T-Kare (Dualitede Takılı Kalmak)

Astrolojide açı kalıpları arasında önemli bir yeri olan T-Kare, zıt burçlarda karşıt açı (180) oluşturan iki gezegenin her iki kutuptan kare (90) açıyla üçüncü bir gezegene bağlanmasıdır.

Karşıtlıkla birbirine bağlanan gezegenler dualite bilincini, doğal olarak da dualiteden doğan kutupsallaşmaları simgeler. Her iki taraftaki kutupsallıkta gerilimli bir şekilde ortaya çıkan enerji yine her iki kutuptan kare açıyla bağlı olduğu fokal gezegene potansiyel enerji akışı sağlar. T-karelerde fokal gezegenin etkisi çok büyüktür, zira karşıtlıktan doğan çekişmenin dışa vurum elemanı olarak çalışır. Dışarıdan bakılınca insan yapısında karşıtlığın etkisi görülmez, fokal gezegenin yansıması görülür. Fokal gezegenler, her iki uçtan kare (90) açıyla beslenir. Genel olarak kare açıların niteliğinde çelişki, ikilem, içsel gerilimler ve içsel dirençler görülür. Bu çelişkiler kişinin hayatında çoğu kez engelleme olarak kendini gösterir. Dolayısıyla, T-kareler hayatımızdaki üçlü problemleri temsil eder. Diğer bir deyişle kutupsallıklardan doğan davranışların, insan hayatına problem olarak yansımasıdır diyebilirim.Haritasında bu açı kalıbı olan kişilerin psikolojik yapısının çalışma şekli şu şekilde olur: T-karenin temsil ettiği alanlarca oluşan enerjiyi (ki bu enerji ruhsal olgunluğa erişilene kadar tamamen olumsuz olarak seyreder) gerçekleştirme isteği ya da hırsı sarar ve kişi bunu tatmin edemediği sürece hayal kırıklığı yaşadığı ilüzyonuna kaptırır kendini. Bu yüzden T-kare enerjisiyle başa çıkmak epey zorlu olabilir. Ancak kişinin farkındalığı arttıkça, gerekli RUHSAL ve ZİHİNSEL olgunluğa eriştikçe enerjiyi doğru kullanılır ve doğru kullanıldığında da belirgin bir başarı getirir. Buradaki problemli alanın çözümü için evvela karşıt açıyı çözümlemek gereklidir. Karşıt açının oluşturduğu ikilik kavramlarının sorgulanması yapılabilecek ilk davranıştır. Daha sonrasında Fokal gezegenin tam karşıt noktasındaki enerjinin devreye sokulmasıyla enerji yapıcı anlamda çözülür. Başka bir çözüm yolu da,  gezegenlerden herhangi birinin kurduğu trine ya da sekstil açıyı yapan gezegenin temsil ettiği enerjiyi devreye sokmaktır. Peki T-Kareler çözülmezse ne olur? Psikolojik yansıması çok ciddi hayal kırıklıklarıdır! Gezegenlerin bulunduğu burçların niteliği sorunların ne olacağının ve çözüm yolunun da ne olması gerektiğinin göstergesidir.

5 Ekim 2013 Terazi burcunda doğan Yeni Ay esnasında oluşan T-kare açısı ile örnekleyerek, konuyu daha anlaşır kılalım. Alttaki tablo, Yeni Ay anı Ankara merkezli Horoskoptur.

 

5 Ekim Terazi Burcu Yeni Ayı
5 Ekim Terazi Burcu Yeni Ayı

Yeni Ay anı, 2. eve yerleşen Terazi Burcundaki Güneş/Ay – 8.eve yerleşen Koç Burcundaki Uranüs ile 180 derece açıyla karşıtlık oluşturmuştur. 2 ve 8. evlerde oluşan bu karşıtlık Oğlak Burcunda Transitini sürdüren ve Yeni ay anında 5.eve yerleşen Plutoya kare açıyla bağlanmıştır. Şimdi bu görünümün hayatımıza taşıdığı ve taşıyacağı etkileri birlikte inceleyelim. Koç/Terazi aksları, BEN- SEN yada BEN-BİZ karşıtlığını temsil eder. Vücudumuzun çakra merkezlerinden 1.ve 2.çakrayı yöneten enerjileri hayatımıza taşır. Kişisel istekler – sosyal kurallar karşıtlığı, iddia olmak-ödün vermek karşıtlığı,  rekabet-işbirliği karşıtlığı, bağımsızlık-ilişki karşıtlığı, kararlı olmak- tereddüt etmek karşıtlığı, etken (manipülatif) – edilgen (manipüle olan) zıtlıkları Koç/Terazi karşıtlıklarının yansımasıdır. Koç ben bilincini temsil ederken, Terazi Sen ya da biz bilincini temsil eder. Koç savaş sorumluluğu içinde hareket ederken, Terazi Doğruluk ve adalet doğrultusunda hareket eder.  İki zıtlığın ve bu iki farklı kavramın kombinasyonundan ortaya çıkan durum ” Adalet için mücadele etmek” olabilir mesela.

Kendi sınırlarımızı kaybetmeden, kendimizi feda etmeden,kendi yararlarımızı gözardı etmeden, saldırgan olmadan, manipüle etmeden ama merkezimizi de kaybetmeden hakkımızı nasıl savunabiliriz ya da  karşımızdaki kişilerle nasıl ilişki kurabiliriz?  Bu karşıtlıktaki enerjinin hayatımıza taşımak istediği soru ve çözümlerin temelinde, bu bahsettiğimiz karşıtlıklardan bir kombinasyon ortaya çıkarılması vardır. Dolayısıyla Yeni ay anı, kendi yararlarımız ile başkalarıyla işbirliğini nasıl harmanlayacağımızı, saldırmadan, tahakküm altına almaya çalışmadan hakkımızı nasıl ileri sürebileceğimizi öğretmeye meyyal etkiler taşıyor. Kendi merkezimizi kaybetmeden, duruşumuzu yitirmeden karşımızdaki kişiyi nasıl kabul edip, kendimizden farklı istek ve ihtiyaçlara sahip olma izni vereceğimizi öğrenmek üzere durumlar yaratıyor.  Tüm bu ikilik kavramlarının Oğlak burcundaki Pluto ile kare açı kurmasının hayatımıza yansıması  teslim olmak, razı olmak, disipline etmektir :)

Güneş _Uranüs karşıtlığı direngen insan simgesidir. Kollektif dünyaya açık olamama ya da uyum problemine neden olur. Kişi ben böyleyim, ben, ben, ben, bana, benim den başka bir kavramı pek kaaale almayabilir. Tam tersi durumlarda ise feda vardır. Sen, sen, senin, sana kavramlarından kendini bile kaale almamak gibi. 27 Mart ile 5 Ekim arasına kadar olan süre zarfında dengeyi kuramadığınız herşey karma ya da hakediş olarak yeni ay civarı kucağınıza verilir. Eğer ben ben ben demekten kendini alamadıysan geçmiş olsun! Eğer zaman içerisinde bu karşıtlığın neden olduğu kutuplaşmış düşüncelerinden doğan ancak başkalarıyla ilişkini olumsuz etkileyen davranışlarını çözmediysen geçmiş olsun! Geçmiş olsun kavramını değiştiremezsin, ancak şu andan itibaren yapacağın her türlü dengelemelerle, bu enerjinin dönüşümüyle birlikte, hayatını da olumlu manada dönüştürebileceğini unutma! Henüz vakit varken silkin der Yeni Ay :) Sonuç: Pluto ihtiyacınız olanı kucağınıza verecek. Eğer zıtlıkları dengelemek adına, her iki kutbu sentezlemek adına enerjiyi doğru kullanamadıysanız, doğru çabayı göstermediğinizden mütevellit oyun dışına atılırsınız! Yani Pluto” Madem belirli sınırlar dahilinde kalmam ve kurallara uymam şartıyla beni seviyorsan, ben de kendi kurallarım gereği seni oyun dışı bırakıyorum” diyor! Sonuç bu :) Çözüm yolu ise Yengeç Burcundaki Jüpiter vasıtasıyla sağlanır. Eğer hakikaten oyun içinde kalmak istiyorsan ” belirli sınırlar içinde kalıp kurallara uyarsan seni seviyorum diyeceğine Seni seviyorum çünkü sen bensin ” demeyi öğren :) Yani duyarlı, sorumlu ve olana teslimiyetçi ol :)  Sadece kendin haklı olacağın durumlar yaratmaya çalışmak yerine hepinizin ihtiyacını karşılayacak olaylar yaratmaya çalış! Bunun için içindeki kutuplaşmış enerjileri dengele :)

Nil Karaibrahimgil tam da bu T-karenin verdiği enerji tadında bir şarkı yorumlamış, hadi kulak verelim: Seviyorum sevmiyorum! :)

İlk adımı ben atayım, Seviyorum sizi cancanlar :))))))

 

Yazıyı Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir