1 Eylül 2016 Başak Burcunda Annular Güneş Tutulması

virgo-evrenin-kizi

Mars gerilemesi, Jüpiter Başak seyri, Antares belası derken geldik yine hasat mevsimine. Ancak bu hasat biraz farklı :) Annular Tutulmayla başlayan bir hasatla karşı karşıyayız. Aslında bir tam tutulma olmasına karşın, Ay dünyanın apeksinden uzakta olduğundan Annular tutulumlar yer yüzünden izlenmez. Yani Ay dünyanın gölgesinde değildir. Bu nedenle 1 Eylül tutulumu güm diye kendisini göstermekten ziyade, ağır ağır ve pekte farkettirmeden başlatacak bir şeyleri. Konu nedir? nereye gitmektedir? tam anlamıyla çözemeyeceğiz belki. Ancak karmik durumlar yaşayacağımız kesin.

Güneş tutulmaları yeniay vazifesi görürler ve yeni adımlar, taze başlangıçlı sahneler sunarlar bize. Annular tutulumlar yeni başlangıçtan ziyade daha çok karmik tamamlanmalarla ilintilidir. Karmayı bilmeyen yoktur herhalde değil mi canlarım? Hani şu ne ekersen onu biçersin tabiri vardırya bildiniz mi? İşte ne ektiysek onu biçeceğiz, tabağımıza ne doğradıysak kaşığımıza da o gelecek.

10 Eylül sonrası Jüpiter’in Terazi burcuna geçeceğini hesaba katarsak, hizmet ettiğimiz amaçların karşılığını almaya başlayacağız. 8 Aralık 2013 – 26 Temmuz 2014 arasında ne yaptınız? Kimi incittiniz? Gücünüzü hangi amaç için harcadınız? İşte bunların geriye dönüşü geliyor. Attığımız adımların, aldığımız kararların, her türlü eylemlerimizin olduğu kadar, üstünü örttüğümüz sorunlar, anlaşmazlıklar, yüzleşmekten kaçındığımız gerçeklerin de görünür hale geldiği çok özel olaylar yaratacak bu tutulma.

Tutulum yöneticisi ve 1 Eylül’ün baş rol oyuncusu Merkür’ün geri harekette olması, kapanmamış defterlerin kapanacağına işaret etmekte. Zosmalı bir tutulum yaşayacağımızdan: sonuçtan hepimizi bir parça huzursuz etmekle birlikte, gerçekten niyeti salih olanlara sağlam temelli başlangıçlar sağlayacak Evren, tıpkı hasadıyla karşı karşıya kalan bir çiftçi gibi…..

Çiftçi çalışır çabalar, derer, çatar, toplar ve emeğinin karşılığını bu ayda alır. Bazen bereket, bazen kıtlıktır sofraya konan. Ama hep şükür ve teslimiyet vardır çoğa da aza da… Çünkü gerçek bir çiftçi, hiçbir hayıflanma ya da vahlamanın hasadın niteliğini değiştiremeyeceğini bilir. Bu nedenle, kıtlıksada şükür konur sofraya, bolluksada…. Siz hiç zamanı geri alabilen ve sonucu, başa dönerek düzeltebilen bir çiftçi gördünüz mü? Göremezsiniz :)

Çiftçi, hasadın sonucundan, ürünün rekoltesini ve verimini etkileyen faktörleri tespit eder. Dışsal faktörler yağış kuraklık vb.dir. Buna elbette bir şey yapamaz. Diğer uygulama hatalarını (diğer bir deyişle içsel faktörleri) tespit eder ve bu uygulama hatalarını bir sonraki hasat için telafiye başlar.O üzerine düşeni yapar, gerisi mevsimlere kalmıştır artık. Ve bu döngü böyle sürer gider.

Zosmalı tutulumlar ve Başak/Balık aksındaki tutulumların özü Hizmetler dengesidir. Ancak biz insanoğlu, hizmetler dengesini kurban/kurtarıcı düzleminden değerlendirdiğimizden, ayarı her daim kaçırmışızdır.  Hizmetler dengesine kurban kurtarıcı düzleminden bakanları ZOSMALI ( ağlamalı, moral bozukluğu yaratan) sonlar beklemekte. Az önce de demiştimya, esas olan niyettir diye. Niyeti salih olanların yolu ZOSMA sabit yıldızına rağmen ve belki de ZOSMA sabit yıldızı sayesinde açılacak. Salih nedir?

1. ahlaka uygun

2. hayırlı fiil, iyi iş

3. işe yarar, uygun

4. haklı olan, itikatlı

5. yarar, yakışır, elverişli, uygun.

6. salahiyeti(olurluğu) bulunan, yetkili( o işi gerçekleştirebilecek vasıflara sahip olan).

Herkes elinden gelen hizmetin en iyisini yapıyor kendi penceresinden. Ancak bunu bir de başka penceredekilere sormak lazım! Hizmet ederim demekle, hizmeti verebilecek şartlara sahip olmak birbirinden farklıdır canlarım sakın birbirine karıştırmayın. Hizmet için gönüllü olup, yeterliğe sahip değilseniz gazı üzerinize döker üstüne  bir de kibrit çakarsınız. Çünkü kurban kurtarıcı yanılsamasına takılırsınız. İşte ZOSMA hizmete yeterlilik selahiyeti olanların önünün açılacağına, gerekli selahiyete sahip olmayanların sistem dışına atılacağına işaret ediyor. Yani karşınızdakinin ya da bizzat kendinizin ”ben altından kalkarım, halladeriz” demesine fazla da takılmayın! Derse de, derseniz de gerekli şartlara sahip olamadığından mütevellit taş çatlasın 2 ay sonrasına kadar geciktirebilir/-siniz nihai sonucu!

Eğer hedeflediğinizden çok farklı bir durumla karşılaşmışsanız kendinize şu soruları sorun:

  • Hizmetimin karşılığını neden alamadım?
  • Hak mı yedim?
  • Hakkımın yenmesine razı mı oldum?
  • Hak etmeyen bir amaca mı hizmet ettim?
  • Aşırı mı hizmet ettim?
  • Yanılgılarım neler?
  • Nelere yanlı bakıyorum
  • Neler puslu? Pusun sebebi ne?
  • Ve en önemlisi hakkı, sahibine vermek istiyor muyum?

Bu sorulara vereceğiniz dürüst cevaplar ve salih niyetler belki olanı değiştirmez lakin, içinde bulunduğunuz karma rüzgarının, esmediği bir yöne doğru gitmenizi sağlar. Kaderinizi, karşınıza çıkan fırsatları değerlendirmekteki beceriniz belirler dostlarım. Sadece o günü bekleyerek, o günün getirilerine ulaşamazsınız! Evrenden durumu düzeltmesini beklemeyin, durumu düzeltebilmeniz için fırsatlar yaratmasını isteyin ve o fırsatı layığıyla değerlendirmeye çalışın. Ne eksik ne fazla. Sadece layığıyla değerlendirmek maharet!!!! İşte bu tutulmalar bunun için var!Silkinin ve kendinizin farkına varın diye.

Aman Tanrım filminin bir sahnesinde, üstüne üstüne gelen hayattan bunalmış, hayal kırıklığına uğramış ve çaresini kaçmakta bulmuş olan Lauren Graham’ın şikayetlerine karşılık Morgan Freeman’ın sözleri aslında bunun özeti gibi;

” Biri sabretmek için dua ettiğinde sence tanrı ona sabır verir mi? Yoksa ona sabırlı olması için  fırsat mı verir? Biri cesaret için dua ederse, yaradan ona cesur olabileceği bir fırsat verir, cesaret vermez! Biri ailesinin daha yakın olması için dua ederse, sence tanrı onlara sıcak sevgiler mi gönderir, yoksa sevmeleri için fırsat mı verir? ”

Anlamayan hissetmek zorunda kalacaktır derler. Bu tutulma, anlamadıklarımızı, belki de anlamak istemediklerimizi hissetmek zorunda bırakacaktır bizleri. Zira tutulumların işleyişi budur. Transitleriniz karşınıza fırsatları çıkarır. Siz o fırsatları değerlendiremiyorsanız, bu transitlerinizin ya da tutulmanın değil sizin sorununuzdur! Siz hiç bir şey yapmazsanız, sonucun hiç bir şey den başka bir şey olmasını da beklemeye hakkınız yoktur!

Hayatınızda bir eksik varsa, ona yer açıp açmadığınıza bakın! Evren boşluk sevmez illa ki doldurur. Eksikliğini hissettiğiniz şey ne ise onun için gerekli boş alan yaratın. Bunun için de eksikliği ihtiyaç haline getirin. Eksik var ancak yer yoksa fazlalıklara bir göz gezdirin. Muhakkak ki hayatınızda gereksiz bir kalabalık vardır. Buldunuz mu? Hah işte bulduysanız, hemen çöpe atmayın!!!! Neden bu kadar tuttuğunuzu görmeye çalışın. Bulun demiyorum zira o gözünüzün önündedir de sizin gözünüzü bi kapamışlığınız vardır! O fazlalığı orada tutmanıza sebep olan ne? Kendinize güvensizliğiniz mi? Tutkunuz mu? Sabit fikirliliğiniz mi? Değersizliğiniz mi? Egonuz mu?  bunu tespit edin ve ondan sonra o fazlalığı ahlaklı bir şekilde hayatınızdan çıkarmak üzere çalışın! Öyle attım gitti demekle olmaz :) Kaybettim diyorsanız, aldığınız bu dersi de kaybetmeyin zira onu da kaybederseniz evrensel sistem aynı dersten tekrar sınava çekecektir sizi unutmayın :)

Hazır olmadığınız, tahayyül edemediğiniz bir sonuçla mı karşılaştınız? Önce olanı kabul edin. Sonra neleri yapmakta dozu aştığınızı, neleri ise ısrarla yapmak istemediğinize bakın. Karşınızdakini hayatınızın merkezine oturtup, kendinizden mi vazgeçtiniz? Sevgi hizmettir dediniz de başkalarına hizmetten kendinize hizmeti mi unuttunuz? Arabanın uçuruma doğru seyrettiğini bile bile kendinize inanmak için gerekçeler, sudan sebepler mi yarattınız? Yoksa kendi değersizliğinizle yüzleşmemek için höykürmekten başka birşey yapmadınız mı? İyi niyeti suistimal etmeyi mi tercih ettiniz? Ya da kendisini suçlu hissettirmeye çalışıp karşınızdakinden beslenmeye mi çalıştınız? Bunları bulup yolunuza devam edin. Ama her durumda hayatınızdaki fazlalıkları temizleyin! Bu fazlalık ister bir insan olsun, ister bir inanç, ister bir tabu, ister bir içsel direnç farketmez….

Yer açmak için önce bu fazlalıklardan arınmak zorundasınız! İşte rezonansınızı yükseltecek olan bu fazlalıklardan arınmaktır. Zaten rezonansı yükseltmeden de yeniye yer açamazsınız, kopyasını yaşarsınız :)

Her ne olursa olsun, hasadınız bir çiftçi bilgeliğinde olsun. Sevgilerimle…

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 × 4 =