5 Temmuz 2020 Oğlak Burcunda Uranüsyen Ay Tutulması

5 Temmuz 2020 Pazar, Güneş gününde TS ile 07:46 civari Venüs ve Merkür saatinin tam kesişim noktasında 13°Oğlak burcunda, serinin son Ay Tutulması meydana gelecek.

Tutulum bir çok sabit yıldızın adeta dile geldiği bir tutulum olmakla birlikte, güçlü yerleşimler sebebiyle de etkisi biraz baskın olacaktır. Normal şartlarda Ay Tutulmaları Oğlak burcunda çok olumlu çalışmaz, enerjisi bir parça depresif olmakla birlikte insanların, kurumların, yapıların arasındaki duygusal anlaşmazlıkları tetikleyecek durumlar taşırlar. Ancak bu tutulumda ne Ay Oğlak burcundaki gibi çalışıyor ne de Uranüs Boğa, alışıldık Boğa bilincinde. Bir parça değişik bir tutulum var önümüzde ve sonuncu tutulum olmasının hakkını veriyor gibi. Yani kapanış iyi yapılıyor sanki.

Bir şeyler değişiyor, değişen şeylerle birlikte biz de değişiyoruz. Özellikle üzerimize Oğlakvari yüklediğimiz baskılar, uygulamalar ve aşırı denetim, bu tutulum ile gevşemeye doğru gidiyor.

Oğlak bilinci hem yazılı hem de yazılı olmayan kuralları yönetir. Sadece aileden gelen kültürel yapılar değil, yaşadığımız yer, ülkeye ait de kurallar vardır. Siz buna isterseniz kültür deyin, isterseniz gelenek, ister toplumun kolektif bilinçaltı fark etmez… İşte ezber ettiğimiz bu kurallar değişiyor artık, yeni bir soluk geliyor bazı şeylere, daha doğrusu getiriyoruz.  

Tutulumun en önemli noktası Oğlak/Boğa’da ki Ay Uranüs 120’liği. Yani bir şeyler oluyor, bir periyot kapanıyor ama ne Oğlak sembolikleri Oğlak gibi ne de Boğa, Boğa gibi… ve bence buna gerçekten toplumsal olarak ihtiyacımız var! Tutulum klasik yöneticisi Satürn Oğlak burcuna geri girerek, 22 Mart 2020’ye kadar ki süreçte gündemimizi meşgul eden konuları yoluna koyarak ilerleyecek.

Tutulum klasik yöneticisi Satürn ve Mars devrede. Diğer yandan tutulum anı enerjilerine baktığımda Venüs ve Merkür sembolikleri dikkat çekiyor. Satürn devredeyse bedeller vardır; Mars devredeyse mücadele… Bu iki birbirinin antitezi olan iki gezegen çatışmalı bir pozisyonda gibi görünse de aslında öyle değil arkadaşlar.

Evet mücadele gerektiren konularla yüzleşiyoruz. Her ne kadar dışarıdaki bir şeye karşı mücadele veriyor gibi görünsek de esasında tüm mücadeleler bilinçaltımızdaki tanımlara/tanımlandırmalara karşı veriliyor. Tutulum aynı zamanda yıl başından bu yana gelen gündemlerimizle ilgili de bir değişim döngüsüne sokuyor bizi.  Ama sembolikler, ne kadar iş o kadar köfte demekte; yani emeksiz yemek yok diyor sanki. Peki o emekleri nasıl veriyoruz? Elbette ezberlediğimiz yöntemlerle değil. Ne Oğlak semboliklerinin aşırı baskıcı doğası ne de Boğa burcunun, ‘’olursa böyle olsuncu’’ garantici yaklaşımları yok gibi. Yani bu iki toprak burcu prensipleri değişik çalışıyor ve risk alıyoruz. O riskler de kontrollü riskler. Şubat Mart ayında yaşadığımız dolunay ve yeniay bölgeleri Mars ve Satürn geçişleri ile birlikte aktive oluyor böylece.

Mars, 9 Şubat Aslan Dolunayını, 24 Mart yeniayını aktifleştiriyor. Satürn de Mart ayındaki sembolikleri. Chiron burada devrede: kendini tanı… kendini kendinde ara… yaşama sevincini, varlığını, hayatla bağlantını fark et ve koru diyor. Herkes kendi hikayesinin kahramanı, aynı zamanda da figüranıdır! Şimdiye kadar kendimize yüklediğimiz anlamlar, kendimizi sıkıştırıp bıraktığımız kurallar-düzenlemeler ve artık mevcut duruma cevap vermeyen geleneksel bakış açımızı güncelleme konusunda destekler veriyor. Destek dersem öyle kendi kendine gelen bir destek değil. Karşılaştığımız krizler aracılığıyla var olan düşünceyi, davranışı değiştirmemize olarak sağlayacak olaylar diyebiliriz. Bakın tamamen yıkan bir görünüm yok burada.  Venüs sembolikleri Satürn ve Mars’la oldukça olumlu bir etkileşimde. Hayatımızın sorumluluğunu aldık mı? İşi kadere bırakıp kendi kabındaki kaçakları tespit etmeyenlere elbette destek yok. Var olan yapının artık bir nevi tadilat gerektirdiğini fark etmek ve gerekli yenilenmeyi göze almaya cesaret göstermek ilk adım.

