19 Ekim 2017 Terazi Burcunda Yeniay

19 Ekim 2017 Perşembe günü saat 22:13 civarı 26°Terazi burcunda yeniay doğuyor. Yeniay 5.evde ve Koç burcundaki Uranüs’e karşıt. Yay burcundaki Satürn ve Aslan burcundaki Kuzey Ay Düğümüne sekstil. Bu bağlantılar gökyüzünde bir uçurtma oluşturmuş, uçurtmanın kuyruğunda ise Yeniay doğuyor.

Uranüs gergin açılı yeniay, dolunay ve tutulmalar bastırılmış ya da ”yerim dar” denerek hasır altına itilmiş durum ve kaygıların yüksek sesle ifade edilme dönemlerinin geldiğini sembolize ederler. Bastırılmış şeyler bilinçaltında sıkışır ve sıkışan şeyin tahliyesi bazen bir volkan etkisinde olur, bunu hepimiz biliriz. Bu yeniay durum pek buna benzemeyecek gibi. Her ne kadar Uranüs’ün yeniaya açısı gergin olsa da diğer gezegenlerle birlikte, uçurtma oluştuğu için, Uranüs’ün uçurtmanın ucu, yeniayın da kuyruğu olduğu için, daha dengeli bir isyan taşıyacaktır hayatımıza.

Söz konusu esneklik ve uyum yaratmak için çaba göstermek olunca Terazi burcundan daha iyi bir ekip arkadaşı bulamazsınız. Bir yandan hoşgörülü, uyum odaklıyken, diğer yandan, bireysel sınırlarını unutma ve hayır diyememe sorunsalına takılma konusunda meşhurdur Terazi burcu. Bu yeniay bireysel sınırlarımızı aşan, hatta belki çok öncesinden hasır altı ettiğimiz bir takım konuları gündeme getirecek. Belki tam bir isyaaaaan durumunda olacağız. Bknz: Venüs Terazi Burcunda

Bu aşamada ilk takılacağımız şey suçlamak olacaktır. Fakat suçlama eğilimi, içinde bulunduğumuz duruma etki eden kişisel payımızı üstlenmeye engel teşkil edecektir. Zira suçlama boyutundaki insan asla kendisiyle yüzleşemez.

” İnsan, insan olmak konusunda bir anlatıya giriştiğinde, irdeleyeceği hep kendisi olacaktır. Hiçbir özgün kuram öteki’den çıkmaz. Her şey kendi’in kuramıdır. Öteki, ancak bir ilişki sürecinde, öteki’de kendini bulmak ve oluşturmak içindir” der! Carl Gustav Jung

İçinde bulunduğumuz ve artık devam ettirmek istemediğimiz davranış ve durumla ilgili kendi kişisel payımızı üstlenmek, yeniayın daha dengeli enerjisiyle beslenmemize sebep olacaktır.

Bugün kendiniz için birşey yapın içinde bulunduğunuz gerçekliği fark etmeye çalışın.

Bugün, fark ettiğiniz gerçeklikteki kendi kişisel payınızı kabul edin.

Bugün fark ettiğiniz gerçeklik içinde kendinizden başka bulunan kişileri o veya bu nedenle suçlamayı bir kenara bırakın.

Bugün, denemeye korktuğunuz şeyleri denemeye cüret edin.

Bugün, hiç gitmediğiniz ya da  gitmeye uzun süre direndiğiniz yola koyulun.

Ama böyle bağıra çağıra değil! Tam da olması gerektiği gibi  ifade etmeliyiz bir şeyleri.

Eğer bir rahatsızlığınız varsa Hastane’ye gidip tedavi yollarını arıyoruz değil mi? Bir parmağımıza kıymık batsa, önce alkol vb şeylerle temizliyor, sonra sarıyor, yekten tedavi ediyoruz değil mi? Kaçınız kesilen parmağını yok sayıyor?

Ya da kaçınız oluk oluk kan akmasına duyarsız kalıyor?

Muhtemelen hiç birimiz. Hepimiz bir şekilde yaramızı tedavi etmeye çalışıyoruz. İşte içsel yaralarla ilgili durum da aynı titizlikle sarılmayı bekliyor.

Bunu beceremediğimizde yapacağımız ilk iş suçlamaktır.

  • Kendi kıymetini bilmeme ve yetersizlik, önemsiz olduğuna inanma
  • Çok çabuk ümitsizliğe kapılma
  • Zorlukların enerjimizi çabucak tüketmesi
  • Alınganlık
  • İlişkilerde karşımızdaki kişiden çok şey bekleme ve beklentilerimizin karşılanmaması
  • Her şeyi birden yapmak adına kendimizi fazla zorlamak
  • Karşımızdaki kişilerin yaptıkları ya da söyledikleri etkisinde kalarak yanlış kararlar vermek
  • Abartılmış hoşgörü nedeniyle suistimale uğramış hissetmek

Bu ve birkaçını hissettiğiniz durumlarda lütfen sınır adabıyla ilgili bir sorunumuz olup olmadığını fark edelim. Biz mi sınır aşıyoruz? Bir başkası mı? Bunu anlamakta fayda var.

Biz sınır aşıyorsak, kendimizi disipline odaklanacağız. Yok bir başkası aşıyorsa da buna zemin hazırlayan kişisel yetersizliklerimizle yüzleşeceğiz. Her durumda merkezdeki muhatap kendimiz olacağız bu durumda.

Bugün, yaşamın bir bütün olduğunu ve tüm zıtlıkların belli bir oranda karışarak hayatı oluşturduğunu anlamaya çalışın.

Bugün, sadece inancın gitmek istediğimiz bir yol için yeterli olmadığını anlamaya çalışın. İnançlarımız akılla dengelendiğinde içimizdeki yaşamsal enerjinin, iyileştirici bir simyasal etkiye dönüştüğünü görmek için kendinize izin verin.

Bugün, abartı duygusallıklar, arabesk avuntulara, acıların çocuğu triplerine veda edin.

Bazılarımız artık sesini çıkarmaya başlayacak. Yani nerede hata yaptığımızı fark edebilir olacağız. Sadece fark etmekle kalmayıp, dile getirmeye cesaret edemediklerimizi, korkmadan ifade edebileceğiz etrafımızdakilere. Sadece ifade etmekle kalmayıp, öğrendiğimiz dersleri de yanımıza alarak yaşamaya başlayacağız.

Bazılarımız sesini çıkarmayan ortağımıza kulak vermeye çalışmak durumunda kalacak. Sadece kulak vermekle kalmayıp, yanımızdaki insanın kendi gerçeğini bulmasına ve bu doğrultuda yaşamasına yardım edeceğiz.

 

Yazıyı Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir