 Ağustos 2035’te gerçekleşecek.

Güneş tutulması ise, Ay’ın yörünge hareketi sırasında Dünya ile Güneş arasına girmesi ve dolayısıyla Ay’ın Güneş’i kısmen ya da tümüyle örtmesi sonucunda gözlemlenen doğa olayıdır. Tutulmanın olması için Ay’ın yeniay evresinde olması ve Dünya’ya göre Güneş ile kavuşum halinde olması, yani yörünge düzleminin Dünya’nın Güneş çevresindeki yörünge düzlemi ile çakışması gerekir. Bir yıl içinde Ay, Dünya çevresinde yaklaşık 12 kez dönmesine karşın, Ay’ın yörünge düzlemi ile Dünya’nın yörünge düzlemi arasında 5 derece kadar bir açı olması sonucu, Ay her defasında Güneş’in tam önünden geçmez ve dolayısıyla bu çakışma seyrek olarak oluşur. Bu yüzden, yılda iki ile beş arasında güneş tutulması gözlemlenir. Bunlardan en çok ikisi tam tutulma olabilir.

İkinci tutulma olan Aslan burcu Güneş Tutulması, bir tam tutulma olacak. Etki süresi baskın olarak altı ay, toplamda 1 yıl kadar diyebiliriz. Tam Güneş tutulmalarının etkisi çok baskın olduğundan değişim birden gelecek ve hayatımızın ilgili alanlarında kendini doğrudan hissettirecektir.

21 Ağustos Güneş tutulması 145 Saros seri nolu tutulmadır. Bir önceki aynı seri nolu tutulma 11 Ağustos 1999’da gerçekleşmişti. Bir sonraki ise 2 Eylül 2035’te gerçekleşecek.

Bu iki tutulmadan özellikle 145 saros seri nolu tutulmalar kibri, kibir ile yapılan girişimleri ve kibirle yapılan eylemlerin geriye dönüşünü sembolize eder. Kolektif alandaki etkisi, uzun vadeli ve yıpratıcı olaylar taşır hayatımıza.

Ülkemiz Akrep burcu ve Akrep burcunda stelyumu olduğu için 145 ve 119 saros seri nolu tutulmalar ülkemiz açısından da bir hayli önem taşımakta. Sabit burçlardaki tutulmaların üzerimizdeki etkisi bir hayli büyük. Ama 145 ve 119 seri nolu tutulumların etkisi daha büyük. Yer hareketliliği ve doğa olayları ile birlikte çeşitli sıkıntılara işaret etmektedir. Doğanın bizi daha çok düşünmeye, daha çok akılla hareket etmeye ve eylemlerimizin sorumluluğu doğrultusunda yönlendirmeye çalıştığı zamanlardan geçiyoruz. Ayrıntıları Tutulma değerlendirmelerim esnasında vereceğim.

Ağır toplardan Satürn, Neptün ve Pluto bir süredir geriliyor malumunuz. Bu gerilemeye 3 Ağustos günü saat 08:32 sonrası Uranüs de dahil oluyor ve tüm ağır toplar birlikte geriliyor. Bu anlamda doğum  haritasında Satürn, Uranüs, Neptün ve Pluto’su gerileyen için avantajlı, düz olanlar içinse beklemeli bir dönem başlıyor diyebilirim. Tabi süreç, 25 Ağustos’ta Satürn’ün düz seyrine dönüşüne değin sürecek. Yine 25 Ağustos sonrası da Uranüs, Neptün ve Pluto’su gerileyenler için avantajlı bir süreç başlatacak.

Uranüs, şu an anaertik (28°Koç) derecede. 3 Ağustos’ta bu noktadan geri hareketine başlayarak 24 dereceye kadar gelecek. 3 Ocak 2018’de 24 derece üzerinden ileri hareketine başlayacak. 7 yıllık Koç Uranüs döngüsünün son geri hareketini yaşayacağız. Geri sayım başladı, herkes bireysel önlemini alsın. Deprem kuşağı üzerinde yaşıyoruz. Bu gerçekle yaşamasını ne bireysel olarak öğrenebildik, ne de otorite figürleri olayın ciddiyetinin farkında. Önümüzde Ağustos tutulmaları var. Şu saatten sonra herkes bireysel önlemlerini alsın derim. Oturduğunuz semtin görünüşüne falan aldanmayın, sağlam yapı arayışında olun. Depremden korkuyorsanız, deprem hattı üzerinde olan şehirlerde oturmayın. Satın alacağınız, kiralayacağınız mülkün zemininden haberdar olarak karar veriniz. Bakın bu iş ciddi arkadaşlar. Özellikle 2018 ikinci yarısı yer hareketliliği daha artabilir. Şimdiden önleminizi alın. Ne yapabilirim demeyin, yapabileceğimiz çok şey var! Sadece yer hareketliliği değil, elektrikten, hava yolu taşımacılığından gelen sorun ve zararlar ile patlamalar da bu kapsamda değerlendirilebilir.  7 – 8 – 9 Ağustos, 16 – 17 Ağustos ile 24 – 25 – 26 Ağustos bu anlamda etkili tarihler olabilir.

Diğer önemli göksel olay Merkür gerilemesi. 26 Temmuz’da kendi yöneticisi olduğu Başak burcuna geçen Merkür, 13 Ağustos itibariyle 11° üzerinden gerilemeye başlayacak. 28° Aslan burcuna gelip, oradan düz seyrine başlayacak. 5 Eylül Merkür’ün düz pozisyona döndüğü tarih. Bu nedenle 13 Ağustos – 5 Eylül arası önemli kararlar almak için uygun değil, ancak beklemede olan işlerin tamamlanması için uygun bir zaman olabilir. Haritasında Merkür’ü gerileyenler içinse altın değerinde zamanlar başlıyor artık.

Venüs Yengeç burcuna geçiyor Ağustos ayı itibariyle ve 26 Ağustosa kadar burada kalacak. 26 Ağustos sonrası ise Aslan burcuna geçiş yapacak. Venüs Yengeç seyri ile birlikte gökyüzünde Venüs, Pluto ve Jüpiter arasında T-Kare oluşacak. 15 – 16 – 17 – 18 Ağustos günleri T-karenin keskinleştiği günler olduğundan ilişkilerimizde dengede kalmak adına daha çok çaba göstermekte oldukça fayda görüyorum. Sonrasında 24 – 25 – 26 Ağustos’ta yine Venüs ile Uranüs arasında gergin bir kare açı kurulacak. Bir işe, bir girişime ya da bir ilişkiye başlanılmaması gereken zamanlar olabilir bu günler.

Ay geneli için değerlendirme yaparsam, 7 Ağustos’taki tutulma en çok, bireysel haritasında Satürn, Uranüs, Neptün ve Pluto’su gerileyenlere, 21 Ağustos tutulması ise Merkür, Satürn, Uranüs, Neptün ve Pluto’su gerileyenlere yarayacak. Hele ki Merkür’ünüz toprak ya da su grubunda geriliyorsa tadından yenmez :)

Bireysel anlamda hoş, toplumsal alanda gergin bir Ağustos geçireceğiz.

Sevgilerimle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

five × 4 =