18 Mayıs 2015 Boğa Burcunda Yeniay

18-mayis-2015-boga-burcunda-yeniay-evrenin-kizi

Dün sabaha karsı kendimle konuştum
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum
Yokuşun basında bir düşman vardı
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum

( Özdemir Asaf )

Çabalıyorum fakat çabaladığım durumlarda yol alamıyorum bu aralar. Çok değil 1 ay önce herşey ilerliyor, istediğim sonuçlara yaklaşabiliyordum oysa. Şimdi ne oldu da tersi tersine dönmeye başladı birşeyler? Kesin başımda karabulutlar var. Olsun ben o karabulutlarla da savaşırım. Bu lanet evi istediğim fiyata satarım,istediğim yerden alırım. Çok sıkışırız ama olsun Yalçın’ın ailesinin durumu çok çok iyi. Yardım ederler elbette. Bizden daha rahat yaşıyorlar. Ne var birazda siz faydalanın deseler. Zaten hayat hiç adil değil. Layık olmayan birçok kişi benden daha rahat yaşıyor.

Fatma Hanıma eşi çok lüks bir rezidansta kat almış. Eski eşyalarını da götürmemiş sıfırdan döşemişler koca daireyi. Adam kazanıyor anacım. Hatun da rahat rahat yaşıyor ne güzel :) Bizimkisi yayılıyor koltuğa, gün boyu siesta. Benim de hakkım var rahat yaşamaya. Ev soğuk oluyor, tonla para ödüyoruz yakıt için kış geldiğinde. Isınamıyoruz üzerine bir de elektrik ocağı yakıyoruz. Fatura geldi, 270.00_TL

Alıcı da evi görünce vazgeçiyor hal böyle olunca. Zaten yöneticiye de söyledim bi asansör yaptıralım diye. Asansör olmayınca alıcı ya vazgeçiyor evi almaktan ya da değerini vermiyor. Ölü fiyatına satacak değilimya, satarsam da hayalimdeki evi alamam ki! Zira ev Kuzey cephe, yakıtı çok, asansörü yok. ooooo saymakla bitmez dertler bende.

Dün yöneticiye gittim: evi satacağım satamıyorum asansörü yok, yakıtı çok diye. Maltepe’de oturan bir arkadaşımın apartmanı Kentsel Dönüşüm kapsamına alınmış. Kentsel dönüşüm kredisi, faizi de çok düşük. Bir de ev bitinceye kadar kira yardımı almışlar bakanlıktan. Anlattım durumu başvuralım bizde, 40 yıllık bina çürüktür herhalde, bir de kullanım yıpranma payı var dedim. O da olmuyormuş. Bakanlık her dönüşüm projesini onaylamıyormuş. Bizim bina sağlammış meğer. Kör olasıca evden kurtulamayacağım yahu. Ooooof of… Vardır mutlaka bir olur yolu, başka yollar deneyeceğim kararlıyım! Bu evden kurtulup, o beğendiğim evi alacağım! Babam da ala ala bu kuzey cephe evi almış zamanında, başka yer bulamamış. Annem söylemiş zamanında ama dinleyen beri gelsin. Alsaydı şöyle iyi bir yerden  iyi bir ev; ben uğraşırmıydım bunca? Uğraşmazdım yaaaa….

Diyalog temsiliidir :)))) Lakin çevrenize biraz göz gezdirebilirseniz benzeri diyalogları yaşamın ta ortasında bulabilirsiniz. Bazıları da içimizdedir  ne dersiniz?

 

Boğa burcu sembolik olarak maddi değerler, güvence eğilimi, sahipliğe eğilimlidir. Sabırlı mıdır sabırlıdır elbet. Ama hangi birimizin sabır gösterdiği konular, hayat planımızla uyumludur?

Sabır gösterdiğimiz, emek verdiğimiz şeylerin yol planımızla uygun olup olmadığını nasıl anlayabiliriz esas soru bu! Bu nedenle sürekli bir arayıştayız. Eğer anın fısıldadıklarını idrak edebilirsek sürecimiz biraz daha rahatlayabilir. An bize ne anlatıyor? Bunun için filozof falan olmamıza gerek yok sanırım. Doğaya bakmak yeterli: Doğanın kusursuz işleyişi yaşam yolumuzda rehberlik edecek formülleri apaçık sunuyor bize oysa.

Tohum ekme zamanı, hasat zamanı, toprak yapısı, tohum kalitesi, bitki örtüsü, mevsimler…. Her bir faktör belli bir formülasyonla kendini vareder.

Akdeniz ve Ege bölgesinde yetişen zeytin ağacını, Karadeniz toprağı ve ikliminde ne kadar verimli yetiştirebiliriz? Ya da Rize çayını Mersin’de yetiştirmeye kalkarsak ne olur? Tohum uygun toprak yapısıyla bütünleştirilmedikçe ve mevsimsel şartları sağlanmadıkça tohumun kalitesinin bir önemi yoktur. Uygun toprak yapısını bulduğumuzda, mevsimsel şartlarda yerli yerinde olduğunda tohumun iyi olmaması hezimete uğratabilir bizi. Ne yapacağız peki?

*Duruma teslim olacağız. (Tohumun, toprağın ya da mevsimsel şartların uygun olmadığı gerçeğiyle yüzleşeceğiz) 
**Toprak yapısı ya da mevsimsel şartlara uygun bir tohum seçeceğiz
***Ya da tohuma sahip çıkıp, sürgün vereceği yerlere göç edeceğiz.

Ancak, bunların hiçbirini yapmadan ısrarla, aynı şeyi yapmaya devam edersek. Sonuç beklentilerimizi karşılamayacaktır.

Diyalogda kendi kendine konuşan kadın kahramanımız çabalıyor bu cepte.  Fakat çabaları dirençle karşılaşıyor. Böyle bir durumla karşı karşıya kaldığımızda yapmamız gereken şey çabaladığımız konu ve uyguladığımız yöntemler konusunda bir incelemeye girmek. Çünkü Doğa çabalarımıza yanıt vermiyor.

Diyalogda kadın ikamet ettiği evden memnun değil bu da cepte. Fakat satmaya çalışırken, malından memnun olmamasına sebep olan kriterleri göz önüne alarak malına bedel koymuyor, bunun yerine -babadan kalan mal olduğu için-o dönemde ölü yatırım yapan babasına kızıyor. Bu durumda yapması gereken şey malına biçtiği bedeli üzerinde bedeli aşağı çekmek adına yeniden düzenleme yapmaktır. Gel gelelim hayalindeki ev epey tuzlu olduğundan, mevcut evi ne kadar pahalı satarsam o kadar kar mantığı güdüyor. Bu yüzden Kentsel Dönüşüm kapsamına alırsam, hiç olmazsa yeni bir ev olduğundan istediğim bedele satma şansım artar diye düşünüyor. Diğer seçenekleri zorluyor. Yani teslimiyet yok :)  Sonuç: kapı duvar!!! :)

 

-Kabarık ego

-Başarma arzusu

-Olayların üzerine fazla gitmek

-Acelecilik, inatçılık

-Tanınmak, anılmak, hakkında söz edilsin isteği doğrultusunda hareket etmek doğanın daha çok direnciyle karşılaşmamıza neden olur.

Bunun yerine çizdiğimiz sınırlara biz göz gezdirmek yararlı olabilir. Hani vardır ya çözüm burnumuzun ucundadır ama göremeyiz. Derken aniden tepemizde bir ampul yanar ve -Tabiiii yaaa dediğimiz anlar vardır bildiniz mi? Hah işte zihninsel sınırımızın dışına çıkabildiğimiz andır o an yaşadığımız hal. Sınırın dışına çıkınca da çözüm birden beliriverir. İşte teslimiyet bunun için önemli. Teslimiyet= hiçbirşey yapmamak değil!!!!!  Teslimiyet o toprakta o ağacın gelişemediğini kabul etmektir. İşin peşini bırakıp inzivaya çekilmek değil! Onun yerine toprağa uygun ağacı dikmektir oraya. Sabırla sulamak bakmaktır sonrasında…

Doğayla zıtlaşmayalım, elimizden gelenin en iyisni yapıp sabırla bekleyelim. Bencillik, dediğim dedikçilik sürecin uzamasından başka bir yere götürmeyecektir bizi. Sanki bir dinlenme zamanı gibi, tüm kaygıları, tüm kavgayaları, tüm istekleri bir kenara koyup geriye doğru bir bakış atalım :)

Sonuçtan neden memnun olmadığımızı bir soralım, nerede hata yaptık ya da yapmaya devam ediyoruz. Gerçekten beklentilerimiz bizi mutlu edecek mi sorgulayalım. Kedimize yeterince dürüst müyüz? Yoksa hile mi yapıyoruz?

 

Teslimiyet güzeldir başına gelen halin farkındaysan. Seni o hale götüren seçimlerinin sorumluluğunu alıyorsan. Bu şapkadan tavşan çıkmıyoru kavradıysan. Geçmişte öyle yada böyle ektiklerinin karşılığı olduğunu kavrayabiliyorsan. Tavşanın nasibinde olmadığını bazen de şapkanın uygun olmadığını kavrayabiliyorsan.

Sabır güzeldir neye sabrettiğini biliyorsan. Sabrı emekle yoğuruyorsan.

Bu bir DOĞUMDUR. 9 ayını dolduran bir bebeğin, anne korumasından çıktığı ve dünyayla buluştuğu andır. Sınırların kalkmasıdır! Bu çırılçıplak doğmuş insanoğlunun, yine çırılçıplak yaşama karıştığı andır.

Yeniay 12.evde bilinçaltı alanımızda doğuyor ve Sabit yıldızlar kuşağındaki pek tehlikeli abi Algol ile kavuşuyor. Her birimizin bilinçaltındaki kara kutuda kayıtlı olan karanlık yönlerimiz, negatif eğilim ve inançlarımızla yüzleşmeye sevkediyor bu yeniay bizleri. Bu negatif yönlerimiz yaşadığımız zorluklar vesilesiyle ortaya çıkabilir. Yapmamız gereken yok saymak ya da hahhahaaa nidalarıyla bastırmak, kaçmak değil, FARKETMEK. Kendimize dürüstlükle ifade etmek. İçimizdeki şeytansı yapının farkında olmak ve yaşadıklarımızdan edindiğimiz tecrübeyle, şefkatin şifalı elleriyle iyileştirmek.

Merkür geriliyor ve yükselen yöneticisi olduğundan yeni adımlar atmak yerine eski işleri tamamlamaya sevkediyor bizi. Geçmişte öyle ya da böyle yaptığımız hataların telafisi anlamında olumlu değerlendirelim süreci. Kendimizle kavgayı, kendimizle uzlaşmaya çevirelim olma mı?

Yengeçteki Venüs Oğlaktaki Pluto ile karşıt. Ancak Balıktaki Neptün ile trine açıda. Kıskançlık, sahiplenme, içsel zorlama, bırakmamız gerekenleri bırakamama, ısrar gibi konularda her ne kadar zorlasa da, Venüs Neptün trinesi vasıtasıyla esas ihtiyacımız olan şeyi yanıbaşımızda bulmamıza vesile olabilir. Ve bırakmaya çalısıp ta bırakamadığımız şeyleri içimizdeki cevherin şifalı dokunuşlarıyla saf dışı bırakmamıza yardım edebilir.

Öperim hepinizi… Sevgilerimle….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 + eleven =