2 Temmuz 2019 Yengeç Burcunda Güneş Tutulması

2 Temmuz günü çok önemli ve güçlü bir Güneş tutulmasına şahitlik edeceğiz. 10°Yengeç burcunda bir tam tutulma gerçekleşecek. 127 saros serisine ait benzer tutulumlar, 21 Haziran 2001 ve 11 Haziran 1983 yıllarında gerçekleşmişti. 127 saros serisine ait tutulumlar, yeni düzenleri, yeni yapıları gündeme getirip; eski sistemlerin değişmesi ya da mevcut sistemin el değiştirmesi gibi konu ve kavramları taşırlar. Kolektif anlamda daha önce bir değerlendirme yazmıştım. Ayrıntısını buradan okuyabilirsiniz.

Betelgeuse, Sirius, Alhena, Geidi Prima, Rukbat, Prima Hyadum geçişli bir tutulum var önümüzde. Tutulum Ardra nakshatrası üzerinde gerçekleşecek. Ardra nashatrası çalkantılı, sert ve yıkıcı olabilen bir nakshatradır. Bu noktada iyi kötü ayrımına girmeden değerlendirelim lütfen. Ardra nakhatrası zamanı gelmiş olanı, miyadı dolmuş olanı sonlandırırken; dibe çeken, huzur vermeyen işlerden özgürleştirmesi ile ünlüdür. Bu nedenle biraz hareketli, biraz yorucu başlar fakat yıkılan kavrama tutunmadan ve günün gerektirdiği şartlara uyum sağlanarak hareket edildiğinde, sonradan ”iyi ki öyle olmuş” dedirten sonuçları başlatır.

Yani zorlayıcı başlar bir şeyler, stres yükleyebilir. Ancak tutulumun beşinci evde gerçekleşmesi ve beşinci evde stelyum oluşması: zor koşulları kırabilecek enerji, kuvvet ve motivasyonu içimizde bulmada itici kuvvet olarak da görev görebileceğine dair işaretler vermekte.

Satürn ve Pluto’nun karşısında gerçekleşen tutulma, mecburi bir değişimin ve seçme şansımızın yanında kaytarma seçeneğine de pek sahip olmadığımız bir süreç olacağını gösteriyor. Seçeneklerimizin kısıtlı olduğu tutulumlar da işte bu yüzden olumsuz olarak değerlendirilir. Ancak ben bireysel anlamda Temmuz ayında gerçekleşecek tutulumların taşıdığı gündemleri Şer’den çıkacak Hayır olarak değerlendiriyorum.

Bu dönem, özellikle Haziran ayında başlayan olaylar ve gündemimizi meşgul eden konular, esasen kendi içimize dönüp, yaşam enerjimizi tüketen ortamlar, insanlar ya da davranışlarımıza odaklanarak bu alanlarda ayarlama yapma gerekliğini gündeme getiriyor.

  • Kendimizi aslında gerçekte olduğumuz gibi değil de bizden beklenildiği şekilde yansıtıyor olabilir miyiz?
  • Yanlış olduğunu bile bile ısrarla bazı ilişkileri sürdürme zorunluluğunu kendimize yüklemiş ve el alem ne der kaygısına kaptırarak bir illüzyonun içinde bize biçilen rolün hakkını vermeye çalışıyor olabilir miyiz?
  • Kendimizi sevmeyi, olduğumuz halimizle kabul etmeyi es geçip, içeride yaratamadığımız sevgiyi başkalarına vererek onlardan kabul bekliyor olabilir miyiz?
  • Düşüncelerimizi olduğu gibi ifade etmekten korkuyor olabilir miyiz?

Tüm yaşadıkların, tüm hayal kırıklıkların, tüm korkuların, onaylanmama duygun sana tek bir şey söylüyor: kendine dön, kendini tanı, kendi gerçeğini yaşamaktan çekinme, kendini onayla. Düşüncelerini ifade etmekten çekinme, sen o düşüncenle varsın.

Zoraki bağlantıların kopmasına neden olacak durumlar yaşayabiliriz. Böyle durumlarda kopanın, kopmasına izin vermek yüklerden arındıracak ve rahatlayacağız. Sanırız ki o bağlar olmasa olmaz, eksik kalır bir şeyler. O bağı değerli kılanın biz olduğunu, ona önem verenin biz olduğu gerçeğini yadsırız. Bunu yadsırken, kendimizi yadsırız aslında. Ne var ki gelişim göstermeyen, sağlıklı bir alma-verme döngüsü oluşturmadığımız tüm bağlar bir gün kopmaya mahkumdur. Siz siz olun yaşam hevesinizi kıran, bitiren, yolunuza hizmet etmeyen ve bu dönemde kopma aşamasına gelmiş bağlara düğüm atmaya kalkmayın.

İnsan bir ilişkiye getirdiği dinamiği ne kadar çok o iş ya da ilişkiye aktarırsa o kadar değerli olacağı yanılgısına sıklıkla düşer. Oysa gittikçe çoğalan her şey kontrolsüzleşir. Herkesten fazla çalışarak daha çok takdir edileceğini, kendi yerine önceliği başkasına verip daha değerli olabileceğini ya da karşı tarafın sorumluluğunu aldıkça önem derecesinin artacağını sanır.

Tutulum kendi dinamiklerimizin farkına varma ve bu dinamikleri dengeleme zamanında olduğumuzu hatırlatıyor. Sen o dinamiği düzenlemez ”burada ileri gidiyorum, demek ki burada bir sorun var” deyip seni o dinamiği kontrolsüzce ilişkiye yönlendiren alt şartlanmayı tespit edip orayla sorununu çözmezsen, alma-verme dengesini bozarsın. Bozulan denge önünde sonunda Plutonikleşir. Plutonik çalıştırılan enerjinin sonucu da pek hoş olmuyor benden söylemesi. 

Varsa bir düşünceniz, hiç korkmadan bunu ifade edin. Tepki olarak değil, bağırarak değil; insanca ve sakince gerçeğinizi dışa vurun. Başkalarını hizaya getirmeye, ders vermeye çalışmayın.

Yaşam önce kendini sevmek ve kendini kabul etmekle başlar. Kendini sevmeden başkasını sevmeye odaklanırsan hayal kırıklığı yaşarsın. Kendini kabul etmeden, başkalarını kabul edersen ezilirsin. Şimdi sor kendine: hayal kırıklıklarını ya da ezilmeyi hak ediyor musun? Aklı selim kimse kabul etmez! O halde dön kendine ve bir ışık yak içinde. O zaman kimseye ‘‘ben saksı değilim” demek zorunda da kalmazsın.

Bu noktada gezegen konfigürasyonları biraz sert olduğundan. Fazla düşünmeden tepkisel hareketlere baş vurabilir, ani kararlarla hareket edebilir ya da burnunun dikine gitmeye eğilimli olabiliriz. Her türlü ani reaksiyondan kaçınıp, önce kendi içimizde muhasebesini yapıp, taşları yerine oturttuktan sonra hareket etmeliyiz.

Sevgili dostlarım açık tutumlar ve açık yürekli yaklaşımlar, dürüstlük, cesaret, hakkaniyetlik gibi davranışların insan olmak yolculuğunda temel kural olduğunu hatırlatıyor gökyüzü adeta bizlere.

Kendini kandırmanın zararlarını göz önüne serecek, art niyetin cefasının ağır olduğunu gösterecek.

Öğrenmeye açıklığın, kendini bilmeye yatkınlığın güzelliğini gösterecek.

Sürüden sayılmak uğruna sürüye uymanın cezasını o sürünün içinde yok olmakla verecek.

Geçmişe takılmanın kendi zamanınızdan nasıl çaldığını gösterecek belki.

Ders alıp yürüyenlerin nasıl kendilerini geliştirdiklerini hatırlatacak.

Tatlı dilin altındakinin her zaman tatlı söz olamayabileceğini, bazende ağulu bir çıban olduğunu gösterecek.

Onur denen kavramın değerini deneyimletecek belki de.

Her ne yaşarsanız yaşayın; tüm çıplaklığıyla, olanı olduğu gibi görmeye çalışın… Ders alıp yolunuza devam etmeye çalışın. Ama bunun için önce kendinizi kabul edin, kendi sorumluluğunuzu alın ve kendinizi sevin. KARARLIĞI ancak bu şekilde yakalayabiliriz.

Mars Uranüs konfigürasyonları kazalar, düşme-çarpma kaynaklı yaralanmaları tetikleyecek sert kontaktlar kuruyor. Özellikle sağ taraflarla ilgili yaralanmalara oldukça açığız. Sağ omuz, sağ kol, sağ el, sağ bileği gibi gibi…

Diğer yandan vasküler ve dolaşım bozukluklarıyla ilgili sorunlarda artış gözlemlenebilir.

Tutulma birçok kişiye ani ortaklık ve ilişkiler taşıyacak. Seçici olunuz. Hızla hareket etmeden evvel iyice tanıyıp, ölçüp tartıp öyle karar veriniz. Her söylenene itibar etmeyin, söz eylemle destekleniyor mu ona bakarak değerlendirme yapınız. ”Olmayan bir şey oldu. Bu kişi olmayanı oldurdu” gibi hikayeler çokça olacak. Her sakallıyı keramet sahibi bellemeyiniz!

Başak ve İkizler burçları ile bu burçlarda stelyumu olan kişilerden bazılarının üçlü aşk ilişkiler ilişkileri ile ilgili skandallar ortaya çıkabilir. Bazılarının ise ortaklıklarıyla ilgili sırların, çarpıklıkların ortaya çıkması söz konusu olabilir.

Yeni tanışmalar, ortaklıklar için de aynı durum geçerli. Yeni tanışmış olduğunuz birinin sonradan evli çıkması, yeni ortağınızın başka firmalarla bağlantısı olduğunun ortaya çıkması gibi durumlar söz konusu olabilir. Temkini elden bırakmayın, adımlarınızı sağlam atın…

Hukuksal gündemleri olan yükselen Yayların hukuksal işlerde dengeli hareket etmesi gerekiyor. Etik olmayan davranışlara, onun bunun yüzünden ya da herhangi bir sebeple dahil olmayın. Dahil oluyorsanız da haklı görünenden yana değil, gerçekte doğru olandan yana olun. Çıkar hesabıyla kurulan ilişkiler uzun vadede zarar getirir.

Yer değiştirme-taşınma, kariyerde yön değişiklikleri-sektörel değişiklikler, evlilik- boşanma olayları, aile büyüklerinin aramızdan ayrılması gibi temalar tutulma ile hız kazanacak.

Tutulum en çok Yengeç, Oğlak, Koç ve Terazi burçlarının 5° ile  15°si arasında gezegen ve stelyumu olan kişiler üzerinde etkili olacak. Bireysel haritaların farklılığına göre etkiler değişebilir. Her ne olursa olsun, bu dönemin hayatınızda yeni bir kapının başlangıcı niteliğinde olacağı kesin.

Esen kalın

Yazıyı Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

“2 Temmuz 2019 Yengeç Burcunda Güneş Tutulması” üzerine 4 düşünce

  1. Meraba birçok astroloji yazısında tutulmalarin 19 yıllık döngülerle tekrar ettiğini bu tutulmanin 1 temmuz 2000 tarihindeki tutulmayla ayni derecede gerçekleştiğini söylüyor. Sadece siz 21 Haziran 2001 demişsiniz neden?

    1. Merhaba Ezgi hanım. Bir tutulmanın aynı derecede gerçekleşmesi ile aynı saros serisine ait olması farklı kavramlardır. Ben analizlerimde aynı derecede gerçekleşen farklı saros serisine ait tutulumları değil, aynı saros serisine ait tutulumları kriter alarak değerlendiriyorum. Bu tutulum 127 nolu saros serisine aittir. 1 Temmuz 2000 yılında gerçekleşen tutulum ise 117 nolu saros serisine aittir. Her saros serisinin temaları farklıdır. Bu nedenle 21 Haziran 2001 tutulumunu baz aldım. 2 Temmuz tutulumu 21 Haziran 2001 tutulumunun devamı niteliğindedir.

      1. Teşekkür ederim cevabınız için. Benim için 2000 yılı ile 2001 yılı temaları birbirinden oldukça farklı o yüzden sordum. Peki devamı niteliğinde derken ben 2001 yazında belki hala etkisini hissettiğim büyük duygusal travma yaşadım. O döngünün kapanışı diye ele alabilir miyiz? Yoksa aynı tarz bir olayın tekrarı mi :(( 12 derece ay ve yükselen yengeç olarak direkt etkilenecegim kuşkusuz..

        1. Rica ederim. Bu tamamen 18 yılı değerlendirme şeklinize göre belirlenir. Genel olarak kapanışla birlikte yeni başlangıçlar şeklinde seyredecek süreç. Bireysel haritanıza göre değişiklik gösterebilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir