2 Temmuz 2015 Oğlak Burcunda Dolunay

2-temmuz-2015-oglak-burcunda-dolunay-evrenin-kizi

Sakın unutma, ne zaman karşına bir seçenek çıksa, bilinmeyeni, riskli olan, tehlikeli ve güvencesiz olanı seç. Hiçbir zaman zarara uğramazsın.

Osho

2 Temmuz 2015 Perşembe günü TS  ile 05:20 civarı Oğlak Burcunun 9 derecesinde bir Dolunay gerçekleşti. Dolunay yükselen-alçalan aksında 7.evde gerçekleşiyor. Dolunay yöneticisi Satürn 5.evde ve Aslan burcunda kavuşan Venüs ve Jüpiter’e kare. Venüs ve Jüpiter 10.evdeki Uranüs’le trine, Uranüs ise Dolunay’a kavuşarak eşlik eden Pluton’a kare.

Plutonyen bir dolunay yaşıyoruz. Sadece önümüzdeki birkaç günlük süreci değil, uzun bir sürece yayılacak bir dönüşüme gebeyiz. Özellikle Oğlak burçları ile kişisel gezegenleri Oğlak burcunda olanlarımız bu dönüşümü hayatlarında daha belirgin hissedebilirler. Pluto dönüştürür, bir devri bitirir başkasını başlatır. Biten devrin bitiş şekli, açılan devir konusunda belirleyici olacaktır. Söz ağızdan çıkmıştır, gideceği yere gitmiştir artık.  Sözün gittiği yerdeki tesire göre şekillenecektir herşey. Hani geri gidip düzeltme şansımızın olmadığı anlar vardır bildiniz mi? İşte öyle birşey :) O tesir ya öldürür bizi ya da yeniden doğdurur. Bu nedenle Pluto’yu en çok Zümrüd-ü Anka kuşuna benzetirim; küllerinden yeni doğan…

Evlilik, ilişkiler, ortaklıklarınızda aradığınız güvenceler, olmazsa olmazlarınız neler? Dolunay zamanı bunlara biraz daha fazla kafa yoracağız. Pluto devrede olduğundan Dolunay bir çoğumuzun hayatına sonlanmaları taşıyacaktır. Bu sağlam bir zeminee oturtulmuş bir ilişkinin evlilikle sonlanması, bir ortaklığın büyümeye gitmesi olabileceği gibi zemini sağlamlaştırılmamış ortaklık ve ilişkilerin bitişe doğru gitmesi şeklinde de olabilir.

Özellikle de güvenlik algısı nedeniyle baskıladığımız eğilimlerimiz bu dönem ortaya çıkabilir. Haz enerjisiyle daha fazla ilgilenebiliriz mesela.

Başarı yada sosyal statü hayatımızda ne derece önemli ve kaçıncı sırada. Sadece başarıya odaklı mı yaşıyoruz? Başarı bize artı mı getiriyor eksi mi? Diyeceksiniz ki, başarı odaklı olmasının nesi kötü :) Şöyle ki:

– Yaptığımız birşey yada başardığımız bir
işten dolayı toplumdan aldığımız övgü mü bizi mutlu ediyor, yoksa o işin diğer insanların hayatını ne kadar kolaylaştırdığına şahit olmak mı?

Çünkü en hatalı kararlarımız, üst üste başarı sonrası veriilen, başarı için verdiğimiz, başarı sarhoşluğu ile vermiş olduğumuz kararlardır. İnanmayan tarihe baksın. Hem de öyle uzun uzadıya geriye gitmeye gerek yok. Yakın tarihe bakmamız fazlasıyla yeterli.  Başarı ve başarısızlık sistemin eşit oranda birer parçaları. Başarıyı sahiplenip, başarısızlığı sahiplenmemek, başarısızlığa neden olan yanlarımızın onarılmasını da engelleyecektir. Bazen dibin dibini görmek gerekir en yükseğe çıkmak için. Tabi çıkarken dipteki hali unutmadan, orada öğrendiklerimizi orada bırakmadan, deneyimlerimizi de yanımıza alarak çıkmak gerekli :)

İşimize gelmeyen bir şeyi duyduğumuzda, söyleyen kişiye tavır almayı bırakmadıkça,

İşimize geldiği için birilerini (yapmamamız gerektiğini bildiğimiz halde) kayırmayı bırakmadıkça,

Dışarıdaki görüntümüze, statümüze zarar vermesin diye mis gibi yeteneklerimizi baskılamayı bırakmadıkça,

Taahhüt almaya odaklı olup, peşinen garantileme sevdasından vazgeçmedikçe,

Aidiyet duygumuzun gereksinimlerini, öz varlığımızın önünden çekmedikçe, duygusal ve ruhsal ihtiyaçlarımızın üstünde kontrol ve baskı kurmaya devam edeceğiz. Bu durumda DURDUĞUMUZ YERDE SAYMAYA MECBURUZ. Çünkü ihtiyaç duyduğumuzu zannettiğimiz şeyleri, bizim dışımızda hiç kimse yeterince sağlamayacaktır. Keza, bizde duygular üzerindeki kontrol alışkanlığını bırakmadığımızda, ilişkide bulunduğumuz kişi veya kişiler, içinde bulunduğumuz hali anlamayacaktır :) Bu bir nevi taahhütçü yaklaşımdır.

Taahhüt isteyen taahhüt vermek durumunda kalır unutmayalım. Özellikle ilişkilerimizde taahhüt devreye girerse yaşadığımız şey ilişki değil iş ortaklığı halini alır. İş ortaklığında ise duyguların yeri çok olmaz :) Siyasi partileri düşünün, biat isterler. Ancak biat ederseniz sizi tanımayı taahhüt ederler, tabi biraz üstü kapalı :) Aldığımız ve verdiğimiz biatın etik, ahlaki ve evrensel kuralların üzerine çıkmamasına gayret göstermeliyiz.

Venüs Jüpiter kavuşumu ve Uranüsle kurduğu açı, içinde bulunduğumuz andaki halimizle ilgili çeşitli fırsatlar taşıyor hayatımıza. Bazılarımızı çok cezbediyor :) Unutmayalım ki, fırsatların bizi götüreceği yerde, güvence, alışkanlık, konfor, lüks, şan, şöhret, etiket yok. Fakat uçsuz bucaksız yeşil tarlalar, engin bir gökyüzü, tertemiz oksijen, baştan sona haz dolu anlar var. Bağımlılığın özgürlüğe doğru gidişi var. Bir çocuğun gülümsemesinde, içimizdeki çocukla temas kurmak var. Biraz tedirgin etse de baştan sona serüven sunan bir gelecek var. Öperim hepinizi,sevgilerimle….

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 × one =