27 Mart 2013 Terazi/Koç Aksında Dolunay (Kızıl dolunay)

       ”Herkes sadece beyaz olsaydı, beyazın bir değeri olmazdı. Herkes siyah olsaydı, siyahın bir anlamı olmazdı. Oysa ki beyazı en güzel gösteren siyah değil midir? Beni değerli yapan, benden olmayandır….”

27 Mart 2013 Çarşamba günü TS ile 11:28 sularında Terazi/Koç aksının 6 derecesinde bir dolunay idrak edeceğiz hep birlikte ve pekte öyle sütliman bir dolunay değil sevgili dostlarım. Anın haritasında bir T-kare açı kalıbı oluşuyor ki, vay vay vay denecek cinsten.Üstelik T-kare kalıbını oluşturan baş gezegenler Koç burcundaki Güneş’le, Terazi burcunda dolun halini alan Ay. Her iki hatta oluşan gerilim, Oğlak burcundaki Plüto aracılığıyla enerjisini dışarı vuruyor adeta. Efem dolunaylar ikili problemleri ve bu problemleri yaratan kutupsallığı temsil eder. Gel-git, evet-hayır, olur-olmaz, yaparım-yapamam gibi… Oluşan bu gerilim Oğlak burcundaki Plüto’yu patlamaya hazır bir volkan durumuna getirmiş adeta.   Duygular ile davranışlar arasında yaşanan çatışma Plüto ile salınımını sağlar ki, Plüto astrolojideki en sert gezegendir. Plüto ile oyun oynanmaz dostlarım, önünde sonunda hakedişini verir ve bu hakedişler çoğu kez yaşantıyı tümden etkileyen değişimlerdir.

Anın haritasında Yükselen noktası 18 derece Yengeç burcunda, Alçalan noktası 18 derece Oğlak ve hemen gerisinde 6.evde Plüto konumlanmış ve T-karenin uç kısmını oluşturuyor. Ay Terazi burcunun 6 derecesinde 4.eve konumlanmış ve hemen karşısına 10.eve Güneş, Venüs, Uranüs ve Mars’ı almış. Ay karşısındaki her dört gezegenle T-karenin başlangıç kısmını oluşturmuş. Yani anın haritasında 1 değil tam dört tane T-kare görünümü var sayın seyirciler.

Evet sevgili dostlarım, görünümlerden de anlaşılacağı üzere pek hayra meyyal şeyler zuhur ettirmeyeceği gayet aşikardır bu dolunayın. Ancak irademizi ne kadar yapıcı yönde kullanırsak bilin ki o minvalde geriye dönüşlerini alırız.

Ocak ayından bu yanaki süreç, süregelen çözülememiş her ne varsa gözümüze sokulacak deneyimler yaşattı. Yeri geldi suçlu arandı ve karşımızdakileri töhmet altında bıraktık, yeri geldi içimize atıp hiçbirşey yokmuş gibi davranırken, içten içe kendi kendimizi bileyerek ”sen görürsün!” dedik, yeri geldi kaderi suçladık. Ancak kaçımız içe dönüp şu meşhur memnun olmadıklarımızın tam merkezinde kendimiz ve algılayışımızın olduğunu kabul ettik ki? An’ı kurtaran etkiler tek tek patlak verdi ve veriyor değil mi? Olaylar değişiyor, kişiler değişiyor ancak yaşananlar hep AYNI oluyor değil mi? İşin içinden çıkamayınca da yukarıdan bir kurtarıcı, bir mucize bekliyoruz. Hayatımıza giren yeni işin, yeni eşin bizi kurtaracağını umuyoruz ama olmuyor değil mi? Bir noktadan sonra büyü bozuluyor. Çareyi yanlış yerde arıyoruz da ondan! Kurtarıcı sensin! Acaba bunun ne kadar farkındasın?

Sorumluluk almıyoruz sevgili dostlarım, kabullenmiyoruz, görmek istemiyoruz ve takıyoruz kişilere, olaylara! Eğer hayatında kişiler değişiyor ama yaşanan değişmiyorsa bir zahmet dönüp içine bakacaksın kardeşim! Ahmet’e kızıyorsan, sıkışınca Ahmet gibi davranmayacaksın! İşte amirine sinirlenip, eve geldiğinde ağlayan bebeğine ve onu susturamadığından dolayı beceriksizlikle suçladığın eşine höykürmeyeceksin! O çok kızdığın amirinden ne farkın kalıyor o vakit senin? hiç düşündün mü?

Tüm ikiliklerin çözülme zamanına işarettir bu dolunay. Koca evren bir denge üzerine kuruludur ve tüm zıtlıkları bünyesinde barındırır. Ancak zıtlıkların arasında bir dengesizlik oldumu kainatın şirazesi kayar. İçinde bulunduğumuz bu kaos, hem siyasal, hem beşeri alanda bu dengesizliğin bir sonucudur aslında. Kaçımız bundan sorumluluk alıyoruz? Kaçımız içinde bulunduğumuz süreci üzerine düşeni yapmaya gönüllü olarak taşın altına elimizi koyarak geçiriyoruz. Suçlu aramaktan ve suçlamaya meyyal düşünce sisteminden vazgeçmediğimiz sürece hiçbirşeyi düzeltemeyiz hiç kusura bakmayın! Efendim banane ben mi yaptım ki elin yaptığının ceremesini ben çekeyim diyorsan eğer! Senden önceki ammmaaaaaan ben şunu yapayım da sonucunu sonrakiler düşünsün, banane yırtılan Hacıbekir’in yakası! diyen zihniyetle, benden öncekinin yediği naneyi düzeltmek bana mı düştü diyen zihniyetin birbirinden pek farkı var mı bi düşün istersen? ;) Sana düştü ki, BURADASIN! Amma velakin iç gücünü nerede, nasıl kullanıyorsun? bi tekrar düşüm emi benim gözüm :))

Güç oyunları… Tahakküm… Egosantrik davranışlar… Hazımsızlık… Taklitçilik… İnkar… Bencillik… Gurur… Kibir… Aşırı duygusallık… Fırsatçılık… Hayatınızın merkezinde hangisi var? Dolunay zamanındaki sisli hava bu sorunun yanıtına cevap niteliğinde deneyimler yaşatabilir.

Aşırı duygusallar ve bu duygusallığı hayat boyu bir yük gibi sırtında taşıyanlar…. Özellikle Terazi ve Yengeç burçları….Küfenin içindekiyle içinizdeki kin duygunuzu besleyip, hırs yapıp, istediğimi almak için her türlü güç oyununa girişirim demeyin aman! Oğlak burcundaki Plüto pusuya yatmış bekliyor, ne ekersen onu misliyle biçtirir haberin olsun. Ne yapayım diyorsan? Koç burcundaki Uranüs’e bak ve değişimden korkma. At küfeyi sırtından ve asla tekrar doldurmak için boş bir küfe alma sırtına. Kaybettiysen, kabullen kaybettiğini, Hayatta herşey kısmet unutma! Yola düşenin ihtiyacı olan şey vakti geldiğinde verilir zaten, küfeye ne hacet! Güneş’e bak, kararlılığını gör. Venüs’e bak sevginin, maneviyatının farkına var. Mars’a bak ve yapabileceğine inan! Bağımlılıklarınla var ettiğin kendinden, madde ve mana ötesindeki kendine koş :)

Despotluğun kitabını yeniden yazıp sinir küpü halinde dolaşanlar… Özellikle Koç ve Oğlak burçları… Gücünüzü abartıp, egonuzun illüzyonuna kapılıp sakınola ki zulmetmeyin ilişkide bulunduğunuz insanlara. Hayattaki en büyük güç sevgi ve inançtır unutmayın. Ne hanlar, ne hamamlar, ne sahip olduklarınız, ne de hırs içinizdeki eksiği doldurmaz unutmayın! İhmal ettiğiniz duygularınıza kulak verin, anlayışın, hoşgörünün o büyülü tadının farkına varmaya çalışın! Ben istemem alırım demeyin! Plüto’yla oyun oynamayın!  Evren zamanı gelince verir, verir de! Aldığından sen memnun olur musun bilemem :) Dimedi dimeyin!

  ”Ne denlü cehd edersen bir murâde, Nasîb olmaz mukadderden ziyâde. (İnsan bir murâdına kavuşmak için kendi irâdesiyle çalıştıktan  sonra eğer hakkında hayırlı olmadığından dolayı o şeyi Allah takdîr etmediyse o şey nasîb olmaz) ”

http://evreninkizi.blogspot.com/2013/03/5-mart-2013-ben-bilmem-kader-bilir.html

Doğum haritasında T-Kare açı kalıbı olan sevgili dostlar. Sizin için önemli zamanlar. Evren bu yapıları sonlandırmanız amaçlı çalışıyor. Eğer haritanızda bu açı kalıbının olup olmadığını bilmiyorsanız. Doğum bilgilerinizi içeren bir mail atın ve geriye dönüş yapalım. Kendinize mukayyet olun, sinirlerinize hakim olun, akışa uyun… Öperim hepinizi :) Sevgilerimle :)

Yazıyı Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

“27 Mart 2013 Terazi/Koç Aksında Dolunay (Kızıl dolunay)” üzerine 3 düşünce

  1. Merhaba, Ben 29 Eylül 1968 İstanbul 11.55 doğumluyum. Teraziyim ve ayım oğlakda. Oğlumda 24 Aralık 2005 13.23 Münih Oğlak. Bilmem içime bir korku girdi, yazdıklarınızdan sonra. Beni çok mu etkileyecek ne yapmalıyım. Sevgilerimle nilguncel@gmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir