5 Ocak 2015 Yengeç Burcunda Dolunay

Yeni yıla 5 Ocak 2015’e Yengeç Burcu Dolunayı ile dolu dizgin başlıyoruz. Yeni umutlar, sonlanmalar, tamamlanmalar ve koskoca yeni bir yıl var önümüzde. Geçtiğimiz yıl bir çoğumuz için epey yorucu bir o kadar da dönüştürücüydü. Bu yıl nispeten daha ılımlı diyebilirim. Amma velakin bu bir yolculuk, her an bir dönüşüm, her an bir başkalaşım taşır hayatımıza. Bu nedenle bittimi diyenler için, nefes aldıkça bitmez diyebilirim ancak. Bunun bir sonu, ulaşılabilecek varış noktası yok. Deprem’e alışmak, depremle yaşamaya alışmak gibi birşey bu :)

Bu sabah Yengeç burcunun 14 derecesinde bir dolunay gerçekleşecek. Pluto ve Uranüs temalı bir Dolunay olduğundan mütevellit hepimizin hayatına önemli enerjiler taşıyacağı kesin. Öncelikle Pluton temalı Dolunay, yeniay ve tutulmalara değinmek istiyorum, zira bu önemli. Pluton temalı tutulma, yeniay veya dolunaylarda karma çalışır. Kazandığınız yada kaybettiğiniz bir şey varsa bu bir önceki döngüde ektiğiniz tohumların sonucudur. Bunu değiştiremezsiniz bu nettir. Tıpkı şu yalancı çoban hikayesi gibi :)

Bazılarınız için epey sert olabilir hakedişler. Özellikle Satürn’ü İkizler, Başak, Yay ve Balık burcunda olanlar için. Natal Satürn’ü, bu burçların özellikle ilk dekanında olan bireyleri temelden zorlayabilir dolunay. Eğer zorlu bir dönemdeyseniz şu sıralar yada son 15 gündür, Natal Satürn’ünüzün derecesine bakmanızda fayda var. Peki baktık diyelim, bitti mi? Tabiiki hayır :) Ne anlatmaya çalışıyor ona bir bakmamız lazım Evrenle işbirliği içinde hareket etmemiz için.  EVREN TORPİL GEÇMEZ!!!

Öncü burçlarda büyük kare kuruluyor Dolunay anında, ev aile, anne-baba, kardeşler, ticari ya da ticari olmayan ortaklıklar hallaç pamuğuna dönmüş durumda. Siz bu karışıklığın içinde olmasanız da illa vardır bir yakınız kardeşiniz, ıdınız, dıdınız…. Ucundan bucağından biryerlerinden bulaşmanız gerekiyordur belki de: BULAŞMAYIN mümkünse… Taraf olmayın mesela… Pluto iş başında, hakediş var kardeşim. Herkesin hikayesi kendine, birilerine torpil geçmek, taraf olmak seni de güçten düşürür unutma. Herkes yazsın kendi hikayesini… Biliyorsan yol göster geç git yürü, ötesine karışma, milleti dipten çıkarayım diye de perişan olma. Vardır herşeyin bir sebebi, bir hayrı.

İlişkiler alanında hayal kırıklıkları, öfke, şiddet patlamaları, sarsıntılar, geçmişten getirdiğimiz hatalı duvarların yıkılmasına neden olabilir Dolunay anında. Alıştığımız düzen sekteye uğrayabilir. Bir zamanlar bana değmiyor diye ses etmediğimiz yılan çıyanlar bizim de etrafımızı sarabilir. İçselleştirmeden üzerimize yapıştırdığımız kavramları sallayabilir kargaşalar. Ben ben ben bana mı nasıl olur hezeyanlarına gark olabiliriz farkında bile olmadan. Egonuz yaşadıklarınızdan almanız gereken dersleri görmenizi engelleyebilir, duygusallığınız karamsarlığınızda, içinizdeki şifa kaynağından uzaklaştırır. 3 Sabit yıldız dolunaya eşlik ediyor ve doğru algıyla hareket edenlere fırtına sonrası yeniden yapılanmada çok büyük evrensel destekler görünüyor.

Eskiden gayet halim selim diye gördüğümüz ablamız, annemiz, bacımız aniden tuhaflaşabilir, bizi illa dediğine getirtmeye çalışabilir, hatta işi abartıp bir de üstü kapalı tehdit edebilir.

Hep saygı duyduğumuz, doğru-yanlış diye ayırmadan yaptığı her eylemin ardına kuyruk olduğumuz babamız, abimiz, kocamız bir bakmışız ki, ablamızla yaşadığımız duruma hakkaniyetle adaletle yaklaşmamış, kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmiş, ederken de bizi paçavraya çevirmiş.

Bu kadar insana neler yapmıştık oysa değilmi? Biz haklı haksız ayırtetmeden arkasında olmuştuk, destek olmuştuk, düşmanlara karşı omuz omuza aynı cehpede savaşmıştık. Hani vefa nerede? Cephemizde kalmışız tekbaşımıza, yanımızda sandıklarımız da geçmiş karşı cepheye. Ne yapacağız şimdi? Hani hep beraberdik, hani biz aileydik, hani biz kardeştik, hani biz karı-kocaydık. Ne oldu  da yanımızda olanlar geçti karşımıza?

Bazılarınızın düzeni bozulur bu dönemde. Bozulması da gerekiyordur ayrıca. Çünkü kan bağından, duygusal bağımlılıklardan öte bir kavram vardır ki adı adalet. Evrensel kanunlar kan bağına göre değil denge esasına göre işler. Eğer kan bağına, gönül bağına kendinizi kaptırarak adalet terazisinin kefesini şaşırırsanız, en yakınınız zannettiklerinizden esaslı bir tokat yersiniz. Aidiyet duygusu nedeniyle anlamadan dinlemeden onayladıklarınız, ait hissettiklerinizin aynı hassasiyeti göstermemesi olayı sonucunda aitlik duygularınızı sorgulamanızı sağlar bu vesile ile :)

Belki de kardeşiniz hep böyleydi de, ucu size dokunmuyor diye ya da kutsal bölge olarak gördüğünüzden fazla irdeleyemediniz kardeşinizi. Belki babanız hep böyleydi de siz onu kutsal ve ulaşılmaz kıldınız zihninizde. Belki de değerli olmak için, belki de onların bir parçası olmak için olmamanız gereken yerlerde oldunuz bu zamana kadar olamaz mı? Şimdi siz de onlardan aynı şeyi istiyorsunuz :) Dedimya bu dönem öyle herhangi bir zaman değil, ektiğimizi biçtiğimiz bir zaman. Öyle onay alacağımızı, sevgiyle yumuşak yumuşak yolalacağımızı sanıyorsak aldanabiliriz birascık :)

Bazılarımızın egosu genişleyebilir ve aşırı talepkar bir tavır takınabiliriz. Sadece takınmakla kalmayıp başkalarını bunu anlamaya ya da taleplerimizi karşılamaya zorlayabiliriz. Bazılarımızsa bu tip zorlamalara maruz kalabiliriz. Her iki durumdada normal alışkanlıklarımızın, davranışlarımızın ya da düşündüklerimizin dışında davranışla düşünmek ve hareket etmek zorundayız. Bunun içinde kendi kanılarımıza pek güvenmeyelim, özellikle de bize dayattırılmış, bizim de sorgulamadan kabul ettiğimiz dahasıda bize ait zannettiğimiz ama esasında başkalarına ait olan kanılarımızla :) Kanılarımıza takıntı, esnekliğimizi kaybettirebilir. Kendi isteklerini dayattıran tiplerin ardına sırf taraf olmak adına kuyruk olmayın. Kendi isteklerinizi elde etmek için inatla, benmerkezci tutuma kendinizi kaptırmamaya çalışın. Sabırsızlık, hemen sonuç beklemek yanlış kararlar almanıza neden olabilir. Her durumda esasında acı veren koşullardan özgürleşme zamanıdır zaman. Bunun için yanlız kalmayı göze alın mesela.

Sadece kısıtlanmaları kaldırmaya odaklanmak süreci kaçırmamıza neden olabilir. Terk-i diyar eylemeye meyletmeden önce bu durumu neden yaşadığımıza, nasıl yarattığımıza bakalım ve bizi nihai sonuca taşıyan bu kendi payımızla hesaplaşalım. Zira sorunları sadece dışsal bir faktör olarak algılar ve sadece bu dışsal faktörlerden uzaklaşmak adına aksiyon alırsak, çok geçmeden başladığımız yere geri dönebiliriz. Eğer sorumluluk alarak hareket edebilirsek ki -Uranüs Pluto karesi ile başa çıkarak bunu yapmak müthiş bir sorumluluk duygusu ile emek ister- süreçten yara almadan çıkabiliriz. Her konuyu, her hususu dikkatle düşünmeli, yapacağımız değişiklikleri derinlemesine değerlendirerek yapmalıyız. Çünkü, şu anda oluşan koşullar, 20 Ocak sonrası gözümüze daha farklı görünebilir. Otoriteyi sağlam temelli bir kavrayışla onaylaMAMAK bilincimizin genişlemesine yol açabilir. Direnmeyin, izin verin, sizden farklı bireylerden fikir alın gerekirse.

Sık sık kendinize aslında kim olduğunuzu sorun.

Hangisinin siz olduğunu sorun.

VE SİZ SİZ OLUN KİMSEYE TORPİL GEÇMEYE YELTENMEYİN!

Ortalık toz dumana bürünmüş olabilir şuan. Birşeyleri net algılayamıyor olabilirsiniz

Bırakın toz önce yere bir çöksün, ardından temizlik yaparsınız. Öperim hepinizi, sevgilerimle….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

five − one =