30 Kasım 2020 İkizler Burcunda Ay Tutulması

Tutulmalar hayat yolumuzun kavşakları gibi çalışırlar. Her kavşak birden fazla seçenek sunar bizlere. Her yol faklı bir istikamete, bir nevi farklı bir şehre yönlendirir bizleri. Bu nedenle hangi yöne gideceğimizin kararı tutulma zamanlarında önemli hale gelir.

2018 yılı Temmuz ayında Yengeç/Oğlak aksında başlayan tutulumlar sahneyi İkizler/Yay eksenine tam olarak teslim etmiş bulunuyor böylece. İlki Haziran ayında başlayan serinin ikincisi 30 Kasım Pazartesi günü gerçekleşecek. 116 saros seri nolu tutulum ülkemizden gözlemlenemeyecek. Bir önceki aynı seri numaralı tutulum ise 20 Kasım 2002 yılında gerçekleşmişti. Bireysel olarak o döneme benzer temalar gündeminizi meşgul edebilir ya da o dönemin devamı/ikinci aşaması niteliği taşıyan kavramlarla karşılaşabilirsiniz.

Tutulum dördüncü evde gerçekleşmekte. Dördüncü evde gerçekleşen tutulumlar daha hızlı ve ani olaylar taşımakla birlikte daha çok geçmişten gelen konuları keskin sonuçlarla kapanışa hazırlarlar.

İkizler tutumları ise sosyalleşme, bilgi ve öğrenmeyle ilgili konular, yakın çevre, arkadaşlar, yardımlaşma/dayanışma ilgili kavramlar taşırlar. Öğrenemediklerimiz karmik olarak tekrar takrar karşımıza çıkar böyle durumlarda. Tutulum yine hızı temsil eden bir takımyıldızda ve aynı zamanda ticaretle ilişkilendirilen Doğunun gözcüsü Aldebaran üzerinde gerçekleşiyor.

Kraliyet yıldızları, doğu-batı-kuzey ve güney olmak üzere toplamda dört tanedir. Bu dört sabit yıldız ”gözcüler” olarak geçer. Doğunun gözcüsü Aldebaran bu tutulumda sahnede olacak. Aldebaran Arapça’da ”İZLEYEN” anlamına gelir.

Bireysel haritada vurgulandığında etkileri olumlu ya da olumsuz olabilir. Ancak genellikle başarı, onur, yükseliş, cesaret getirir. En başta vurguladığım gibi başarı getirir fakat devamlılığı, kişinin yıldız desteğini nasıl kullandığıyla alakalı olacaktır. Salt kişisel çıkarlar, etik dışı hareketler, gücün tek yönlü kullanılması büyük yükselişler sonrası keskin düşüşlere zemin hazırlayan davranışlardır.

30 Kasım tutulumu bu anlamda kimilerine yeni ve parlak başlangıçlar taşırken; gücü doğru kullanamamış kişilere de sert düşüşler, iflaslar, itibar kayıpları, toplumdan dışlanma gibi etkiler de taşıyabilir. Ay tutulması olması hasebiyle, güçlü ve kalıcı olma ihtimali yüksek olan kapanışlar taşıyacağından bir kısma yaraken, bazılarına yaramayabilir bu anlamda.

Aynı zamanda ticaret, eğitim/öğrenimle ilgili bir sabit yıldız olmasından dolayı tutulum takibindeki 1 yıllık süreçte çok önemli ortaklıklar, ticari sektörler, yapılar kurma fırsatı ile birlikte kolektif düzlemde; özellikle eğitim/öğretim konularında bir parça Uranüsyen yapıların kurulmasında ilk adım olarak çalışacaktır.
Bazı firmalar el değiştirme/iflas kararı vermek durumunda kalırken; yeni yapılar, yeni sektörler de başlamış olacak böylece.

Kolektif düzlemden değerlendirecek olursam:
Din sınıfları, inanç şavaşlarının yaşanabileceği bir süreç olabilir. Satürn Kova seyrinin 17 Aralık’ta başlamasıyla bu durum daha da belirginleşecektir. Beraberinde kazalar ki bu bireysel anlamdaki trafik kazalarında artış şeklinde olabileceği gibi kitleleri etkileyen kazaların da gündeme gelebileceğini göstermekte. Çok ölümlü kazalar bu tip tutulumlarda dönemsel olarak tetiklenir arkadaşlar. Seri kazalar gib gibi.. Diğer yandan insanların arasındaki anlaşmazlıkları da bir parça harlayan görünümler var. Ay Aldebaran’la kavuşurken, Güneş de Antares sabit yıldızı ile kavuşuyor.

Bireysel düzlemden değerlendirecek olursam:
Tutulumun dikkat çekici noktası 150° ve 135°lik açıların yoğunlukta olması. Yoğunluk ve yayılmacılıkla ilgili sınavlar taşıyor gökyüzü ve elbette hakedişler de…

Ay İkizler’de Venüs Akrep’te…
İkizler burcundaki Ay, yoğunlaşma konusunda zorlanan bir doğada çalışır. Duygulardan ziyade zihinsel paylaşımlara odaklandığında genelde duyguları ikinci planna atma ya da önemsememe sorunsalına sıklıkla düşer.

Akrep burcundaki Venüs ise tam tersi derin ve tutkuludur. Sahiplenme, kıskançlık, tutkulara, kazanma-başarma takıntısına yenik düşmeye meyillidir.

Bu tutulum Ay ve Venüs dinamikleriyle yoğunluk ve yayılmacılıkla ilgili dinamikler taşıyacak. Hani vardır ya duyarlı olayım, empati yapayım derken, kendini unutmak… Her şeye ve herkese yetemeyeceğimizi dahası da yetmememiz gerektiğini bazı zamanlarda öğrenmemiz gerekir. Bazen takıntımız, bazen vurdumduymazlığımızdır buna sebep olan… İşte bu tutulum göstergeleri, bazı insanları kendi çarelerini bulabilmesi için yalnız bırakmanın kıymetlerini gösterecek. Ay Jüpiter konfigürasyonları bu anlamda yayılmacı tarafımızla yüzleştirirken; Pluto açıları ise yoğun duygularımızla ve yoğunluğun yıpratan tarafıyla yüzleştirecek. Vurdumduymazlık ne kadar sıkıntılıysa, takıntı ve manipülasyon da o denli sıkıntılıdır.

Bu tutulumlarla birlikte kendimizi değersizleştiren alışkanlıklarımızla yüzleşmek durumunda kalacağız böylece. Takımyıldız yöneticileri Venüs ve Ay buraya vurgu yapıyor ve yayılan, fazla ortaya saçılan ve aşırılaşan her şeyin aslında anlamını ve özünü nasıl kaybettirdiğini gösteriyor. Ya manipüle edersiniz ya da edilen konumuna düşersiniz diyor gökler.

Koç burcundaki Chiron’un hem Ay hem de Güneş’e açısı oldukça olumlu. Beraberinde MC’ye de trine açıyla bağlanmış. Yani mesele ne dünle ne de bugünle ilgili. Kökeni çok eskilere dayanan ve türlü gerekçelerle ve bazen de bahanelerle ardına sığındığımız alışanlıklarımızı masaya yatıracağız. Bu anlamda oldukça şifalı etkiler taşıyor. Chiron’un bulunduğu takımyıldız enerjisi biraz yavaştır ve transit Chiron’un da retro olması: uzun zamandır farkında olmadığımız, farkında olup da ne yapacağımızı bilmediğimiz ya da bile isteye öğrenemediğimiz şeyleri gündemimize getirecek. Tembellik ettiğimiz şeyleri de hızlandırmış olacak tabi.

Chiron: hayatta kalma, varolma, yetersizlik, değersizlik hisleri, yalnızlık hislerini; hayata katılma, hayatta kalma, hakkını arama, kendi isteklerinin farkında olma, kararlı olmaya doğru evirecektir. Buradaki vurgu kararlılık, bireysellik, otorite ile mücadele ruhudur.

Tutulum klasik yöneticisi Merkür, Satürn ve Jüpiter’den destek alıyor.

Yaşam, hiç bitmeyen bir öğrenme serüvenidir. İşaretçimiz Merkür bu kez projektörü kanıtlamacı ilişkiler veya ortaklıklara tutuyor. Ay Jüpiter/Pluto açıları ile Güneş Jüpiter/Pluto açıları ortak paylaşımlara vurgu yapıyor. Sınır adabıyla ilgili kavramlar tutulum enerjisiyle birlikte belirginleşiyor.

”Aşırılığın yolu bilgelik sarayına götürür” derler. Her birey aşırılığın yolunu deneyimler. Aşırılık, varılacak bir nokta değil, ulaşılması gereken yere varış öncesi geçtiğimiz duraklardan sadece biridir. Yani her birimiz aşırılığın durağına uğrarız. Bu tutulum aşırılığın durağına uğrayanları değil, o duraklarda takılı kalanların hayatında köklü değişimler yaratacak.

Mantık şu:
ben/sen aksının bizi götüreceği nokta BİZ bilincidir. Kişinin ben/sen bilincinin biz bilincine evrilmesi için, önce ben bilincinin en ucuna kadar gidebilir. Aşırılık ne kadar fazlaysa, kişinin denge ihtiyacı o kadar artar. Gel gelelim dengeye öyle ha deyip bir anda geçemeyiz. Bu üç aşamalı bir öğrenme sürecidir. Kişi takılı kaldığı ”ben” bilincinin tek başına işe yaramadığı ya da yeterli olmadığını farkettiğinde, denge ihtiyacına kayıtsız kalamaz bir noktaya gelecektir. Bu noktada kişiyi ikinci aşama olan ”sen” bilincine geçmeye başlar. ”Ben” bilincinde ne kadar aşırılaşmışsa, doğru orantılı olarak ”sen” bilincinin de o kadar ucuna gidecek ve o kutbun da aşırılığını deneyimlemek durumunda kalacaktır. İşte kişiyi ”biz” bilgeliğine taşıyacak olan da bu iki karşıt kutbun deneyimleri ve orada deneyimlediği aşırılıklardır. Dengelemenin mantığı budur. Birey her iki bilincin son derecesine gider ve ondan sonra biz bilinci oluşur.

Bu tutulum takılı kaldığımız aşırılık duraklarındaki deneyimlerimize kadersel bir müdahalede bulunarak, aşırılıklarımızı besleyen kaynaklara bir nevi ambargo uyguluyor gibi.

Takıntılı, manipülatif yapılarla ilgili kadersel sonlar geliyor ve sonlar akabinde verimli ve daha dengeli başlangıçlar taşıyor. Evren boşluk sevmez illa ki doldurur. Kapanış ne kadar sağlam ve dengeli yapılmışsa açılan boşluğu dolduracak olan yeni başlangıç da o denli sağlam, dengeli ve tatminkâr olacaktır.

Duygusal yoğunluklar… Birilerini ya da birşeyleri belli bir hizada, kontrol altında tutma deneyimleri testte. Bu eğilim altında çoğu kez köklü bir duygusal yetersizlik duyguları yatmaktadır.
Söz konusu duygusal yetersizlik hisleri arttığında, kişinin ihtiyacı, beklendileri de artacaktır. Bir diğer yansıma da yetersizlik hissi ne kadar fazlaysa – kendini yüceltme, kendini abartma da o kadar fazlalaşacaktır.Yetersizlik hisleri nedeniyle duygusal beslenme kaynağı içeriden gelişmediğinden , ihtiyaç duyulan kaynak dışarıdan sağlanacaktır. Kaynak size ait değilse ve o kaynağa duyduğunuz ihtiyaç da fazlaysa ne yapardınız? Elbette kaynağın devamlılığını garanti altına almak için kaynağı kontrol altında tutardınız.

Şu klasik Kurban/kurtarıcı deneyimleri işte tam da bu tür kronikleşmiş psikolojik yetersizlik durumlarında ortaya çıkar. Kaynağı kontrol altında tutmak=kaynağı istismar etmek, bağımlı kılmaya çalışmak gibi…. Ancak bu tür deneyimler genelde kontrol altında tutulanı değil de kaynağı garanti altına almaya çalışanı kurban konumuna düşürerek sonlanır.

Tutulumu doğru değerlendirebilmenin ilk adımı, aşırılıklarımızı fark ederek bunlara bir disiplin getirmektir. Jüpiter/Pluto kavuşumu her ne kadar 12 – 13 Kasım arasında yaşanmış olsa da etki süresi azalarak da olsa devam ediyor. Bu kuvvetli enerjiyi her şeyi yok saymak yönünde de kullanabiliriz, kendi dengemizi sağlamak yönünde de… Seçim bize ait.

Tutulum ilk etapta İkizler, Terazi, Kova burçlarının ilk 15 günlük dilinde doğmuş kişiler üzerinde etkili olacaktır.

Koç, Aslan, Yay burçlarının yine ilk 15 günlük diliminde doğmuş kişiler de tutulmanın taşıdığı enerjilerden istifade edebilirler. Sadece bu grup buçlardan olmanız gerekmez, ilgili burçların, ilgili derecelerinde yerleşmiş gezegenleri olanlar tutulmadan etkilenebilirler. Kolektif anlamda gerilimli olabilecek ancak bireysel olarak doğru değerlendirildiğinde oldukça kuvvetli çalışan enerjiler hakim.

21 Aralık Jüpiter Satürn kavuşımuyla süreç ve tutulum etkileri baskınlaşarak belirginleşecektir. Son 500 yılda yaşanmamış kuvvette bir Jüpiter Satürn kavuşumu var önümüzde. Etkiler çok baskın. O nedenle neyden beslendiğinize ve neyi beslediğinize dikkat edin arkadaşlar.
Esen Kalın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

eight + twelve =