İşte bu noktada Ay öyle bir noktada enerji veriyor ki baskılayan Ay Oğlak gibi değil- mücadeleye iten bir Ay Oğlak gibi çalışmakta. Şaşırıyoruz… ve Ağustos sonuna kadar da çok emin olduğumuz konularda; işin gerçeğini, kendi gerçeğimizi fark ettikçe de şaşırmaya devam edeceğiz. Benliğimizin gizli kıyı köşelerinde kalmış, serpilmeye, büyümeye fırsat bulamamış ya da gereklilikler nedeniyle baskılanmış yönlerimizi farkettirecek bir süreç var önümüzde. Koşullar ister istemez bunları bulmaya ve tekrar temas kurmaya itecek bizi. Unutulmuş hazinelerimizi hatırlayacağız.

Hepimiz aslında gerçekte olduğumuz kişi olduğumuzu sanıyoruz değil mi? Aslında öyle değil. Yaşadıklarımız, ait olduğumuz yapılar, etkileşimde bulunduğumuz kişiler/kitleler, ailelerimiz, çalıştığımız kurumlar, kendi kişiliğimizin şekillenmesinde çok büyük rol oynuyor ve başka bir şeye benzemeye başlıyoruz. Farkında ya da olmadan başkalarının beklentilerini kendimize anlam olarak yüklüyoruz ve başka bir şeye dönmeye başlıyoruz.

Venüs-Jüpiter/Pluto sembolikleri; ne kendini disipline etmek ne de emek vermek istemiyor, içine dönmek istemiyor, kontrol kurarak o yemeği bir şekilde alacağına inanıyıor. Öyle ya şimdiye kadar işleri böyle yürütmedik mi diyor? Her seferinde bir şekilde işe yaramıştı mantığında! Ancak yemek Satürn’ün elinde ve dersini çalışmayana da o tabağı veresi pek yok.

Jüpiter Pluto kavuşumu bu noktada oldukça önemli, Mart ayında bulamadığınız hazineyi bu döngüde bulma konusunda kolaylaştırıcı etki veriyor. Ama nasıl? Kendine dönüp enerjini içine yönlendirirsen… Kendine yolculuk yapmak, dikkatini kendine vermek… Yeni bir anlayış, yeni bir bakış, yeni bir yapı inşaa etmek gerek artık diyor. Şimdi kendinize sorun sizin şeytanınız hangisi:

  • Aşırı denetim? (Kendi üstünde aşırı baskı kurmak)
  • Aşırı gevşeklik? (Kendine aşırı hoşgörülü yaklaşmak)

Uranüs etkisiyle öyle çok da beklemediğimiz sürprizlerle karşılaşacağız. Tabii bir parça mücadele ederek, kararlı olarak. Şartlar o kadar değişken ki sabah olmayan öğleden sonra olabilir; bugün olmayan bir hafta sonra olabilir. Nedir azizim bu olmazı olduran şey derseniz: yaklaşımlarımız diyebilirim ancak. Çok zor sandığımız şeylerin aslında kafamızda büyütmekten başka bir şey olmadığının farkına varacağız böylece. Yeni bir şey inşaa etmeyeceğiz. Temeli fark edip yapıyı güncelleyeceğiz. Farklı renkler, farklı malzemeler, farklı teknikler deneyeceğiz. Yani bir nevi restorasyon gibi. Hep istediğimiz ama cüret edemediğimiz, bende yok dediğimiz, bilinçli olarak bastırdığımız bir şey aracılığıyla olacak bu.

Tutulum oldukça olumlu yenileyici çalışıyor. İster istemez bir şeyler de değişmeye başlıyor. Doğa da öyle değil mi?

Sonbaharda yapraklar dökülür doğa arınmaya başlar

kışın toprağını besler, su tutar doğa

ilk baharda tohum eker

yaz geldiğinde meyvesini yersin. Her şey bir devinim içindedir ve o devinimle varlığını sürdürmektedir. Bu tutulum da tıpkı doğa ana gibi, bireysel olarak bir çoğumuzun devinim sürecinin önemli kilometre taşlarından olacak. Ancak değişimi kabul etmeyen yapıların bu dönemden pek hoşlanmayacağı kesin 😊

Yine tutulum birçok Kamu Kurumu içinde tasfiye-atanmalara-yer değişimlerine neden olacak. Çok önemli firmalar yapı değişikliğine giderken, bazı yapılar el değiştirecek. Buna sektörel manadaki değişimler de dahil!

Tutulum en fazla Oğlak – Başak – Boğa burçlarının Güneş’i 5° – 20° arasında olanlar ile aynı derece aralığında gezegen yerleşimi olanlar üzerinde etkili olacaktır.

Yengeç – Balık – Akrep  burçlarının Güneş’i 5° – 20° arasında olanlar ile aynı derece aralığında gezegen yerleşimi olanlar da ikincil olarak tutulumdan destekleyici etki alacaklar.

Esen Kalın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

15 − 11 =