16 Mart 2014 Başak Burcunda Dolunay (Ayinesi İştir Kişinin Lafa Bakılmaz)

gulbol

16 Mart 2014 Pazar günü TS ile yaklaşık olarak 19:09 civarı Başak burcunun 26 derecesinde bir dolunay gerçekleşecek. Anın haritasında 11 derece Terazi burcu yükselirken, 11 derece Koç burcu alçalıyor. Birinci evde Mars ve KAD kol kola gerilerken, altıncı evdeki Güneş’e 150 derece açı yapmış. Satürn Güneş’e trine, Ay’a sekstil açı kurarak sorumluluk duygusu ile hareket etmenin pratik ve uzun vadeli çözümlerini de beraberinde getireceğinin sinyallerini veriyor. 6 evin doğal burcu 12.eve, 12.evin doğal burcu da 6.eve yerleşerek olay ve durumların beklenmeyen yerden, beklenmeyen şekilde gelmesine sebep olacak gibi. Merkür’ün Mars ve KAD’ne yaptığı açı ise iletişimin, daha doğrusu doğru iletişim kurma biçimi geliştirmenin hem anın getirilerine karşı doğru algı geliştirme yönünde destek verirken hem de hakkaniyetin önemini bir kez daha hatırlatacak gibi.Geçen yazımının sonunda (Balık burcu yeniayı) bir ölümden bahsetmiştim. Geçen yıl çıkan olaylarda başından yaralanan ve bilinci kapalı yaşama tutunmaya çalışan Berkin’i kaybettik ve sabit yıldızların işaret ettiği yönde seyrediyor süreç ki, Mayıs 2014 bu dönemde başlayan olayların ikinci aşamasına keskin ve net bir şekilde geçiş için etkili bir tarih olacaktır.

Bknz: 1 Mart 2014 Balık Burcunda Yeniay

Dolunay bireysel anlamda gayet olumlu ve biraz rahatlama sağlayacak bir süreci başlatıyor. Fakat siyasi olarak epey çalkantılı. Aslına bakarsanız içinde bulunduğumuz politik süreç, yaşanan etkiler tepkiler her birimize bir ders niteliği taşımakta. Hayat çok kısa ve her hatayı kendimiz yaparak öğreneceğiz diye bir kıstas yok. Bazen çevremizde olanlardan da dersler çıkarabiliriz, hatayı yapan biz olmasak bile… Gözlemci bilinci ile olaylara bakmak epey işinizi kolaylaştıracaktır bu anlamda.

Gelelim bu dolunayın bireysel olarak bizlere neler katacağına ve kazandıracağına;

Başak/Balık ekseni bırakma ve bırakamama üzerine dersler hazırlar. Ana teması çıraklığı, çıraklıktan kalfalığı oradan da ustalığa geçişi sağlamaktır. Adım adım, kısım kısım emek vererek ilerlemeyi sağlar. Bunun için mutlak ki, çırak olmalı ve kurulduğunuz sırça sarayınızdan inerek halkın arasına karışmalısınız ki, öğrenebilesiniz. Öğrendikçe gelişip, geliştikçe ustalaşabilesiniz. Başak temasının eti hizmettir, kemiği ise doğru hizmet! İşte Başak burnun için ayrıştırır. Ayrıştırırken de bıraktırır. Neyi? tabiiki gelişiminize ket vuran şeyi :)

Bu dolunay sadece çıraklıkta kalmamıza neden olan, bizi geliştirmeyen ya da ilerlememize engel olan huylarımızın karakteristik özelliklerimizin ne olduğuna ve nasıl bırakacağımıza yönelik tamamlanmalar sunmakta. Rahatlık, tembellik, abartmak, kontrol altında tutmaya çalışmak, mesafeli durmak, korkuların kontrolünde olmak üzerine dersler hazırladığına göre bir dönüp bakmakta fayda var; Benim ayrıştırıp bırakamadığım hangisi diye?

Hırs haline getirdiğimiz ve olmazsa ölürüm edasıyla gerim gerim gerildiğimiz sürece, yani olayı bir bütün olarak değerlendirmek ve aynı durumları tekrar yaşamamak adına çaba sarfemeden sonuca odaklandığımız sürece ani kararlar almaya ve yola girmeye gönlü olan sorunlarımızı da topyekün çorba etmeye meyilli olabiliriz. Zira Mars bu tür ani ve sonuç odaklı eylemlerin sonucunu evrensel adalete ve vicdani kurallara göre ayarladığından dimyattaki pirinç uğruna evdeki bulguru da heba ettirmeye pek bir meyyal. İşte böyle bir durum yaşıyorsanız gözünüz kulağınız kontrol duygunuz ve egonuzda olsun. Sizi çıraklıkta bırakan bunlar olabilir.

Eğer çok çalışıyor çabalıyor ama başarılı olamıyor ya da insanlardan çok şey bekliyor ama söz konusu insanlar tarafından karşılanmadığını düşünüyorsan, cömertlik terazisinin kefesinin şaşıp şaşmadığına bak. Belki de kefesi sağlam olanlardan karşılayamıyorsundur abartı taleplerini ne dersin? Belki onlar dengelidir de, sen herşeyi ben hallederim edasından vazgeçmediğinden kalfalığa terfi edemiyorsundur ne dersin? Ya da tam tersi bilmediğim bilinmesin diye sessiz kalayım onlar halletsinler? ;)

Akıl, vicdan, duygular gibi temeli sağlamlaştıran enerjileri hayatımıza ne kadar dengeli alabiliyoruz? Kararlarımızın, eylerimizin bütününde bu enerjler ne kadar var. Sevgili egocuğumuz incinmesin zarar görmesin diye, içimizdeki kırılgan etkilenmesin diye kılı kırk yararak inşaa ettiğimiz güvenlik duvarlarımızın arkasına saklandığımız ve bu uğurda soğuk ve mesafeli davrandığımız sürece doğru yerde, doğru görevde olmayacağımızın bilincinde miyiz? Bir kez olsun o içsel güvenlik duvarlarının öte tarafına geçmeyi başardığımızda belki de durum değişecektir kim bilir? Belki hemen değil, belki yarın değil ama adım adım bir sihre dönüşecektir çıraklığımız. Açık tutumlarımızla desteklesek sürecimizi nasıl olur? Buradaki açık tutumlar git içindekini karşındakine dök anlamında değil, kendimize dürüstlükle oyunun nerede ve neden bozulduğunu itiraf edebilsek ve sabırla ayıklasak önümüze kaya gibi döşediğimiz ZANLARIMIZI. Önemsiz detaylara takılmasak ve işimize gelen çevre onayına aldırmadan gerçeği tüm çıplaklığıyla kendimize itiraf edebilsek….

Sevgili dostlar, Dolunay yumuşak karnınızın ne olduğu ve nasıl aşmanız konusunda sağlam dersler vermeye niyetli. Anın karşınıza çıkardığı durumlar, derslerin nasıl verilmesi gerektiği yönünde işaretler verebilir. Hep çırak kalıp, topyekün sarpa sarmış işlerin içinde çözümsüzce debelenmeyi mi seçiyoruz yoksa ders alıp, ayrıştırıp, işimize yaramayan özelliklerimizle bağımızı koparıp, sağlam adımlarla birleşmeyi mi? Cevap sizde! Hangisini istiyorsunuz? Eğer ikinci tercih ise bireysel savaş durumlarından arınmak zorundasınız :)

Ne demişler AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ

Öperim hepinizi, sevgilerimle….

 

 

 

 

Yazıyı Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir