25 Eylül 2018 Koç Burcunda Dolunay

25 Eylül 2018 Salı günü saat 05:54 civarı 2°Koç burcunda dolunay gerçekleşecek. Dolunay 7.evde Chiron ile kavuşurken, Merkür’e karşıt, Satürn’e kare ve Mars’a sekstil açıyla bağlanmış. Mars aynı zamanda Dolunay yöneticisi, o da Venüs ve Uranüs’le gerilimli açısını koruyor. Öncülerde Satürn, sabitlerde Mars apex konumunda. Yani bol t-kareli bir dolunay yaşayacağız. Mars bu dolunayda en kritik pozisyondaki gezegen konumunda ve 27 Temmuz tutulmasını tetikliyor ve Kuzey Ay Düğümü ile karşıt . Hatırlarsanız çok önemli bir tutulum yaşamıştık. Mars o esnada retro konumundaydı. Şu an düz olan Mars Kova burcuna gelerek 27 Temmuz tutulmasını da tekrar tetikleyecek.

Haziran ayından bu yana gerek tutulumlar, gerek diğer gezegen konfigürasyonlarının işaret ettiği şey şuydu:

”artık yetmeyen, gelişim göstermeyen, yoluna hizmet etmeyen, daha kaliteli yaşamayı etkileyen, bireysel olarak geride bırakan, kişisel eğilim ve davranışlardan özgürleş”

Tabi gezegen retroları ve sabit yoğunluğu epey kafa karışıklığına sebep olmuştu o dönem. Bu dolunaya her ne kadar T-kareler eşlik etse de geride bıraktığımız 4 ay içerisinde algılayamadığımız birçok kavramın belirginleşmeye başlamasını sağlayacak türden.

İlişkiler… Gönül ilişkileri, ortaklık ilişkileri, sosyal çevre ilişkileri, eş, dost, arkadaş ilişkileri… Bu dolunay az önce bahsettiğim ilişkilerle ilgili çok yeni farkındalıklar taşıyacak gibi görünüyor. İlişkiler sözünden kastım illa aşk ve evlilik anlamına gelmiyor. Hepimiz bir şekilde çevremizdeki kişi, topluluklarla etkileşim içerisine giriyoruz. Çocuğumuzla ya da beslediğimiz pisiciğimizle bile bir şekilde etkileşim kuruyoruz. Kurduğumuz bu etkileşim ne kadar doyumlu, bunu sorgulama zamanı gelmiş sanki.

İlişkiler içindeki kimliğimiz önem kazanacak. Sen gerçekten seni yansıtıyor musun? yoksa birileriyle ilişkide kalmak için gerçek seni feda mı ettin?

GAD Kova burcunda ve dolunay yöneticisi Mars da GAD Kova ile kavuşumda. GAD Kova için ait olmak önemlidir. Bir gruba, bir topluluğa vb. Ait olma duygusunun beslenmesinin önemi, kişinin kendi kimliğinin özelliklerini sergilemesinin önüne geçer. Çoğu zaman ait olmak istediği topluluğun standartlarına uygun davranmak, kendilik duygusunun önüne geçer. Ancak Mars apeks gezegen onu ne yapacağız?

Korkularınıza dikkat edin. Yanlız kalma korkusu, çoğu zaman kişiyi yine kendiliğinden uzaklaştıran bir faktör olarak çalışır. Yanlız kalma korkusunun altında da yine güçlendirilmemiş bireysellik teması yatar. Bir şekilde birileriyle ilişkide olma isteği yönünde hareket edildiği takdirde, kişi bireysel ihtiyaçlarından vazgeçmek durumunda kalacaktır.

Çünkü içinde bulunduğu topluluk yada birlikte olduğu kişilerin istek ve ihtiyaçları daha fazla önem kazanmış durumda olacaktır. Kişi o topluluğun ihtiyaçlarını besledikçe, topluluk tarafından kabul göreceğini ve besleneceğini sanır. Ancak evrendeki işleyiş pek öyle olmuyor. Bu tarz ilişkiler ilişki değil, alış veriştir. Bir taraf daima alır, bir taraf daima verir. Alan taraf zenginleşirken, veren taraf daima cari açık verir.

Aslında kişi o topluluğun enerjisini besledikçe, kendi enerjisinden çalacak belli bir süre sonunda da pili bitecektir. Bir bakmışsın topluluk büyümüş ama sen yok olmuşsun. Sonuç tiroit sorunları, böbrek rahatsızlıkları, migren türü ağrılar, alerjiler…

Satürn apekste ve kısıtlamaları zorlukları, eksik bırakılmışlıkları gündeme getiriyor.

Kendini yalnız mı hissediyorsun? O zaman başkalarını memnun etmek için, eleştirilmemek için ya da kabul görmek için neler yaptın, neleri feda ettin bir bak!

Toplum olarak fedakârlık kavramını pek severiz biz. Ballandıra ballandıra anlatmaya bayılırız, uğrunda vazgeçtiklerimizin hikayelerini. Yani iş fedakârlığın reklamını yapmaya geldiğinde, yine bizden başka birinci gelen olmaz herhalde :) Fedakârlığa bir meziyet anlamı yükleyen hikayeler, efsaneler ve yaşanmışlıklarla doludur zihinlerimiz.

Adanmak adına, adanmak için, vazgeçebildiklerimizle övünür dururuz. Biz devam ederken bu uğurda bir standart tutturmaya, hep bir tatminsizlik, hep bir hayal kırıklığı durur yanı başımızda. Yüzümüzdeki çizgilerden okunur hale gelir artık, uğruna vazgeçtiklerimizin hayal kırıklıkları.

Özveri ile fedakârlık kavramını çoğu zaman birbirine karıştırıyoruz. Özveriyle atılan her tohum çiçek verirken, fedakârlıkla atılan tohumlar genelde hayal kırıklığı yaratmaktadır..

Fedakârlık, adı üzerinde feda etmekten, kaybetmeyi, bırakmayı göze almaktan gelir. Bir nevi fedadan kâr sağlamak diyebiliriz bu duruma. Ruhsal açıdan baktığımızda fedakârlık  kurban bilincinden gelir, ÖZVERİ ÖZ’den.

Özveri sınırlarını bilir, ne olduğunu, ne kadar yeteceğini de bildiğinden:

beklenti yoktur,

zorlama yoktur,

kâr anlayışı yoktur,

limit aşımı yoktur. Özde ne varsa, o ölçüde vermek vardır.

Ancak fedakârlık kurban bilincinden geldiğinden: 

ayartılmaya açık bir kapı vardır

beklenti vardır

kâr duygusu vardır

çok ağır sorumlulukları vardır.

Fedakârlık adına vazgeçtiklerimizle övünürüz. Sanırız ki vazgeçtiğimiz şey ne kadar büyükse, o oranda karşılığını alacağız. Her aşırılık, her feda, uğruna feda yapılan şeyin işini kolaylaştırması şöyle dursun, yük getirmekten başka bir işe yaramaz. Kredi kartı kullanmak gibi… Olmayan parayı harcıyorsun!

Hal böyle olunca hasat mevsimi geldiğinde, fedakârlığın karşılığı olarak elimizde kalan 2-3 buğday tanesi eşittir hayal kırıklığı olur. Her ne kadar hayal kırıklığı ya da acı yaratan şey hasadın olumsuz olması gibi görünse de, asıl acı olan, fedakârlık uğruna, vazgeçtiklerimiz, yitirdiklerimiz ve kaybettiklerimizdir.

Yoksunluk mu çekiyorsun? Hayal kırıklığı içerisinde misin? Yoksunluk duygusunun sebebi, birilerinin seni sevmemesi, kabul etmemesi değil, senin birilerini memnun etmek ya da sevilmek için kendinden feda ettiklerindir. Şimdi dön kendine bir bak, nelerden geçtin bir bir tespit et. Seni sen yapan değerlerle bir barış imzala.

Seni bu halinle kabul etmiyorlar mı? Etmesinler… Belki de bu topluluk uygun değilsinizdir kim bilir. Zaten onları memnun etmek için ne yaparsan yap seni istemeyeceklerdir. Tek başınalığı göze al. Kendini geliştir, kendinle meşgul ol. Bir heykeltraşın, taşı yontması gibi yont kendini. Özüne, değerlerine sahip çık.

Dolunay sorun çıkarmaz arkadaşlar: var olan durumu gündeme getirir. Başımıza taş düşmeyecek merak etmeyin. Ama görmek istemediklerimiz ya da farkında olmadıklarımız daha çok belirginleşerek bizi rahatsız edebilir.

Gereksiz çıkışlar, ağız dalaşlarına girmeye hiç gerek yok. Karşınızdaki kişi size hakaret ediyorsa, sizin de ona hakaret ederek üste çıkmaya çalışmanızın kimseye faydası olmaz. Erdemli şekilde ”ben sana, bana hakaret etme hakkı vermiyorum” demeniz yeterli. Anlamıyorsa mesafe koyun. Sonrasında içinize dönün. Sınırları kaldırmış olabilir misiniz?

Suçluluk duygusuna dikkat edin. Eğer suçluluk duygusuna takılıysanız, kendinizi savunma tuzağına çekilirsiniz. Bu durumda aslında o anda ne olup bittiğini kavramanızı engeller.

Korkularınıza dikkat edin. Korkular, gücünüzü korktuğunuz şeye verir ve siz farkında olmadan korktuğunuz şeyi beslersiniz.

Kendinizi gereksiz yere ortaya koyma dürtünüze dikkat edin. Çok yorulursunuz!

İnatçılığınıza dikkat edin, kırılırsınız. Esnemeyen her şey kırılmaya mahkumdur.

İçinize dönün, atasal değerlere, aile geleneklerine, köklerinizin kalıtsal özelliklerine dikkat edin, sorgulayın. Bu kalıtsal özellikler o aileye ne taşımış anlamaya çalışın. Diyelim öfke duygusu çok baskın. Bu öfke duygusu o topluluk bireylerine neler kazandırmış ve neler kaybettirmiş bir hesap çıkarın derim. Körü körüne kabul ettiğiniz eğilimleri, gen aktarımıyla size taşınan davranış kalıplarını fark edin! Ve kendi doğanızı fark etmeye çalışın. Size dayatılanı değil, temel doğanıza yatkın olanı beslemek için girişim yapın.

Sağlıklı ilişkiler, ancak sağlıklı bireysellik geliştirmiş kişi ya da toplumlarla kurulur. Bunun için evvela kendi bireyselliğimizi oluşturmak gerekli. Ancak o zaman sağlıklı bir ilişki kurmuş oluruz. Ancak o zaman sınırlara saygı duyarız. Ancak o zaman kendi değerlerimize sahip çıkarız. Ancak o zaman karşımızdaki kişinin de kendi değerine sahip çıkması bizi rahatsız etmez.

Kad ile Dolunay arasında sihirli bir üçgen var. KAD Aslan yazımı tekrar okumak, yapılması gerekenler hakkında bilgi verebilir. BKNZ: Ay Düğümleri Burç Değiştiriyor Aslan/Kova

Yeri geldiğinde ben buyum kardeşim demekten çekinmeyin.

Bir halk türküsünde bahsedildiği gibi ”Ko gülen gülsün kendini bulsun, nadan ne bilsin bizi de bilen var”

Sevgilerimle

Yazıyı Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir