17 Temmuz 2019 Oğlak Burcunda Plutonik Ay Tutulması

16 Temmuz’u 17 Temmuz’a bağlayan gece yarısı 24°Oğlak burcunda bir ay tutulması var. Parçalı tutulma olarak nitelendirilen tutulum esasen 16 Temmuz gecesi saat 23:00 gibi başlayacak. Tutulumun zirveye ulaştığı saat 17 Temmuz gece yarısı 00:39’a denk gelecek ve 02:00 civarında sonlanacak. Tutulum Güney Amerika kıtasının bir kısmı, Avrupa, Afrika ve Asya kıtasının tamamı ile ve Avustralya’nın bir kısmını da içine alan geniş bir bölgeyi tarayacak. O nedenle ülkemiz sınırları içinde kalan her yerden tutulum belli bir saat sonrası izlenilebilecek. Aşağıda Tutulumun iz düşümü haritası yer almaktadır.

Ayrıntılı bilgi için https://eclipse.gsfc.nasa.gov/LEplot/LEplot2001/LE2019Jul16P.pdf
Tutulum iz düşümü görseli NASA’nın web sitesinden alınmıştır. Ayrıntılı bilgi için https://eclipse.gsfc.nasa.gov/LEplot/LEplot2001/LE2019Jul16P.pdf

 

139 saros serisine ait bir tutulumdur bu. Bir önceki 139 serisine ait tutulum 5 Temmuz 2001 yılında gerçekleşmişti. Bu tutulum 2001 yılına benzer temaları ve devamsal koşulları da beraberinde getiren bir tutulum olabilir. Pluto/Satürn kavuşumlu ve MC noktasına çok yakın bir pozisyonda gerçekleşecek olan tutuluma adeta önemli Sabit yıldızlar ve çok önemli Asteoid konfigürasyonları da eşlik edecek. Yani sadece basit bir tutulma değil, çok keskin kararların alınacağı ve çok yeni başlangıçların belirleneceği dönüm noktası türünden bir tutulum olacak.

Pluto ve Satürn kavuşumlu olması sizi korkutmasın. Evet gergin ve zayıf yerleşimler var. Fakat Güneş tutulması analizimde söylediğim şeyi bu tutulum için de söylüyorum:

– ”Bireysel düzlemde her iki tutulum da Şer’den hayır çıkaracak tutulum niteliği taşıyor.”

Gelelim tutulum etkilerine:

Yaşam koşullarımız, kişisel ve ruhsal alanda bir gerçeklik oluşturmak için adım attığımız her uğraşı 10.evde toplum önünde bir yer sağlar. Mesleksel uğraşılar ve bu alana ait uğraşılara ilaveten, bu uğraşılarda ilgili merci, kurum, kuruluş, idareci, topluluk gibi otorite konumundan alabileceğimiz destekleri de ifade eder. Uğraştığımız işteki başarımız, popülaritemiz, bir nevi ETİKETİMİZDİR. 10.evde öz yoktur, DIŞ DÜNYA’dır bu ev. Bazı durumlarda başarılı temellerle oluşan toplumsal statüyü getirirken, yeterli temel oluşmayan zaman/yerlerde statüden düşmeyi de getirir.

Her ne kadar 1.ev yani yükselen burcumuzla kişisel olarak başlayan işlerimiz, adımlarımızla, olgunluk seviyemizle doğru orantılı olarak 10. evde parlasak da, esas temeli ait olduğumuz, çocukluk çağlarımızda ebeveynlerimiz, ait olduğumuz (içinde bulunduğumuz) atasal kaynaklar, toplumsal yapı, akrabalar, çevre ilişkileri vasıtasıyla kurduğumuz altyapıda oluştururuz. Yani 1. evde kişisel olarak başlattığımız her adımın temeli biraz da 4.evle alakalıdır. 4.ev dışsal bir ev olduğundan seçme şansımızın çok olmadığı bir evdir de diyebilirim. 4.evde aldığın temel ne kadar dengeliyse 10 evde o kadar parlarsın. Parlamakla kalmaz doyumlu bir hayat yaşarsın.

Bu tutulum otoriteler (iş/aile/ait olduğumuz topluluk içindeki otorite figürleri şeklinde olabilir) ile ilgili gerilimleri taşıyan bir etkide çalışıyor. Yani bildiğiniz işlerin rast gitmeyeceği, çeşitli engellerle karşılaşabileceğimiz, aradığımız desteği emin olduğumuz kişilerden alamayacağımız bir süreç olabileceğini göstermekte. Tüm bu desteksizlik aidiyet hislerimizi tekrar bir sorguya çekmenin faydalı olabileceğini gösteriyor. Ev/aile ile kariyer konuları hareketlenebilir. Ev alım satımları, yer değişimleri, iş değişiklikleri, sektörel değişiklikler, evliliklerde tamam mı?/devam mı? konuları tutulum ile belirginleşmeye başlayacak.

Ay tutulumları etkisi daha baskınlaşan Dolunay vazifesi görürler. Dolunaylar olayların, işlerin, durumların belirginleşme ve doruğa çıkma ve olgunlaşma zamanlarıdır. 

Alt yapısını oluşturduğumuz, gerekli çabayı gösterdiğimiz alanlarda başarılı mıyız?

yada elde ettiklerimizden mutlu muyuz?

Bulunduğumuz yere ait hissediyor muyuz?

Bulunduğumuz yerde kendimizi aslında olduğumuz gibi mi yansıtıyoruz yoksa bizden beklenen davranışa mı uyumlanıyoruz?

Bu soruları sormak ve kendi içimizde bir muhasebe yapmak işimizi kolaylaştırabilir. Memnun kalanlarımız, memnuniyetimizin uygun eylemler ve uygun alt yapıdan oluştuğunu kavrayarak yeni bir gelişim süreci içine girecek. Ancak sonuçlardan memnun olmayanlarımız için gökyüzü neler söylüyor?

Hak edişler var devrede. Hak edişler memnuniyetsizlik oluşturuyorsa bir dönüp bakalım nerede çatlak var? alt yapıya sızıntı yapmış zaafiyetler, yetersizlikler mi var?

Bazen kendi gündemimize, halet-i ruhiyemize, gündemimizi kısıtlayan şartlara o kadar kendimizi kaptırırız ki, planımıza(!) sadık devam edebilmek için farkında olmadan insanları, koşulları ve olayları kontrol etmeye ya da zorlamaya başlarız. En büyük güç savaşları, ego çatışmaları da bu anlarda çıkar.

Aynı merdivenleri çıkıyor, fakat aynı basamakta sürekli tökezliyorsak, basamağa bir bakalım yapı hatası mı var? Farzı misal hata var, oradaki hataya göre uygun adım atarsak belki de tökezlemeyiz artık olamaz mı? Sonrasında zamanı gelince merdivenlerde bi tadilat oluştururuz kim bilir :)))) Merkür de geri hareketiyle birlikte tamamlanmamış durumlarla ilgili ufak tefek arızalar çıkarabilir ki düzeltelim diye.

Bildiğimize fazla güvenmek, bildiğimizi zannederek, gerçekten bilip bilmediğimizi sorgulamadan alınacak kararlar ve eylemler de başımıza iş açabilir. Tutulma Pluto ile birlikte Eris’i de çok aktifleştiriyor. Şu an karşılaştığımız şeyi değiştiremeyebiliriz. Ancak bu dönem yaşadıklarımız bizi değiştirebilir. Buna izin vermezsek enerjiyi Plutonik çalıştırırız ve o da şuan başlayan işleri geri dönülmeyecek noktalara taşıyabilir anlamına geliyor bu.

Öte yandan esneyeyim derken esneye esneye şekilsizleşmekte var… Yani yanılsamaya sürükleyecek enerjiler de var. Kısacası hamlığınızı tespit edin diyor gökler. Çünkü hamlığınızı bilirseniz, hamlığınıza sahip olabilirsiniz aman diyeyim. Neptün’ün idealize etme gibi bir huyu da vardır. Gerçekliğin farkında olarak esnemek işimizi kolaylaştırabilir. Her şeyin özü kararında olmak, yani biraz denge dahilinde :) Dengeyi sağlayacak şey gerçeklik bilinci olabilir bu dönemde, bu da bir ipucu bizlere :)

Başarı yada sosyal statü hayatımızda ne derece önemli ve kaçıncı sırada. Sadece başarıya odaklı mı yaşıyoruz? Başarı bize artı mı getiriyor eksi mi? Diyeceksiniz ki, başarı odaklı olmasının nesi kötü :) Şöyle ki:

Yaptığımız bir şey yada başardığımız bir işten dolayı toplumdan aldığımız övgü, göz önünde olmak, onaylanmak ve itibarın artması mı bizi mutlu ediyor?

yoksa o işin diğer insanların hayatını ne kadar kolaylaştırdığına görmek, yapabildiğimizi bilmek, yeteneklerimizle doğru orantılı bir işle uğraşmak mı?

İşte bu sorunun cevabı çok şeyi değiştirir. Eğer o işin diğer insanların hayatını ne kadar kolaylaştırdığına görmek, yapabildiğimizi kendimize kanıtlamakta ve uğraştığımız şeyi sonuca ulaştırdığını görmekten haz duyuyorsak bunda bir sorun yok. Ancak cevap ilk önerme ise: yani yaptığımız bir şey yada başardığımız bir işten dolayı toplumdan aldığımız övgüye odaklanıyorsak, işte o zaman sorun var arkadaşlar.

Başarı, toplum onayı, saygınlık, itibar, hayranlık kimin için önemli değildir ki. Herkes başarılı olmak ister. En önemlisi de başarısının takdir edilmesini ister. İsteklerimiz gerçekleşirse daha mutlu olacağımız, hayatımızın durağan gidişatından daha memnun olacağımız yanılgısına düşeriz.

Sahip olduklarımızla, yaptıklarımızla, güvencelerimizle, başarılarımızla, değerli olmaya çalışıyor ve toplumdan itibar satın almaya çalışıyor olabilir miyiz? Bir çoğumuzun başarı arzusunun altında bu yatıyor. Daha çok başarayım, daha çok onay alayım demek bu durumda. Çünkü bir oyuncu ne kadar iyi oyun ortaya koyarsa, o kadar alkış alır. Alır almasına da ne zamana kadar?

Kazanılan başarılar, gerçek bir öz saygı için oldukça zayıf bir destektir aslında. Ve başarılara dayanarak öz saygı oluşturmaya çalışan kişi önünde sonunda hayatının bir aşamasında mutlaka pimi çekecektir. Evren bağımlılık sevmez dostlarım. Başarıya dayanarak bağımlılık oluşturmuş bireye, başarının hayatın temel taşı olmadığını fakat hayatın içindeki küçük şeylerden biri olduğunu gösterecektir Evren. Hiç kuşkusuz ki bunu da başarıyı baltalayarak yapacaktır.

Başarı, itibar, toplum onayı vs.den bağımsız olarak kendi saygınlığımızı oluşturduğumuzda, kendi değerimizi bildiğimizde, yeteneklerimizle uyumlu tercihler yaptığımızda, kendimizi geliştirecek işlerle meşgul olduğumuzda, gerçek tatminin içsel uyum getirdiğini anladığımızda iç dünyamız daha yaşanılası olacak.

En hatalı kararlarımız, üst üste başarı sonrası verilen, başarı için verdiğimiz, başarı sarhoşluğu ile vermiş olduğumuz kararlardır. İnanmayan tarihe baksın. Hem de öyle uzun uzadıya geriye gitmeye gerek yok. Yakın tarihe bakmamız fazlasıyla yeterli.  Başarı ve başarısızlık sistemin eşit oranda birer parçaları. Başarıyı sahiplenip, başarısızlığı sahiplenmemek, başarısızlığa neden olan yanlarımızın onarılmasını da engelleyecektir. Bazen dibin dibini görmek gerekir en yükseğe çıkmak için. Tabi çıkarken dipteki hali unutmadan, orada öğrendiklerimizi orada bırakmadan, deneyimlerimizi ve sürecin bize öğrettiklerini de yanımıza alarak çıkmak gerekli :)

Tutulum 10.evde duygusal bağ kurarak oluşturduğumuz hedeflerimize projektörü tutuyor. Bu dolunayda ki yumuşak karnımız:

  • Başkalarının hakkımızda ya da içinde bulunduğumuz durum hakkında ne düşündüğüne odaklı yaşamak
  • İtibar ve başarı odaklı hareket etmek
  • Hayranlık toplamaya duyulan ihtiyaç ya da onay alma takıntısı

Tüm bu konularda karşılaştığımız aksaklıklar, aslında bir nevi kendi gerçeğimizle yüzleşme ya da fark etme sürecini başlatan bir katalizör görevi üstleniyor. Dışsal koşullardan destek beklemeyi bırakıp, kendi bireyselliğimizi, kendi temelimizi yeniden inşaa etmeye yönlendiriyoruz.

Tıkandığımız zamanlarda çareyi kendi içimizde aramak yerine dışarıda ararız. Problemin kaynağı dışarıdadır çünkü. O öyle olmasaydı bu böyle olmazdı, onların yüzünden gibi düşüncelerle boğuşuruz çokça. Belki gerçekten öyledir: yani sorun gerçekten dışarıdadır. Ama o sorunun, o insanlar aracılığıyla hayatımızın tam ortasına oturmasına sebep olan davranış yine bize aittir. Ve o sorunun kaynağını kendinde aramadan ve bunu çözmeden işin içinden çıkamayız. 

Ruhunuza, yeteneklerinize, alt yapınıza uygun bir yerde misiniz?

  • Değilseniz, kendi içsel gücünüzü fark edip, ruhunuza, yeteneklerinize uygun bir yere geçin.
  • Mutlu olacağınız verimli olacağınız sistemler kurun.
  • Dışarıya gösterdiğiniz yüzünüzün takip ettiği yolu değil, gerçek benliğinizin sesini dinleyin.
  • Gerçek benliğiniz zayıfsa, bunu güçlendirmek için çabalayın.
  • Korkularınızdan kaçmak yerine, içinizdeki cesarete sarılın.
  • Dışsal koşulları, tepkileri önemsememeye çalışın.
  • Şu an yaşadıklarınızı kendi kendinizin otoritesi olmayı öğrenmek için bir fırsat olarak düşünün.
  • Tartışma ve yüzleşmeleri tahrik edecek davranışlardan kaçının.
  • Yolunda gitmeyen şeyleri oldurmaya çalışarak vakit kaybetmeyin. Olanın olmasına izin verin.

Jim Rohn’un da dediği gibi:

”Bulunduğun yer seni memnun etmiyorsa, yerini değiştir. Ağaç değilsin.”

Yerini değiştirdikten sonra kaynağı dışarıda aramaya devam edersen, çok geçmeden başladığın yere geri dönersin. İşte bu tutulum tekrar tekrar geri dönmemek, aynı sorunlarla boğuşmamak için birçoğumuza bir parça baskı yapacak. O nedenle ben bu tutulumu bireysel düzlemde çok olumlu görüyorum diyorum. Her ne yaşıyorsanız yaşayın, kaynağı dışarıda aramayın. Satürn Oğlak burcunda ve hayatının sorumluluğunu almanı istiyor. Sen sorunu dışarıda ararken, kendi hayatının sorumluluğunu da başkasına vermekle kalmıyor, kendini yadsıyor kendinden uzaklaşıyorsun.

Zamanında yapmadıkların, ertelediklerin, sorumluluğunu almadığın şeyler şuan bu sonuca gelmene sebep olduysa, şimdi yapacakların, geleceğin için çok önemli olduğunu unutma.

17 Temmuz tutulması 2 Temmuz tutulmasına nispeten daha iyi bir takımyıldız grubu olan Uttara Ashadha nakshatrasında gerçekleşecek. Bu nakshatra alt yapı kurar, düzenleri yapılandırır, uzun vadeli işler, kalıcı enerjiler taşır. Rigel sabit yıldızının da aktifleşmesi, bu dönemi başlı başına çok kıymetli kılıyor. Rigel bilgiyle, insanın içsel bilgisiyle alakalı bir yıldızdır.

Bu dönem her bireyin kendi kök sorunlarını çözmesi için çeşitli fırsatlar taşıyor. Bunun içinde kendi içsel zenginlimize ulaşmalı, beslemeli, kendimizi yenilemeliyiz. Yıpranmış alışkanlıkları, fayda getirmeyen dayatmaları, temeli olmayan öğretileri bırakmalı, öğrenme alışkanlığı kazanmalıyız.

Bu anlamda Merkür retro hareketiyle destekleyici olarak, hem 21 Ocak 2019 tutulma bölgesini, hem de geçen yıl Mayıs – Ekim aralığındaki dönem konularını tekrar tarayacak. Süreci doğru değerlendirmek, Merkür’ü aktif çalıştırmak, geçmişten gelen hatalı kanıları nasıl düzelteceğimizi öğrenmek için, diğer değerlendirmemi lüften okuyun.

Tutulum ilk etapta öncü burçlar olan Oğlak, Yengeç, Koç ve Terazi burçlarının son 10 gününde doğmuş kişiler ile aynı burçların son 10 derecesinde gezegen yerleşimi olanlar üzerinde etkili olacak.

Boğa, Başak, Balık ve Akrep’ler de ikinci grup olarak, özellikle son 10 gününde doğanlar ve aynı burçların son 10 derecesinde gezegen yerleşimi olanlar da etki alacaklar.

Esen kalın

Yazıyı Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

“17 Temmuz 2019 Oğlak Burcunda Plutonik Ay Tutulması” üzerine 2 düşünce

  1. Merhaba,benim güneşin 4 derece oğlak 1 .evde mars ,merkür ve gad 10 derece ile 1.evde ve 27 Aralık doğumluyum.Bu tutulma zaten zor olan şartları daha da zorlaştıracak mı? Sevgiler..

  2. Gülay hanım mevcut düzenin yeniden yapılandırılması gereken bir süreç. Kişi kendi dinamiklerini etkinleştirmek yerine direnç gösterirse şartlar zorlaşabilir. Sorunuzun cevabını, tamamen kişinin kendini geliştirme seviyesi belirler. Sevgiler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir