1 Ekim 2016 Terazi Burcunda Yeniay

1-ekim-2016-terazi-burcunda-yeniay

1 Ekim 2016 Cumartesi günü 8° Terazi burcunda bir yeniay gerçekleşecek. Yeniay 2.evde doğuyor ve Oğlak burcundaki Mars’a kare. Yönetici Venüs, asaleti düşük olan Akrep burcunda, Pluto’ya 60° Neptün’e 120° açıyla bağlanmış. Diğer yönetici Satürn Yeniaya 60° ile destek vermekte. Yeniay Diadem sabit yıldızı üzerinde doğuyor.

Anın haritasında 25° Aslan burcu yükseliyor. Aslan burcunun doğal yöneticisi ise Yeniay :)

19 Ekim 2013’te  Koç/Terazi aksında başlayan ve 23 Mart 2016’da sonlanan tutulmalardan sonra, Terazi burcunda gerçekleşen ilk yeniay olma şerefini taşıyor 1 Ekim. İlk tutulmayla başlayan döngü konularınca yeni başlangıçlar taşıyacak bir süreçle baş başayız. Bu aynı zamanda 3 yıllık döngüde ektiğimiz tohumların sonucu ile yeni yol hazırlıklarına vesile olacak çoğumuz için. Şöyle bir üç yılımızı gözden geçirmekte fayda var. Jüpiter’in de Terazi burcuna geçişini hesaba katarsak, adaletli, tarafsız, evrensel yasalarla uyumlu olmak adına ne kadar çaba sarf ettiysek işte onların karşılığını almaya başlayacağız Jüpiter etkisiyle.

Lakin Jüpiter sarhoş edip baş döndürmeye bayılır. Hak edişleri alırken kendimizden geçmemeye, sarhoşlukla, adalet terazisini şaşırmamaya gayret gösterelim. Unutmayalım ki her an tohum ekiyoruz. Hak edişleri alırken bile yeni tohumlar serpiştiriyoruz kolektif alana ve tohumumuzdan hala sorumluyuz. Bu anlamda Mars maksadını aşan hamlelere açık bir pozisyonda.

  • sosyal ve kişisel konularda fanatik yaklaşımlar
  • gücün savaşmak için kullanımı,
  • çok ve boş konuşmak,
  • hemen her riske atılmak,
  • kazanmaya takıntı
  • haklı çıkma telaşı içinde olmak
  • lükse düşkünlük
  • kendi değerine abartılı biçimde odaklanma
  • aşırılaşmış hırs
  • aşırılaşmış cesaret
  • macera arayışı Mars’ın maksadını aşan hamleleridir. Tikkattttt!

Mars Uranüs’ten 120° açı alıyor. Mars Uranüs’ün misafir olduğu Koç burcunun yöneticisi. Uranüs’ün de Oğlak burcunun doğal yöneticisi olmasından mütevellit karşılıklı ağırlama halindeler. Her ne kadar aşırılığa meyilli olsak da Uranüs’ün desteği ile durumu daha yapıcı hale dönüştürebiliriz. Nasıl mı? Elbette;

bütünü düşünerek,

ortak payda adına hareket ederek,

evrensel yasaları anlamaya çalışarak,

ben kazanırsam başkaları da kazanır, başkaları kazanırsa ben de kazanırım felsefesi düzleminden bakarak,

gücümüzü, cesaretimizi, hırsımızı yapıcı değerler için kullanarak

Uranüs’ün desteğinden istifade etmiş oluruz. Yine elbette kendi değerlerimize de sahip çıkarak ancak adilce olmak şartıyla.

Teoride hep bildiğimiz, lakin uygulamada, cesaret, kararlılık, bilgi, tecrübe yoksunluğu çektiğimiz alanlarda, denemediğimizi deneme cesareti verecek Uranüs burada bizlere. Sizce de nefis bir tecrübe olmaz mı bu? bir düşünün derim.

Yeniay 2.evde, mali durumumuz, finansal kaynaklarımız, kişisel güvenlik tanımlarımız ile ilgili başlangıçları getirecek. Çoğumuza unuttuğumuz yeteneklerimizi yeniden hatırlatacak. Bazılarımız değerimizi sorgulayarak, ilişkilerdeki alma-verme dengesi üzerinde yoğunlaşarak, farklı deneyimlere açık olacak. Bazılarımıza yeni yatırım planları getirecek yeniay. Bir kısmımız da eskiden gelen bir borç ya da rutin bir ödemeyle alakalı olarak yeni finansal planlar yapabilir.

Benim burada esas değinmek istediğim, alma-verme dengemiz. Zira Yeniay projektörü alma-verme dengemize yöneltti. Özveri ile fedakarlık arasında farkı bilir misiniz? Hatta geçenlerde bununla ilgili olarak bir yazı yazmıştım. Oradan bir kesit paylaşacağım. (Detaylı okumak isteyenler için Bknz: https://www.evreninkizi.com/merkur-ikizler-burcunda-ozveri-mi-fedakarlik-mi/ )

Toplum olarak fedakârlık kavramını pek severiz biz. Ballandıra ballandıra anlatmaya bayılırız, uğrunda vazgeçtiklerimizin hikayelerini. Yani iş fedakârlığın reklamını yapmaya geldiğinde, yine bizden başka birinci gelen olmaz herhalde :) Fedakârlığa bir meziyet anlamı yükleyen hikayeler, efsaneler ve yaşanmışlıklarla doludur zihinlerimiz. Adanmak adına, adanmak için, vazgeçebildiklerimizle övünür dururuz. Biz devam ederken bu uğurda bir standart tutturmaya, hep bir tatminsizlik, hep bir hayal kırıklığı durur yanı başımızda. Yüzümüzdeki çizgilerden okunur hale gelir artık, uğruna vazgeçtiklerimizin hayal kırıklıkları.

Nasibini almışların başında annelik rolü gelir. Geçtiğimiz anneler gününde sosyal medyada annelik eşittir fedakârlık temalı paylaşımlara hepiniz şahit olmuşsunuzdur. Kadın anne olunca sadece anne olarak bakmalı dünyaya. Çoğumuz alkışlıyoruz, beğeniyoruz söz konusu paylaşımları doğru mu? İşte bu topluluğun bilinçaltının yansıması. Kendini paçavra ettiğin oranda annesin. Paçavra etmeyenin vay haline, ne kadınlığın kalır, ne anneliğin, ne insanlığın.

Eşi ölen kişi bir kadınsa ve tekrar evlenmemişse: adı kendini çocuklarına adadı olur. Lakin eşi ölen kişi bir erkekse, erkektir, tabi evlenecek, kadınsız yapamaz olur. Bu nedenle kim bilir kaç kadın mahkum etti kendini yalnızlığa?

”Çocuğunuz merdivenlerden çıkarken elinden tutmayın” der Doğan Cüceloğlu ve devam eder ”Arkasına siper olun, ancak sizi görmesin. ”

Doğan Cüceloğlu’nun sözleri, bizim toplumumuzun anneliğe yüklediği anlama ters düşer :) Çünkü anne, çocuğunun düşüp bir tarafını incitmesine izin vermemelidir :)))) Konumuz annelik değil. Fakat yazımın içeriğine oldukça uygun bir konu :) Çünkü temel oradan başlıyor. Düşüp yeniden ayağa kalkmasına, annesi tarafından ( korumak bahanesiyle) izin verilmeyen çocuk, büyüdüğü zaman sık sık tökezliyor. Tökezlemesine neden olan koşullarla nasıl başa çıkabileceğini öğrenmediğinden, bu kez başka bir omuz arayışına giriyor. Rahat bir anne tarafından yetiştirilmiş bir kesim de, annelerinin rahatlığına karşı almış oldukları tavırdan dolayı korumacı anne rolü yüklenebiliyor. Her durumda bazılarımız anneden öğrendiği rolü, bazılarımız ise anneden alamadıklarına inandıkları enerjilerin rolünü tıpkı bir gömlek gibi üzerine giyip onunla bütünleşiyor. 

Dönüyoruz tekrar fedakârlık kavramına. Özveri ile fedakârlık kavramını çoğu zaman birbirine karıştırıyoruz. Özveriyle atılan her tohum çiçek verirken, fedakârlıkla atılan tohumlar genelde hayal kırıklığı yaratmaktadır...

Fedakârlık, adı üzerinde feda etmekten, kaybetmeyi, bırakmayı göze almaktan gelir. Bir nevi fedadan kâr sağlamak diyebiliriz bu duruma. Ruhsal açıdan baktığımızda fedakârlık  kurban bilincinden gelir, özveri öz’den.

Özveri sınırlarını bilir, ne olduğunu, ne kadar yeteceğini de bildiğinden:

beklenti yoktur,
zorlama yoktur,
kâr anlayışı yoktur,
limit aşımı yoktur, 
özde ne varsa, o ölçüde vermek vardır.

Ancak fedakârlık kurban bilincinden geldiğinden:

ayartılmaya açık bir kapı vardır,
beklenti vardır,
kâr duygusu vardır,
çok ağır sorumlulukları vardır,

Alma – verme dengesiyle ilgili yeni başlangıçlar yapacak bir çoğumuz. Yeniay Diadem sabit yıldızından açı alarak, alma – verme dengesine kurban/kurtarıcı düzleminden yaklaşanların gündeminin yoğun olacağına işaret ediyor. Diadem başkalarının menfaatini gerçekleştirmesi adına kendini kurban edebilir. Sevdiği kişiler uğruna, kendinden bile vazgeçmeye meyillidir. Mars bu alana kare çektiğinden kendine ya da başkalarına zarar verme konusunda uyarı yapıyor. Zira diadem kendine zarar vermek, vaz geçtiklerimizle kendimizi yaralamak konusunda uyarıda bulunuyor. Bir şeylerden vazgeçeceğiz, bir şeyleri feda edeceğiz. Ama neyi? Vazgeçtiklerimiz ya da feda ettiklerimiz:

onurumuz değil, gururumuz olsun

özgüvenimiz değil, kibrimiz olsun

saygımız değil, hırsımız olsun

kendimiz değil, kurban bilincimiz olsun

paylaşımlarımız değil, bencilliğimiz olsun

Sevgilerimle….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 × four =