12 Ocak 2017 Yengeç Burcunda Dolunay

12 Ocak 2017 Perşembe günü TS ile 14:35 civarı 22°Yengeç burcunda Dolunay meydana gelecek. Dolunay Grand Cross diye tabir ettiğimiz büyük kareye eşlik ediyor ve Plutodan 180° alıyor. Gökyüzünde Ağır abilerden Uranüs ve Pluto restleşmiş, küçük abilerden Güneş Ay ve Jüpiter’de karınca kararınca işe karışmış durumda.

Büyük kareler, dörtlü problemleri temsil eder ve büyük sıkıntı, stres yaratırlar. Çetin mücadeleler, her ne ile uğraşıyorsak önümüze çıkan engellerle baş etmek zorunda kalmak konularıyla karşı karşıya kalabiliriz. Çözüm aklımızı başımıza devşirerek, her ne ile uğraşıyorsak, daha doğrusu her ne ile mücadele ettiğimizi hissediyorsak, işte tam da orada durup, kendimizi, fikirlerimizi ya da yaklaşımımızı tekrar gözden geçirmek ve en doğru sonuca ulaşabilmek adına niyet etmektir.

Tarafsız kalmanın, adaletli olmanın, kolayca en doğru sonuca ulaşmanın, kendini rahat hissetmenin, duygusal güvence yaratabilmenin, olay ve durumlarla yüzleşme dirayetinin,, başkasını da hesaba katarak objektif düşünmenin epey zor olduğu bir Dolunay yaşayacağız. Dolunaylar tamamlanma sonlanma enerjileri taşırlar. Bu nedenle ertelenmiş, ötelenmiş ya da çözmeye gönlümüzün olmadığı konuları önümüze tekrar getirerek çözmemize vesile olur.

Kendini güvende hissetme, ait hissetme konularıyla ilgili tamamlanmalar yaşayabiliriz. Büyük kare içimizdeki gerginlik hislerini bir tık arttırabilir. Güven arayışı maksadını aşan ataklar yaratmamıza sebep olabilir. Fakat unutmayalım ki, en çok ve çabuk kötü karma yaratabileceğimiz günlerdeyiz. Güven ve güvence arayışımız tamamen bireysel bir eğilimdir. Çözüm yine birey olarak kendimizi tanımamız, kendimizle yüzleşme gücümüz ve içinde bulunduğumuz koşulları objektif bir şekilde yeniden değerlendirmemizle birlikte gelecektir.

Güven sorunumuz güven arayışına dönüştüğünde, kısmi olarak hataya açık olmaya başlarız artık. Üstelik bu durumdan başkasını sorumlu tutuyor ya da sorguluyorsak, her tür ilişki biçimimiz istenmeyen şekilde sonuçlanmaya muktedirdir. İçinde bulunduğumuz coğrafyada, her gün negatif bir olay vukuu bulurken bunu becerebilmek elbette zor. Ancak elimizden gelenin en iyisini yapabilme özgürlüğümüz de var.

Kararsız kalmak, kuşkuyu daha çok arttıracağından mutlaka sorunumuzu bireysel olarak masaya yatırmaya gönüllü olmalıyız. Eğer içinde bulunduğumuz bireysel ya da kolektif bir soruna tarafsız bir düzlemden bakabilirsek, durumu daha çabuk kavramış olabiliriz, bu ilk adım. Kararsız kalmayın. Ancak karar vermiş olmak içinde karar vermeyin.

İkinci adım konuyla ilgili verdiğimiz karar doğrultusunda hareket etmek, gerekirse inisiyatif almak. Bunu yaparken de her türlü aşırı davranıştan kaçınmak. Sorumluluklarımızı, görevlerimizi, insan olmanın gereklerini hatırlayarak yapmayı unutmayalım bu arada. Kendimizi ortaya koyalım derken şaklabanlaşmak da var :)) Ya dönüşeceğiz, ya da Pluto hepimizi yıkacak…

  • Yüzleşmeye gönüllü olmak
  • Tarafsız olmak
  • Kararlı olmak
  • Uyum ve uzlaşma konularını belli sınırda tutmak konuları dolunayda oldukça önem kazanıyor.

Ülkemiz açısından değerlendirirsek yine gergin günlerdeyiz. Dolunay, geçen yıl Temmuz ayında gerçekleşen olayların tamamlayıcılığı ya da ikinci dalgası şeklinde tetiklemeler yapıyor. Beklenmeyenin olacağı bir şey olabilir, Ankara oldukça kritik bir konumda bu anlamda. Kutuplaşmalar, ayrışmalar yaratabilir bu ani olay. İç savaşa olasılığına karşı temkinli olmalıyız. Bu dönem ortaya çıkabilecek olay ve durumların 26 Şubat – 4 Mart tarihleri arası ile bağlantısı var. Ya olayların başlangıcı bu Dolunay olup 26 Şubat – 4 Mart arası enerji tırmanacak ya da tamamlanması bu tarih aralığında olacak.

Uzak doğu savaş sanatlarını bilirsiniz. Biz savaş sanatı desek de, bu işin üstadları savunma sporları der buna. Eğitim başlangıcında ilk öğretilen şey kavgayı sen başlatmadır” Ancak başlangıcı başkası yaparsa kendini savun.

Başlatanın enerjisinin yoğunluğuna göre farklı savunma tekniği adım adım öğretilir. Savunma sistemini bilmezsen ne olur? Dayak yersin! Savunma sistemini bilirsen ne olur? Gelen etkiyi uygun savunma derecesiyle kırar, savaşı bitirirsin.

Savaşı başlatan doymazlıktır çoğu kez. Daha çok alan, daha çok para, daha çok güç! Bütün savaşlar bu yüzdendir. Sözde ezilenlerin hakları için başlar tüm savaşlar. Öyle başlar, ancak savaş biter ezilen yine ezilendir. Tek değişen ezileni ezendir! İşte bu yüzden en spritüeliniz bile savunma sanatlarını öğrenmeli. Öğrenmeli ki, her sizi kurtaracağım diyene kendini teslim etmesin. Bilmezsen: senin bilmediğini, bildiğini iddia eden herkese kanarsın. Çünkü onların ne bildiğine dair bir tanımın yok. Bil ki aklının aydınlığına başvurabilesin. Bu da hayatın bir gerçeği. İnanmayan TARİHE BAKSIN!

Siz gözü dönmüş bir şekilde üzerinize gelen Kızgın bir Boğayı sadece olumlu düşünce ile durduramazsınız. Boğayla baş etme tekniklerini öğrenene kadar Boğa üstünüze gelecektir. Ancak bir Matador gibi olaya bakmaya başladığınızda, aynı zamanda bir Matadorun bilgeliğinde savuşturmayı öğrendiğinizde, Boğa sizi değil, siz boğayı yönlendirmiş olacaksınız. Olumlu düşünün ama yapılması gerekeni de yapın. Savaşta barış kadar  hükmünü sürüyor bu dünyada. Savaş istemiyorum deyip kenara çekilmek çözüm değil. Savaşı az önce bahsettiğim savunma teknikleriyle karşılayıp, barışa yürümektir esas kahramanlık. Boğayı savuşturduktan sonra tenhada gafil avlayıp acısını çıkarmak, boğaya saldırmak değil :)

Sevgilerimle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

18 + twelve =