12-18 Nisan 2020 Güneş Pluto/Jüpiter karesi

Kontrol altına alamaya çalıştığın her şey daha çok kontrolden çıkar.

12 – 15 Nisan günleri Koç burcundaki Güneş ile Oğlak burcundaki Pluto arasında gerilimli bir açı kuruluyor. Baskın etki 12 Nisan itibariyle başlıyor. 13 Nisan günü tam karenin gerçekleşeceği gün.  Takip eden günlerde de Güneş bu kez Jüpiter ile gerilimli etkileşime girecek.

Aşırı kontrolcü hareketler, istediğini alma konusunda takıntı, manipülasyon yoluyla güç kazanmaya çalışma gibi tuzaklar taşıyan günler olarak göze çarpıyor. Bu görünümün gerilimli çalışmasının altında yatan sebep: olanı olduğu gibi kabul etme zorluğu ve bırakma konusunda problem yaşamaktır. Egemenlik krizlerinin yaşanacağı, insanlar arasındaki anlaşmazlıkların gündeme geleceği bir süreç olabilir. . Sınır ihlalleri, manipülasyon, kontrol altına alma çabaları, güç savaşları, yanlış güç kullanımları, takıntı, kaba davranışlar, otorite sorunlarına gebe günler.

Kendi karanlığımızı fark etme zamanlarındayız.

Korku, güvensizlik duyguları içindeyken, durumun bize ne söylediğini anlamaya çalışmak yerine, korku ve güvensizlik yaratan sebepleri kontrol altına almaya çalışırız. Bu yaklaşım Pluto etkili döngülerde daha başka problemlere sebep olması bir yana, işleri geri dönülemeyecek bir noktaya getirmesiyle ünlüdür. Süreci iyi değerlendiremezsek artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Bu nedenle önümüzdeki süreci iyi değerlendirmeli, değişen şartlara esneklikle yaklaşmalı ve kendi küllerimizden kendimizi doğurmalıyız.

Olumlu anlamda bu konularda yapılandırma, şekil verme zamanlarıyken; olumsuz kullanımda kaygıları biraz arttıran bir pozisyonda çalışıyor. Bencillik, kurnazlık, çatışma, kandırma/kandırılma temaları hakim.

En iyisi bu kaygıları fark etmek ve neden niçin’ler üzerinde düşünmektir. Pazar-Çarşamba günleri arasında Pluto açıları olmasa da Dispozitörler oldukça destekleyici. Her ne üzerinde çalışıyorsak evvela şunu sormalıyız kendimize ‘’ Üzüm mü yemek istiyoruz? Yoksa bağcıyı dövmek mi?’’

Güneş Pluto karesi, hazır olmadığımız sonuçlar ya da pek kabullenemeyeceğimiz olayları gündeme getirebilir. Bu noktada sonuçları karşılama şeklimiz de yarının bize getirecekleri üzerinde oldukça belirleyici olacak.

Önümüzde iki seçenek var:

  • Karşılaştığımız şeylerle ilgili kendi içimizde muhasebemizi yapıp, varsa bir başarısızlık, bu başarısızlığa neden olan davranışlarımızı fark edip üzerinde çalışmak. Yani şapkayı masaya koyup kendimizle yüzleşmek.
  • Ya da istediğimiz sonucu yaratmak için her yolu denemek.

Şapkayı önüne koymayı seçenler açısından, yarın çok daha olumlu şeyler getirebilir. Ancak isteklerine ulaşmak için her yolu deneyenler açısından durum o kadar parlak olmayacaktır. Zira kontrol altına alınmaya çalıştığımız daha çok kontrolden çıkmaya dönük başka zararlara sebebiyet verecektir. Pluto belki bir an istediğinizi verebilir ama öte yandan bir süre sonra bedelini ödemek durumunda kalabilirsiniz. Ne zaman? Bugün, yarın, bir ay sonra ya da beş yıl sonra. Önünde sonunda hesaplaşmasını yapar Evren.

Bu nedenle bugün ve takip eden beş günlük süreçte durumları, insanları zorlamayın. İsteklerinizi elde etme konusunda takıntılarınızdan özgürleşmeye çalışın. İnsanların sınırlarına saygı duyun, ne kendinizi ne de çevrenizdeki insanları zorlamayın. İnsanların zaaflarından faydalanmayın. İnsanların korkularını kullanmayın. Dürüst olun kendinize ve çevrenize! Hepimiz hatalar yapabiliyoruz. Eğer yapmışsanız bir hata, bu hatayı meşrulaştırmak için gerekçeler uydurmak yerine ”evet bunu yapmıştım” deme bilgeliğini gösterin. Dün yaptığınız hatayı düzeltemezsiniz belki ama yarını doğru değerler üzerine inşaa etmeye başlarsınız.

Bir şeyler olmuyorsa ”demek ki şimdi zamanı değil” demek gerekli böyle zamanlarda. Tatlı dille ya da kabalıkla, ”ben istediğimi elde ederim demek” ateşin üzerine benzin dökmek olur şimdi. O ateş de döner dolaşır 8 yıllık döngüde yine kendimizi yakar.

Dürüst olalım, erdemli olalım, istediğimiz sonuçları alamadığımızda durumu kabullenelim, insanlardan faydalanmayalım, insanları zora koşmayalım, hele hele intikam duygularına kendimizi kaptırmayalım. İnsan olma yolunda, insanlık neyi gerektiriyorsa o yoldan gitmeyi tercih edelim. İşte o zaman Pluto’yu dengeli çalıştırmış olabiliriz.

Yeri geldiğinde bırakabilmeli insan: bir düşünceyi, bir hayali, bir insanı, bir olayı… Bırakmamak, kontrol altına almaya çalışmak sadece süreci uzatır. Teslimiyet güzeldir. Olanı olduğu gibi kabullenmek bir teslimiyettir.

Kanaat etmek…..

”O kadar kolay mı bunu uygulamak? Teoride kolay ama pratikte öyle olmuyor” demişti bir danışanım. Kolay değil elbette ama imkânsız da değil.

“Bazen bir şeyin değeri, ona ulaşarak ne kazanıldığıyla değil, ona ulaşmaya çalışırken nelerden ödün verildiğiyle belirlenir.” der Nietzsche

Zor… Bedelleri var… Ama çok büyük de bir mükâfatı var. Her şeyden önce insanın kendisini yenmesi mükâfatı var :)

Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. Bir hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı kadar bir büyüklüktedir, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz.

Maymun tatlının kokusunu alır ve yiyeceği kavrar ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkartması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkamaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner ama kaçamaz. Aslında maymunu tutsak eden bir şey yoktur. Onu sadece kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir.

Yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.

Bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır.

Kolektif etkilere gelecek olursam Mars Satürn yakınlığı ve bu yakınlığın Boğa’daki Uranüs’e gergin açısının üzerine eklenen Güneş Pluto/Jüpiter karesi doğayı epey zorlayacak gibi. Dünya ana stres yüklü ve bu konfigürasyonlar, bu stresin çeşitli şekilde tahliyeye neden olacağının göstergesi olabilir. Yer kabuğu hareketleri, volkanik hareketler artabilir.

Güneş, Pluto, Mars/Satürn ve Uranüs enerjisinin taradığı hatlar:

Portekiz, Güney İspanya, Akdeniz(Fransa ve İtalya’nın güneyinde kalan kısım), Türkiye (Ege sahilleri- Orta Kuzey Anadolu bölümü-Güney doğu hattı), İran, Pakistan, Güney Hindistan hattı, Endonezya, Pasifik civarı.

Diğer taraftan içinde bulunduğumuz günlerde cebelleştiğimiz sorunla ilgili olarak yapılan davranışlar ve alınan kararların sonucu 23 Nisan yeniayı ile ortaya çıkacak. Sonucu tahmin ettiğimizden daha fazla olabilir. Bu durum içinde bulunduğumuz kısıtlamaların daha uzun şekilde tekrarlanacağına işaret ediyor. Bununla birlikte bir nevi isyan yaratan gelişmeler de söz konusu olabilir.

Ne kadar gergin bir ayda olsak da etkili pozisyonda çalışan Merkür, içinde bulunduğumuz durumu daha rahat tahlil etmekle birlikte daha etkili çözümler geliştirme konusunda destekleyici etkiler verecek. Yaratıcılığımız artıyor. Yaratıcı fikirler, etkili bakış açıları, iletişim kurmada rahatlık, pratik çözümler üretme, kendinden emin olma, kolay öğrenme, girişkenlik, yeni fikirlere açıklıkla birlikte idealist fikirlerin ortaya çıkışı gibi destekler verecek.

Bu dönem Merkür’ün Koç burcundaki hareketi ile başlayan konular; Haziran ayında yaşanacak olan Venüs retrosu ve tutulumların ana temasını oluşturuyor arkadaşlar. Bu dönem uğraştığımız konular, gündemimizde olan kavramlar Haziran ayında yaşanacak olan etkilerin temelini oluşturmakta.

Sevgilerimle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

two + 5 =