21 Aralık 2012 Asıl Yecüc Mecüc’ün İnsanın İçinde Olduğunun Keşfi

Geldi çattı 21 Aralık :) Sizi bilmem, lakin ben o gün kıyametin kopmadığını görünce ciddi ciddi hayal kırıklığı yaşayacak potansiyel bir güruh olacağını hissediyorum. Efendim siz değerli okuyucularım için kendimi parçaladım araştırdım taraştırdım, 2 adet YOD bağlantısı haricinde birşey bulamadım. Aslına bakarsanız konuyla ilgili ne geyikler dönüyor içimde, eminim kahkahalara boğuluruz hepbirlikte ama ciddi Astrolog duruşumu bozmak istemiyorum. :))) Neyse, iyisi mi yaşayıp görelim :)     Bu 21 Aralık yeni bir döngünün başlangıcı aslında. İçimizdeki Şeytan’la da Melek’le de yüzyüze gelme zamanı. YOD bağlantıları kadersel temalı olaylar yaşatır ve esas görevi yüzleştirmektir. Hele erteledikçe erteliyorsan, görmezden geliyorsan, bir de üstüne üstlük inkar ediyorsan OLana da üzülmeyeceksin görünümüdür bu. Yani ” Ben bilmem beyim bilir ” mantığının LAF-Ü GÜZAF olduğu an. Bazen sıkıntıyla oluverir bu olanlar, bazende olabildiğince keyifli. Nedir bu keyifli OLanı sıkıntılı OLandan ayıran fark dersek? Hiç kuşkusuz ” Karşılama biçimimiz ” dir. Karşılama biçiminden kasıt ne dersek? Hiç kuşkusuz ” OLanı kabullenmeye gönüllü olmak ” dır. Aslına bakarsanız kainat dengesi bu yasa üzerine kurulu. Kabullenme yasası, mutlu yaşam biçiminin de ilk basamağı. Rab yaratırken her birimizin hamuruna İnsana bahşedilmiş her meziyetten, her eziyetten bir miktar karmıştır. İyilik – kötülük, sevgi – nefret, sadakat – ihanet, siyah – beyaz zıtlıkları gibi…. Biz hangisini özümsemişsek ona meyillenmişizdir. Özümsemek… İşte özümseme eyleminde bile kendini gösterir kabullenme yasası. Bahşedilmiş nefret duygusunu özümsemek ve bunu huy haline dönüştürmek özgür iradeye bırakılmıştır. Oysa nefretin karşı kutbunda birde sevgi diye bir kavram var değil mi? işte sevgi ve nefreti OLuş haliyle kabullenmek bize bırakılmış. Kainatın denge ibresi oynadığında birşeyler oluverir ve unutulmuş olan kabullenme yasasının hatırlatılmasıyla kainat dengesi eşitlenmeye çalışılır. İşte o anlarda bizim sınavımızdır belki :)

21 Aralık günü ilk YOD görünümü Koç burcundaki Ay ve Uranüs – Akrep burcundaki Satürn arasındaki 150 derecelik açı ile yine İkizler burcundaki Jüpiter’in Akrep burcundaki Satürn’le 150 derecelik açı kurması ve Koç burcundaki Ay’la İkizler burcundaki Jüpiter’in 60 derecelik görünüm yapmasıdır. Nedir bu görünümün anlamı? Aşırı ihtiyatlı, kuralcı, despot davranışların mutsuzluk getirdiği gerçeği. Evren hoşgörü kavramını hatırlatıyor bizlere…. Hatırlamak istemeyene de acı derslerle öğretecek gibi. Fakat burda ince nokta davranışlarımızdaki bu aşırılıkların kökeninin aile karmalarıyla bağlantılı olduğudur. Ay Satürn görünümünün ışık tuttuğu nokta bu tür ailesel miraslara dikkat çekiyor aslına bakarsanız. Kökeninde ailesel alışkanlıklar olan davranış kalıplarının çözülmesi adına bazı olaylar yaşatacak gibi. Üstelik Uranüste Jüpiter’e 60 derecelik açı ile öpücükler gönderirken değişim çok zor olmasa gerek. Uranüs değişimin gezegenidir. Evren denge istiyor dostlar. Tüm bu dikkat çektiği noktalara merhem olacak şey; OLanı olduğu gibi kabul ederek, vah vaaahçı bir yaklaşım değilde, iyimserlikle karşılamanın, pozitif tutumların, değişime gönüllü olmanın başarı getireceğine vurgu yapmasıdır. Jüpiter ve Ay birbirlerine tatlı tatlı gülümserken hiçte zor değil değişmek ve dönüşmek… Doğum haritasında Jüpiteri ve Uranüsü güçlü olan arkadaşlar çok şanslılar bu günlerde :) Değişime daha kolay geçiş yapacaklar sanki.

Öte yandan ikinci YOD görünümü bir üst paragrafta bahsettiğim Akrep burcundaki Satürn, İkizler burcundaki Jüpiter bağlantısına Oğlak burcundaki Plüto’nun da katılmasıyla oluşan ikinci senaryodur. Bu görünüm, aynı konularda kendi bildiğine fazla güvenip değişime ayak diremenin getireceği zararlara dikkat çekmekte. Oğlak burcundaki BEN BİLİRİMCİ Plüto ile Koç burcundaki BİR DAHA DÜŞÜN İSTERSEN, GERÇEKTEN SEN Mİ BİLİYORSUNCU Uranüs’ün restleşmesi olası sona tuz biber ekmiş durumda. Seçim size ait… İki farklı senaryo var ve aradaki fark belli :)

Bazen bırakmak hayır getirir bizlere, sıkı sıkı tutunduklarımızı. Belki sıkıntılı olur bırakmak, ağır gelir lakin bunca zaman içimizi içten içten bir kurt gibi oyan odur da farkına varmamışızdır. Bu defa tarih tekerrür etmeyecek OLduracak gibi. Özümüze dokunabilmek dileğiyle hadi hayırlısı bakalım :)

Aşağıda burçlara olası etki edecek alanlardan kısaca bahsedeceğim. Lütfen Öz burcunuzla birlikte yükselen burcunuzu da okumayı ihmal etmeyin. Bu gecelikte bu kadar, Sevgilerimle :)

-Koçlar yakın çevre, kardeşler, arkadaşlıklar, toplumdaki yer, yeniden doğuş alanlarında

-Boğalar bilinçaltı alışkanlıkları, korkular, endişeler, ikili ilişkiler, ortaklık ilişkileri ve madde, para, güven-güvensizlik, inanış, ruhsal alem alan ve konularında

-İkizler iş-çalışma, sağlık, kişisel gayretler, dostluk, umutlar, zihinsel alışkanlıklar ve özgürlük, yeniden doğum alanlarında

-Yengeçler bilinçaltı alışkanlıkları, korkular, endişeler, toplumdaki yer, başkalarına karşı sorumluluklar, aşk, çocuklar, eş ve ortaklıklar alanlarında

-Aslanlar dostluk, umutlar, zihinsel alışkanlıklar, inanış, ruhsal alem, aile (anne-baba), iş-çalışma, sağlık, kişisel gayretler,

-Başaklar aşk, çocuklar, yakın çevre, arkadaş, kardeşler, yeniden doğuş, iş – çalışma, otorite alanlarında

-Teraziler ikili ilişkiler, evlilik, ortaklık, kendine güven-güvensizlik, maddesel yaşam, zihinsel alışkanlıklar, inanış, ruhsal alem, aile (anne-baba) alanlarında

-Akrepler iş-çalışma, sağlık, kişisel gayretler, yakın çevre, arkadaş, kardeşler, yeniden doğuş,

-Yaylar kendine güven-güvensizlik, maddesel yaşam, zihinsel alışkanlıklar, bilinçaltı alışkanlıkları, korkular, endişeler, aşk, çocuklar, evlilik, ikili ilişkiler, ortaklıklar alanlarında

-Oğlaklar aile (anne-baba), kardeşler, iş-çalışma, sağlık, kişisel gayretler, dostluk, umutlar, zihinsel alışkanlıklar alanlarında

-Kovalar yakın çevre, arkadaş, kardeşler, toplumda edinilen yer, otorite, aşk, çocuklar, evlilik, ikili ilişkiler, bilinçaltı alışkanlıkları, korkular, endişeler, başkalarına karşı sorumluluklar alanlarında

-Balıklar kendine güven-güvensizlik, maddesel yaşam, zihinsel alışkanlıklar, inanış, ruhsal alem, aile (anne-baba), dostluk, umutlar alanlarında

Ve geceyi John Lennon’la noktalayalım :)

HAYAL ET….      CENNET VE CEHENNEMİN OLMADIĞINI….

Yazıyı Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

“21 Aralık 2012 Asıl Yecüc Mecüc’ün İnsanın İçinde Olduğunun Keşfi” üzerine 2 düşünce

  1. teşekkür ederim yazılarınız çok bilgilendirici.kangren olmuş evliliğim sonlandı artık.sanırım zincirlerimizden kurtulma sürecindeyiz.hale

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir