Eylül 2018 Genel Etkiler

Yorucu bir yazın ardından Eylül ayına girdik bugün. Bir ay sürecek olan Başak/Terazi yolculuğumuz başlamış bulunuyor. Eylül Başak’la başlar yolculuğuna ve Terazi ile devam eder. Esasen hasat mevsimi olsa da Eylül, her zaman bir sonuçlanma ve yeniden başlangıç döngüsüdür.

Başak burcunun asıl amacı ayrıştırmaktır: sapı-samandan, gerçeği-hayalden, iyiyi-kötüden, doğruyu-yanlıştan. Başak bilincinde ayrıştırma ne kadar sağlam yapılmışsa Terazide gerçekleşecek birleştirme o kadar kuvvetli olacaktır.

Basit bir örnekle Başak bağırsakları yönetir. Yediğimiz içtiğimiz her şey bağırsakta çözünüp ayrışır. Eğer bağırsaklarımız yediklerimizi doğru ayrıştırmazsa, besindeki değeri ilgili organa iletemez. Bu durum tedavi edilmezse de belli bir süre sonrasında iletim gerçekleşmediği için ilgili organlarda hastalıklar başlayacak ve belli bir süre sonra organlar da birbirini etkilemeye başlayacaktır. Çünkü vücudumuzdaki her sistem birbiriyle bağıntılı ve bir eksiklik diğer organı da etkiler. Ayrıştırmak sadece sağlığımızda değil, hayatımızın her alanı ve aşaması için işte bu yüzden önemli.

Eylül sonuçlanma zamanı olduğundan, sonuçlara bakmalı ve soframıza gelen sonucun nedenleri ve niçinlerini doğru ayrıştırmalıyız ki Terazi burcuna geldiğinde, olması gerekenle birleştirelim. Gel gelelim ne kadar yapabiliyoruz bunu? :)

Gezegen retrolarına eşlik eden üç tutulma geçirdik ve tutulumlar oldukça baskındı. Her birimizin hayatında köklü değişikliklerin de kapısı aralanmış oldu böylece. Kimimiz memnun kaldı kimimiz değil. Bir şekilde geriye dönüşü olmaksızın değişmeye başladı yollar. Tüm o gergin sürecin ardından Eylül bir nevi rahatlama dinlenme ya da suların durulma süreci olacak.

Hazır ortalık biraz durulmuşken, geriye yaslanıp, sebep sonuç ilişkisini kurmak bu ay daha kolay olacak. Ortalık toz dumana bürünmüşken, olayları kendi gerçekliği içinde görmek zordur. Temmuz ve Ağustos ayları bu anlamda biraz bulanıktı ve bekleyiş dönemiydi. Neyin ne olduğunu anlamak için tozun yere çökmesi, dumanın yükselmesi gerekir ki bu ay bir anlamda öyle bir ay.

Konu Başak’tan açılmışken iş bir noktada Balık burcuna da geliyor. Evrende tek yönlülük yoktur her şey karşılıklı çalışır. Başak ayrıştırma, Terazi birleştirme demiştim. Başak bilincinin karşılığı Balık burcu, onun işi de bırakmaktır. Başak madde, Balık mana alemi diyebiliriz bir bakımdan. Madde mana ilişkisi dengelenmeden yapacağımız ayrıştırmada pek sağlıklı olmayacaktır kanımca.

Bir tarafta Balık tarafında takılı kalmış ve sadece mana aleminde yaşayanlar, bir tarafta maddenin kölesi olmuş insanlar. Oysa biz madde ile manayı dengelemek için burdaydık dimi? Unuttuk mu? Biraz :) İşte şimdi hatırlama zamanı :)))

Sürekli şiddet görüyorsanız, kendinizi savunmakla ilgili probleminiz vardır. Ben böyle dediğimde genelde birileri çıkıp:

-”Aaaa olur mu öyle şey! biz doğru yapıyoruz! biz spritüel insanız! Spritüel insanın şiddetle ne işi olur, kötü enerji onlar tüü kaka” der.

Bu söylemde son 5 6 yıldır popüler oldu ya neyse. Kardeşim spritüel insan ne demek yahu biri bana anlatsın. Dünyada yaşıyorsun. Tamam mana alemi diye bir şey var. Ama dünya boyutu ve dünya gerçekleri diye de bir şey var. Dünyada yaşıyorsan şiddet kavramını kabul edeceksin. Kavramı kabul etmen, sürekli şiddet uygulayacağın anlamına gelmez. Soruyorsun şiddete uğradığında ne yapıyorsun diye. Kimse duymasın kimse etkilenmesin diye ya da ben şiddete karşıyım diye uslu uslu durup sesimi çıkarmıyorum diyor. Ben kimseye vuramam, kimseyi incitemem bu benim yaşam değerlerime aykırı diyor.

Üzerinize doğru koşan azgın bir Boğayı iyi niyetle ve olumlamalarla savuşturamazsınız. Ya da tacizciyi iyi niyetle doğru yola sokamazsınız. Evrende onlar da var. Kendini savunmayı öğrenene kadar o tokat devamlı suratında patlayacak, o Boğa seni tehdit etmeye devam edecektir.

Uzak doğu savaş sanatlarını bilirsiniz. Biz savaş sanatı desek de, bu işin üstadları savunma sporları der buna. Eğitim başlangıcında ilk öğretilen şey kavgayı sen başlatmadır.” Ancak başlangıcı başkası yaparsa kendini savun.

Başlatanın enerjisinin yoğunluğuna göre farklı savunma tekniği adım adım öğretilir. Savunma sistemini bilmezsen ne olur? Dayak yersin! Savunma sistemini bilirsen ne olur? Gelen etkiyi uygun savunma derecesiyle kırar, kavgayı bitirirsin.

Savaşı başlatan doymazlıktır çoğu kez. Daha çok alan, daha çok para, daha çok güç! Bütün kavgalar/savaşlar bu yüzdendir. Sözde ezilenlerin hakları için başlar tüm savaşlar. Öyle başlar… Ancak kavga biter ezilen yine ezilendir. Tek değişen ezileni ezendir!

İşte bu yüzden en spritüeliniz bile savunma sanatlarını öğrenmeli. Öğrenmeli ki, her sizi kurtaracağım diyene kendini teslim etmesin. Öğrenmezsen: senin bilmediğini, bildiğini iddia eden herkese kanarsın. Çünkü onların ne bildiğine dair bir tanımın yok. Öğren ki aklının aydınlığına başvurabilesin. Bu da hayatın bir gerçeği.

Ne tek başına manâ da yaşamaktır, ne de derdi dünya olmaktır asıl olan. İşte bu yüzden doğru ayrıştırmak ve inandığımız, tek gerçek sandığımız şeyi, yeri geldiğinde bırakabilmektir yaşamak.

O eli bir kez tuttuğunda ve gerektiği durumda karşılık vermeyi öğrendiğinde, hem kendine hem de karşındakine görevini de yapmış oluyorsun. Ne diyorsun böylece:

-‘‘ Ben saksı değilim”

Bu davranış kolektif alanda bir etki yaratıyor. İnsanların saksı olmadığını anlatmış oluyorsun. Evet dövüşmeyi de öğreneceksin gerekirse. Ama bunu bir yaşam biçimi haline getirmeyecek, ihtiyaç anında kullanacaksın. Ateş elementi tek başına yıkıcı değildir. İnsan elidir ateşi yıkıcı yapan. Yemek yapmak, ısınmak içinde kullanabilirsin ateşi, doğayı katletmek içinde. Senin niyetindir ateşi yıkıcı olarak sıfatlandıran.

Susmaya devam ettiğinde o tokat devamlı yüzünde patlayacak ve sen ne kendine, ne karşındaki kişiye, ne de kolektif alana görevini yapmamış olacaksın. Peki görevimi yapınca hemen düzelecek mi durum? Belki şimdi belki sonra bu önemli değil. Önemli olan benim bu adımı atmamdır. O öğrenmiş öğrenmemiş, düzelmiş düzelmemiş bu ilk etapta önemli değil, yapılması gerekeni yapmaktır önemli olan. Biz kendimizden sorumluyuz di mi? Yarın aynı eylemi başkasına yaptığında, başkası da aynen senin verdiğin karşılığı verecek o kişiye belki. Ne olacak böyle olunca: üst üste gelen şeyler şiddet uygulayan kişinin kendini sorgulamasına sebep olacak belki. Sen tohumu at ve bırak. Yeter ki doğru taşı yerinden oynat!

Ama sen öyle her şeyden elini eteğini çekersen, trafikte iki araba öne geçmeyi kâr sayanlara, cebim dolsun da nasıl dolarsa dolsun diyenlere, hak yemeyi yemek yemeyle eşit tutanlara, dünya tutkusunda olanlara, dünyayı/DÜNYANI teslim edersin. Sonra da dünya nereye gidiyor diye haybeye hayıflanmalardan beslenmeye devam edersin.

İşte ayrıştırmak bu yüzden önemli. Sadece kendimiz için değil, başkaları içinde fark yaratmanın yolu budur: yaşadıklarımızın neden sonuç ilişkisini doğru yapmak. Çok etkili bir cümle ve çok etkili bir eylem! Yanlışını kabul etmek, ikinci aşamada doğru adımı getirir. Robin Sharma’nın da dediği gibi ”Yarını iyileştirmenin tek yolu, bugün neyi yanlış yaptığını bilmektir”

Yanlışını kabul etmek de erdemdir. Yanlışını kabul edip şimdi doğrusunu yapmaya çalışan insanın tepesine çökmek ve bu durumdan bile kar sağlamaya çalışmak erdemsizlik olur olsa olsa ;)

Evet dostlar, Eylül ayı ayrıştırma yapmak için iyi bir ay. Satürn-Uranüs trinesi, Jüpiter-Neptün trinesi, Mars’ın düz seyrine başlaması, 9 Eylül Başak burcu yeniayının Pluto ve Jüpiter desteği, Merkür’ün Başak burcu geçişi, Merkür-Pluto trinesi, Satürn ‘ün düz harekete dönmesi başlı başına bir destek aslında. Gökyüzü herkese eşit doğar, lakin herkes bilincine göre nasiplenir.

Hepimiz heybelerimizi şöyle bir yoklayalım, yazdan sonra ne kalmış heybemizde. Neden? Niçin? Nerede ileri gittik? Nerede zayıf kaldık? Eylül bunun için var. Sadece sonuçları alma ayı değil, muhakeme ayıdır, yeni adıma hazırlanma ayıdır Eylül.

Ekim gelmeden bunu yapanlar, Ekim ayında başlayacak Venüs retrosuna daha hazırlanmış girerler zannımca. 2018 hepimizi salladı. Ekim’de de kaldığı yerden devam edecek. Uyuşmayın derim. Muhasebelerinizi yapın, henüz fırsat varken…

Sevgilerimle

Yazıyı Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir