27 Temmuz 2018 Kova Burcunda Ay tutulması

2016 yılı Ağustos ayında başlamıstı Aslan/Kova eksenindeki tutulmalar. 2016 Yılında Kova burcunda Ay Tutulması ile hayatımızda kadersel yön değişikliklerinin başlangıcı niteliğinde olaylarla karşılaşmıştık. İşte 2016 yılında Kova burcunda Ay tutulması ile başlayan serinin, Kova burcunda gerçekleşecek olan son ay tutulmasını yaşayacağız. 2016 yılında başlayan kadersel döngü Temmuz-Ağustos ayları ile birlikte kapanışa geçiyor.  27 Temmuz 2018 Cuma günü gece yarısına yaklaşırken 23:21’de dolunay takibinde 23:23’de Ay tutulması gerçekleşecek.

Tutulma Avrupa, Asya, Afrika, Avustralya kıtaları, Amerika kıtasının güneyi ile ülkemizin her yerinden izlenilebilecek.

20:14’te başlayacak Tam Ay tutulması 28 Temmuz saat 02:38’e kadar devam edecek…Tam tutulma anı 1 saat 44 dakika, tutulmanın tamamının ise 6 saat 14 dakika kadar sürecek.

Tutulmanın maksimumunun gerçekleştiği 22.30 – 01.13 saatleri arasında Ay tamamen kararacaktır. Beraberinde Ay ve Mars  kavuşum dediğimiz görünümde ve Mars Dünya’ya en yakın konumunda olacak. Buraya kadar verdiğim astronomik bilgiden sonra gelelim tutulmanın Astrolojik etkilerine:

Ay tutulmaları gücü arttırılmış dolunay vazifesi görürler. Dolayısıyla hayatımıza tamamlanma ve sonlanmalar taşırlar. 27 Temmuz gecesi gerçekleşecek olan tutulma bir TAM tutulmadır. Tam tutulma, Ay ve Güneş’in Düğümlerle 5°içerisinde kavuştuklarında oluşur. Etkisi biraz baskındır. Tutulma konisine girmeden 1 hafta ile bir ay arasında değişen süre öncesinden hayatlarımızda bir şekilde etkisini göstermeye başlar ve tutulma süresine göre değişen bir sürede etkisi devam eder.

Bu tutulma yaklaşık 6 ayımız üzerinde etkili olacak. Ancak ilk üç ay daha baskın olarak etkisini hissedebiliriz. İlk üç aydan sonraki, ikinci üç ayda etkiler hafifleyerek tamamlanır.

Tutulum anında sabit grupta bir T-kare oluşuyor. Jüpiter Akrep burcunda düz pozisyona başladıktan sonra Ay tutulmasına da 9° fark ile kare açıyla bağlanarak büyük kareye çeviriyor lakin tutulmalarda açı payını maksimum 4°alıyorum ben. Bu nedenle büyük kare olarak değerlendirmiyorum, T-kare üzerinden analizime devam ediyorum.

Ay/Mars/GAD – Güneş/KAD – Uranüs bir T-kare oluşturuyor. Uranüs burada fokal gezegen olarak çalışmakta. Tutulum karmanın yeri olan 10.evde ve ılımlı açılar kurmuyor. Ancak Fokal gezegenin Tutulum yönetici ile yücelim yöneticisi arasında ılımlı açılar mevcut. Bu da her ne kadar gergin enerjileri sonlar ya da tamamlanmalar olsa da çıkış yolunun bulunduğunu gösteriyor. Ay ve GAD ile kavuşan Mars aynı  zamanda yükselenin de yöneticisi.

Yani gökyüzü gerilimli. Merak etmeyin tepemize taş düşecek, başımıza belalar yağacak türünden şeyler yazmayacağım. Şöyle bir arkanıza yaslanın, rahatlayın ve ondan sonra okumaya başlayın dostlar.

Gökyüzünde T-kare var. Nedir T-kare? Üçlü problem demektir. Bir birine bağlı ancak birbiriyle uzlaşamayan enerjiler demektir. T-karelerde en zor olan sabit T-karedir. Çünkü kişinin sabit fikirli bir yapısı vardır, toleransı yoktur ve buna paralel olarak esneklik gösteremez. Esneklik olmadan da T-karenin gerilimi çözülemez. Ve esnemedikçe de kişi iradesini doğru yönlendiremez.

Şöyle bir arkanıza yaslanın ve düşünün, şu an çözemediğiniz şey ne? tıkanan ne? gerilim yaratan ne? sizi hasta eden ne? bu gününüze hizmet etmeyen, yeterli olmayan ne?

Yapmanız gereken bunu bulmak ve bırakmak: Miyadı dolanı, zorunlulukları, artık mevcut durumunuza hizmet etmeyeni bırakmak… Bu bir davranış, alışkanlık bir kişi ya da bir olay olabilir.

Artık size hizmet etmeyen davranış, iş ve ilişkilerin sonlanma sancısıdır bu tutulmanın getirdikleri. Evrensel durum, yapı ve ihtiyaçlarınıza hizmet etmeyen, tökezlemenize neden olan ya da sizi geri götüren ne varsa Veleddalin Amin!

İçinde bulunduğunuz ilişki ve ortaklıklar ile kişisel eğilim ve alışkanlıklarınız artık önümüzdeki 6 aylık döngüdeki yol programınıza ait potansiyel ihtiyaçlarınıza hizmet etmiyor cevap vermiyorsa sonlanır.

Ancak her son yeni bir başlangıcı da beraberinde getirir. Getirir de essahtan sonlandıysa! Buradaki SONDAN kastım terk etmeniz ya da terk edilmeniz, ortağınızdan ayrılmanız ya da bir olaydan bağımsızlaşmanız değil. Bu sona gelişteki payınızın ve bu payı besleyen yönünüzün size ne kadar zarar verdiğini fark etmeniz!!!!

Uranüs Boğa burcunda ve  işlevini yitirmiş olan şeyi parçalamak üzere sahnede. Uranüs enerjisi biraz dengesizdir diyebilirim. Bizler tutunmayı seven varlıklar olduğumuzdan, Uranüs enerjisini pek sevimli bulmayız. Bırakmayı sevmeyiz çünkü. Ancak Uranüs’ün enerjisini dengesizleştiren, yeni dönem enerjiye uyum sağlayamayıp, direnmektir. Bu dönem içinde karşılaştığımız olay ve durumlara esneklikle yaklaşmak Uranüs enerjisini dengelemek adına önemli olacaktır. Zira Uranüs’ün yıkıcı enerjisi en çok direnç gösterildiğinde ortaya çıkar.

Gelenekler, kültürel yapılar, düzenler yenilenmeye mahkumdur. Evren değişiyor, doğa değişiyor, insanlar değişiyor. Tüm yapılar insanlar için kuruluyor. İnsan değiştiği zaman, bir önceki zaman diliminde kurulmuş bir yapı da ya yenileme gerektiriyor ya da artık işlevini yitiriyor.

Ait olduğumuz kültürel yapı, gelenek görenekler, hayat tecrübelerimiz ve DIŞSAL KOŞULLAR biz izin verdiğimiz oranda BİZİ oluşturuyor. Sonra biz, bizi oluşturan değerleri beslemeye devam ediyoruz. Her tuğlanın üzerine bir tuğla da biz koyuyoruz.

İnsan eliyle yaptığımız, koyduğumuz, ”bu budur/doğrusu budur” dediğimiz kurallar, düzenler getiriyoruz. Bir şekilde çevremizdeki insanın ki: kimi zaman eşimiz kimi zaman çocuğumuz, kimi zaman arkadaşlarımız da o sisteme uysun diyoruz.

Bütün gelenek görenek ya da düzenlemeleri ise iyi niyetle oluşturuyoruz. Gel gelelim o iyi niyetle yaptığımız herhangi bir girişim, tahmin edemediğimiz başka zararlara zemin hazırlayabiliyor.

Bir bina düşünün: ne kadar sağlam yapmış olursanız olun, belli bir süre sonra eskimeye mahkumdur. Eskidikçe de tadilat görmeye mahkumdur. Artık miyadı dolduğunda da yıkılmaya mahkumdur. Bu doğanın kanunu…

İstediğimiz ya da önem verdiğimiz tek şey kurduğumuz yapının devamlılığı olmasın. Çünkü her yapı ne kadar iyi bakılırsa bakılsın zamanı geldiğinde eskimeye ve işlevini yitirdiğinde de çökmeye mahkumdur!

Tutunduklarımız, alışkanlıklarımız, güvenlik duygumuzu şekillendiren dersler ya da tecrübe ettiklerimiz bazen yeni bir şeyi denememize izin vermez. Yenilenmeden, daha fazla şeyler tecrübe etmeden yaşar gideriz öylesine. ”Ama benim bildiğim yol bu, başka bir şey gelemez ki elimden” diyenleriniz mutlaka olacaktır. Bildiğiniz bu olabilir, ancak bu durum, başka bir yolu öğrenmenize engel olacak anlamına gelmez. Her gün aynı yemeği yemek bir süre sonra gına getirmez mi? :)))) Ya da siz hiç emeklemeyi öğrendiği için yürümeye ihtiyaç duymayan bir çocuk gördünüz mü?

İşte Mars eskimiş şeyleri biraz da sevimsiz bir şekilde ortaya çıkaracak, Uranüs de yenileyecek. Eskimiş şeyi fark edip yenileyen kazanır, direnen kaybeder! Bırakmayı bilmeyense acı çeker!

Mars retro ve karmanın evinde.

  • Kim gücünü nasıl kullanmış
  • Kim ne ekmiş
  • Kim kimin arkasından iş çevirmiş
  • Kim ikili oynamış
  • Kim kimi baskı altına almış
  • Kim zalimmiş, kim mağdur ortaya çıkar

Takke düşer ve kel görünür. Gerçek itibar kiminse, o itibar elinden alınmış bile olsa ona geri döner. Mezalimle itibar toplayan itibarından olur. Sırlar ortaya çıkar. Herkes safını bir şekilde seçer artık. O nedenle gözlemci olun. İlla bir girişim başlatmanız gerekmez. Zaten anlama, idrak etme, kavrama döngüsündeyiz. Çok konuşmak yerine suskunluk iyidir. Sustukça çevrede olup bitenin daha iyi farkına varırız çünkü. Mars haksızlıkla başarı yakalamışları gün yüzüne çıkaracak bir şekilde.

İnsanız hepimiz bilinçli ya da bilmeden haksızlık yapabiliyoruz. Diyelim ki yaptığımız bir haksızlık ortaya çıktı. Kendi payımızı sahiplenip, haksızlığa götüren düşüncelerimizi değiştirmeye odaklanalım.

Mars Kova burcuna geldiğinde, bizi sıkan, zorlayan, bunaltan koşullara karşı baş kaldırma isteği vermesiyle ünlüdür. Ne kadar köşeye sıkışırsak sıkışalım ”hayır” diyemediğimiz zamanlar vardır bildiniz mi? İşte Mars Kova burcuna geldiğinde, o kadar keskin ve ani uyanış yaşarız ki içimizdeki öteki ben ortaya çıkar ve tüm prangaları, zincirleri bir şekilde kırma cesareti buluruz.

Bu açıdan baktığımızda ”insanın zorluktan kurtulma şansı bulması ne güzel!” diyenleriniz olacaktır. Öyle tabi. Ancak tüm bu özgürleşme eyleminin biraz dengesiz bir şekilde seyretmesi durumu da epey söz konusu.

Kurtulmanız gereken şeyden  kırıp dökerek, savaş yaparak kurtulmak da var, erdemli hareketlerle ve adalet terazisini şaşırtmadan kurtuluş da… İşte bu noktada bireysel seçim bize ait. Mars enerjisini yönetmenin zor olduğu günlerden geçiyoruz. Bizi yoran, sıkan ya da ilerleme göstermemiş işleri sonlandırmak adına olumlu günlerdeyiz. Lakin bunu savaşla yaparsak, tahmin edemediğimiz daha büyük başka zararlarla karşılaşma ihtimaline karşı uyarı yapmak istiyorum. Kontrolsüz enerjiyle hareket etmek süreç içerisinde tahmin edemediğimiz başka zararlara sebep olabilir. İyi niyetle yapılmış bir girişim de maksadını aşabilir. Mars Kova’da limit aşımı ile ünlüdür.

Pisagor’un bardağını bilir misiniz?

Öyle bir bardak düşünün ki; altı delik olduğu halde içine döktüğünüz sıvıyı bardaktan boşaltmıyor, ama bardaktaki sınır aşılınca da içinde hiçbir şey kalmıyor.

Bu  bardağın tabanında bezelye tanesi büyüklüğünde bir delik bulunmakta, o deliğin çapında silindirimsi bir yapı bardağın içinden yükselmektedir. Ancak, bardağa kuş bakışı baktığımızda kapalı bir boru görsek de, aslında silindirimsi yapının bir tarafının daha fazla uzatılıp eğilmesi sağlanmış ve delik aslında hiç kapanmamıştır.

Kupanın altı delik olmasına rağmen içindeki sıvı asla dökülmez.Ne zaman kupaya doldurulan içecek kupanın sınır çizgisini aşar, o zaman içindekiler son damlasına kadar akıp gider. 

İşte Mars gerilemesi döneminde, dürtüsel olarak atacağımız her adım Pisagor’un bardağındaki sınırın geçilmesine neden olacaktır. En iyisi içe dönüp kendimizle yüzleşerek tüm hesapları kapatmaya çalışmak olacaktır. Ne bizi sıkıyor? Neden sıkıyor? Neden bu durumu düzeltemiyoruz bu cevapları arayalım. Ne kadar sorgulama, yüzleşme yaparsak, sorunların çözümü de o oranda kolaylaşacaktır. Amaç sadece zincirleri kırmak ve hesapları kapatmak değil erdemli hareketlerle bunu becerebilmektir.

Yoran, kısıtlayan, gelişme göstermeyen ilişki, ortaklık ve yapılar açısından sorunlu bir dönem olabilir, bazı bağlantılar kopuşa gidebilir. Her ne olursa olsun, eylemlerimizi dengeli yapmak durumunda olduğumuzu unutmadan hareket edelim.

Hırsla, intikam duygusuyla, düşünmeden yapılan hareket ve işler tıkanır bu net! Dikkat çekmek için yapılan hareketler ters tepebilir. Bağımlılık ve sömürü temeli üzerine kurulmuş yapılarda kriz oluşabilir.

Her şeyi kendi yönteminizle yapmakta, benim bildiğim doğrudur demekte ısrar etmeyin. İşbirliğine açık olmaya çalışın en azından. Çevrenizden gelen uyarılara kulak verin mesela. Düşünmeden karar almayın.Otorite olup sözümü dinleteceğim sevdasından vazgeçmek en iyisi.

Düşünerek hareket etmek, öz disiplin kurmaya çalışmak faydalı olabilir.

Hayatınızda bir eksik varsa, ona yer açıp açmadığınıza bakın! Evren boşluk sevmez illa ki doldurur. Eksikliğini hissettiğiniz şey ne ise onun için gerekli boş alan yaratın. Eksik var ancak yer yoksa fazlalıklara bir göz gezdirin. Muhakkak ki hayatınızda gereksiz bir kalabalık vardır. Buldunuz mu? Hah işte bulduysanız, hemen çöpe atmayın :) Neden bu kadar tuttuğunuzu görmeye çalışın. Bulun demiyorum zira o gözünüzün önündedir de sizin gözünüzü bi kapamışlığınız vardır!

O fazlalığı orada tutmanıza sebep olan ne? Kendinize güvensizliğiniz mi? Tutkunuz mu? Sabit fikirliliğiniz mi? Değersizliğiniz mi? Egonuz mu?  bunu tespit edin ve ondan sonra o fazlalığı ahlaklı bir şekilde hayatınızdan çıkarmak üzere çalışın! Öyle attım gitti demekle olmaz :) Kaybettim diyorsanız, aldığınız bu dersi de kaybetmeyin zira onu da kaybederseniz evrensel sistem aynı dersten tekrar sınava çekecektir sizi unutmayın :)

Önce olanı kabul edin. Sonra neleri yapmakta dozu aştığınızı, neleri ise ısrarla yapmak istemediğinize bakın. Karşınızdaki kişi, iş ya da kavramı hayatınızın merkezine oturtup, kendinizden mi vazgeçtiniz? Sevgi hizmettir dediniz de başkalarına hizmetten kendinize hizmeti mi unuttunuz? Karşınızdakinin yalan söylediğini bile bile kendinize inanmak için gerekçeler, sudan sebepler mi yarattınız? Yoksa kendi değersizliğinizle yüzleşmemek için höykürmekten başka bir şey yapmadınız mı? İyi niyeti suistimal etmeyi mi tercih ettiniz? Ya da kendisini suçlu hissettirmeye çalışıp durumdan beslenmeye mi çalıştınız?

Bunları bulup yolunuza devam edin. Ama her durumda hayatınızdaki fazlalıkları temizleyin! Bu fazlalık ister bir insan olsun, ister bir inanç, ister bir tabu, ister bir içsel direnç fark etmez…. Yer açmak için önce bu fazlalıklardan arınmak zorundasınız! İşte bilincinizi yükseltecek olan, bu fazlalıklardan arınmaktır. Zaten bilinç hazır olmadan da yeniye yer açamazsınız, kopyasını yaşarsınız :)

Hayat bir sahnedir. Oyunlar değişir, oyuncular değişir, sahneler ve konular değişir. Böyle bir sistem içinde hayat, her zaman aynı kişiye başrol vermez. Rolünüz bazen baş roldür, bazen figüran. Bu nedenle ben esas oyuncuyum havalarına girmemenizi öneririm.  Kazanmak kadar kaybetmek, haklı çıkmak kadar haksız olmak, doğru yapmak kadar yanlış yapmak da var. Her zaman her şeyi en doğru şekilde yapamayız, bu evrensel kanunlara aykırı. Ancak hatamızı görüp kabul etmek, insanı bilgeliğe götüren bir yoldur.

Bir şeyleri acı bir şekilde tecrübe etmek istemiyorsak, inadı, abartıyı, dürtüselliği ve yersiz gururu bir kenara bırakarak düşünmek durumundayız.

Düşünceleriniz kabul görmüyorsa, düşüncelerinizi tahlil edin. Acaba hatalı bir çıkarım mı yaptınız? İnat mı ediyorsunuz? Fazla gururlu olabilir misiniz? Vurdumduymaz mısınız? Değer kavramını objektif bir şekilde mi kullanıyorsunuz? Bunları sorgulamakta fayda var. Sorgulamazsanız ne olur? Kavga, çekişme veya zorunlu kopuşlar, sonuç olarak sofranıza gelir.

Olumlu mu etki alacağım olumsuz mu sorularına cevap veremem. Her harita özeldir, her harita farklıdır. Bu nedenle olumlu bir etki de alabilirsiniz olumsuz da. Söyleyebileceğim tek şey, olumsuz bir olay da yaşasanız, bunun çok olumlu bir amaca hizmet edeceği ve bu sayede yüklerinizden arınacağınızdır. Eğer direnirseniz, olumsuzluklara takılı kalırsanız, bir şeyleri bırakmamakta ısrar ve inat ederek kontrol kurmaya çalışırsanız kontrol edemeyeceğiniz sonuçlarla karşılaşabilirsiniz.

Tutulma ilk etapta

20 – 29 Ocak arası doğumlu Kovalar

22 – 31 Temmuz doğumlu Aslanlar

20 – 29 Nisan arası doğumlu Boğalar

23 – 31 Ekim doğumlu Akrepler üzerinde etkili olacak. Sadece Güneş ya da yükselenin bu burçlardan olması gerekmez, sabit grubun ilk 8 derecesinde kişisel ya da kolektif bir gezegenin olması ziyadesiyle etkilenmenize yol açacaktır.

Sevgilerimle

Yazıyı Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir