13 Temmuz 2018 Yengeç Burcunda Güneş Tutulması

Plutonik tutulmaya iki gün kaldı. Eminim tutulma etkisi bir çoğunuzun hayatında bir şekilde etkisini göstermeye başlamıştır. Esasen Ay Düğümlerinin Yengeç/Oğlak aksına geçecek olduğunu haber veriyor bu tutulma. 6 Kasım 2018 Salı günü öğleden sonra Kuzey Ay Düğümü Yengeç burcuna geçmiş olacak ve hayatımızda 18 aylık yeni bir kadersel dönem başlayacak. İşte başlangıç tarihi ile 18/19 aylık süreç içerisinde karşımıza çıkacak olan dinamiklerin bir nevi fragmanını yaşayacağız bu tutulmada.

Çok fazla teknik detaya girmeden yazmaya karar verdim tutulma değerlendirmesini. Tüm göstergeleri incelediğimde, çok köklü başlangıçlar yaşayacağımız bir tutulma olacağının işaretlerini görebiliyorum. Neden dersek tutulmada Güneş/Ay ile Pluto aynı derecede karşı karşıya geliyor.

Bir tutulma Pluto ile karşıt görünüm oluşturduğunda o anda ortaya çıkan koşulların gidişatını, yönünü değiştirebilme gücüne sahip olamayız. Ne durumu lehimize çevirebiliriz, ne de halı altına süpürebiliriz sorunları. Tek çare ve tek çözüm sorunun karşımıza çıkmasına neden olan kendi payımızı sahiplenip, dönüşmektir. Dönüşmenin ilk şartı da bırakabilmektir. Miyadı dolanı, artık işlevsizleşmiş olanı bırakmak…

Matematiksel olarak ifade edecek olursam: Son 4,5 ila 9 yıllık süreçte irademizi nasıl kullandıysak, Pluto onun sonuçlarıyla karşılaştırır bizi. Hırsızlık yapmışsak, bu açığa çıkar ve ceza alırız. Hak yemişsek, hakkımız yenir ve hak yediğimiz de ortaya çıkar. Bu nedenle bu dönem gündeminize oturan şeyleri iyi tahlil edin. 9 yıllık ya da 4 yıllık periyotta gücünüzü nasıl kullandınız? Karanlık işler için mi yoksa aydınlık değerler doğrultusunda mı kullandınız?

Pluto, kaderinin sorumluluğunu almayan kişiye yardım etmediği gibi krizlerle karşılaştırır. Dolayısıyla sorumluluğunu almadığımız iş ve ilişkilerle ilgili bir kriz dönemi olabilir. Beraberinde sorumluluk aldığımız halde gücümüzü kişisel çıkarlar için kullanmışsak yine köşeye sıkışırız. Çünkü işin ucunda Pluto var Castor var Fomalhault sabit yıldızları var. Gücümüzü nasıl kullandığımızdan da sorumluyuz.

Şimdi ‘’bize verilen bu, elimizden gelen nedir ki’’ diyenler olacaktır. Evet herkes belirli bir kader planı dahilinde dünyaya gelir. Ancak sadece planlanmış kader hayatımızı yönetmez. Kader olarak karşımıza çıkan şeylere verdiğimiz tepkiden de sorumluyuz. İşte verdiğimiz o tepki bir sonraki anın şekillenmesinde önemli ölçüde belirleyici bir kriter olarak karşımıza çıkacaktır. Elimizden bir şey gelmez diyerek bilinçlenmediğimiz bir şey bir gün olur karşımıza çok büyük bir sorun olarak çıkar.

Efendim bize böyle öğretilmiş deme lüksümüz yok. Öğretilen şeyin doğruluğunu yanlışlığını sorguladık mı? Ahlaki düzlemden geçirebildik mi?

Gelelim Yengeç Tutulmasının ifade ettiği şeylere. Yengeç doğası gereği ,bağımlılığa yatkın bir burç olmakla birlikte en temel sorunu bırakmayı bilmemektir. Duygusal bağ kurduğu bir eğilimi, bir insanı, bir durumu bırakmayı bilmemektir. Bir Boğa da bırakma konusunda muhtemel sorunlar yaşayacaktır. Ancak Boğanın bırakamadıkları çoğu kez dışsal ve maddeselken, Yengecin bırakamadıkları çoğu zaman içsel ve içgüdüseldir. Hepimiz ilk tohumları evvela ailede alıyoruz.  En etkili tohumlar ise doğumdan 2 yaşına kadar olan süre içinde atılıyor. İşte o tohumlar bellir bir süre sonra tahlil edilip süzgeçten geçirilmemişse sorun başlar.

Şartlanmaların Çoğu 0 – 7 arasında oluşur. Ancak çocukluktaki kadar sık ve derin olmasa da insan ömrü boyunca devam eder. Nefes aldığımız her an devam edebilir şartlanmalar. Ne kadar bilinçli bir şekilde yaklaşırsak bir konuya, şartlanmalardan o denli bağımsız oluruz.

Yapacağımız herhangi bir enerjisel ya da spritüel çalışma sadece frekansınızı yükselterek onu fark etmenizi sağlayabilir. Ancak iş orada bitmez: çünkü biz direngen varlıklarız. Bugün fark ettiğinizi yarın kabul etmeyebilirsiniz hal böyle olunca. Fark ettikten sonra bilinçli bir şekilde konuyla ilgilenmemiz gerekmekte. İşte o zaman kaynağından şifa başlar :)

Evet dostlar alışkanlıklar, özellikle de çocukluk döneminden bugüne yansıyan alışkanlıklarımız….

Alışkanlıkların kökeninde şartlanmalar vardır. Tüm alışkanlıklar, daha önce beynimize yerleşen şartlanmaların oluşturduğu bir nevi takım programlar gibi işler. Eski bir alışkanlığı değiştirmek için, önceden kendimizi şartlandırmamıza neden olan olay ya da düşünceyi bulup, tekrar değerlendirmek ve yerine yararımıza olacak düşünceleri koymak gerekmektedir.

Çocuklukta sürekli annesinin, ”işe yaramazlık ya da hiç birşeyi beceremeyeceğine” dair söylemleriyle büyüyen çocuk, buna şartlanmıştır. Yetişkin bir birey haline geldiğinde:

ya kendinden şüphe duyarak, zaten üstesinden gelemeyeceği bir işe girişir.

ya kendinden şüphe ettiğinden, zaten işe yaramazım kaygısıyla elini hiçbir şeye sürmeyebilir.

ya da işe yaradığını annesine ıspatlamak gerekçesiyle, konuyla alakalı olsun/olmasın her şeye yetmeye çalışabilir.  

bu üç önermede de, birey çocukluk şartlanmalarına dönüp bakıncaya dek, elini attığı her iş olumsuz sonuçlanacaktır. Birey olarak, bilinçli bir şekilde alışkanlıklarımızın kökeninde yatan şartlanmalara inmeden, asla alışkanlıklarımızı değiştiremeyiz. Şartlanmalardan özgürleşmeden de kendi hayatımızı yaşayamayız.

Bu tutulum döngüsünde karşılaştığımız durumların köken ya da temeli çocukluk şartlanmalarıyla ilgili.

Evet canlarım, her ne kadar bu dönemde pürüzlerle karşılaşacak olacaksak da aradığımız hazineyi geçmişte bulacağız. Tutulum çoğumuza, geri çekilme ve kendimizi tahlil etme, geçmişte yaptıklarımızı değerlendirme süreci taşıyacak. Öyle ki görmezden gelemeyeceğiz bir şeyleri. Geçmiş 4,5 ile 9 yıl arasındaki eylemlerimizin sonuçlarıyla karşılaşacağız ama o eylemlerin kökeni de çocukluk şartlanmaları ve bağımlılıklarıyla ilgili.

Neyi bırakamıyorsunuz?

Hangi davranıştan özgürleşemiyorsunuz? Bu davranış aslında kime ait (anne mi baba mı?) Ya da bu davranış modelini hangi rol modelden aldınız?

Bu davranış hayatınızı kolaylaştırıyor mu? Yoksa daha çok çıkmaza mı sokuyor?

Neden bu davranışı bırakmak istemiyorsunuz?

Karşılaştığımız bir durum karşısında kendimize bu soruları sormak tutulumun verdiği kuvvetten daha çok yararlanmamıza neden olacaktır. Bazılarımızın hayatında zorunlu kopuşlar gündeme gelebilir. Bırakamam dediğimizi bırakabileceğimizi, yapamam dediğimizi pek de güzel yapabileceğimizi gözlemleyebiliriz.

Tırnaklarınızı geçirerek bırakmadığınız ne varsa bir şekilde bırakmak durumunda kalabilirsiniz. O yüzden direnmeyin derim. Siz tırnaklarınızı geçirdikçe daha çok canınız yanabilir. Kokuşmuş, köhneleşmiş, bu günümüze hizmet etmeyen, sadece kendimize değil başkalarına da zarar veren eğilimler, yapılar bir şekilde çökebilir.

Aidiyet, güvenlik konularında çok ciddi aydınlanma yaşayabiliriz. Önceliklerimiz değişebilir ve bu değişim çevremizi de oldukça etkileyebilir.

Güneş tutulmaları gücü arttırılmış yeniay vazifesi görürler. Yepyeni başlangıçlar, yeni işler, yeni projeler zamanı. Ancak Mars şuan retroda olduğundan 15 Eylül’e kadar geri çekilip fark etme ve planlama ile ilgilenirsek. 15 Eylül sonrası, şu an yaptığımız plan ve programları başlatma konusunda destek alırız.

Tutulmadan kimler etkilenecek?

İlk etapta Yengeç , Oğlak, Koç ve Terazi burçlarının 15 ile 25 derecesinde doğmuş kişiler ile bu burçların 15 ile 25 derecesinde kişisel ve kolektif gezegenleri olan etkilenecekler. Olumlu mu etki alacağım olumsuz mu sorularına cevap veremem. Her harita özeldir, her harita farklıdır. Bu nedenle olumlu bir etki de alabilirsiniz olumsuz da. Söyleyebileceğim tek şey, olumsuz bir döngü de yaşasanız, bunun çok olumlu bir amaca hizmet edeceği ve bu sayede çok köklü başlangıçlar yapacağınızdır. Eğer direnirseniz, olumsuzluklara takılı kalırsanız, bir şeyleri bırakmamakta ısrar ve inat ederseniz, bu yeni başlangıç şansını da kaçırırsınız. Bu nedenle uyanık olmaya çalışın ve hem bütünsel hem de objektif bir bakış açısıyla değerlendirin her şeyi.

Tutulma ilk etapta

8 – 18 Temmuz arası doğumlu Yengeçler

6 – 16 Ocak arası doğumlu Oğlaklar

6 – 17 Nisan arası doğumlu Koçlar

9 – 19 Ekim arası doğumlu Teraziler üzerinde etkili olacak

Doğum tarihi 10 Temmuz ile 16 Temmuz arasında kalan Yengeçlerin hayatı ise çok büyük bir değişim döngüsü içine girebilir.

Diğer burçlar içinde, doğum haritalarında Yengeç/Oğlak aksı ile Koç/Terazi aksı hangi eve düşüyorsa o alanda dönüşüm isteyen konular ortaya çıkabilir.

Her durumda, her ne yaşanırsa yaşansın, karşılaştığımız sorunları kendimizden bağımsız değerlendirmeyelim. ” İnsan, insan olmak konusunda bir anlatıya giriştiğinde, irdeleyeceği hep kendisi olacaktır. Hiçbir özgün kuram ötekinden çıkmaz. Her şey kendinin kuramıdır. Öteki, ancak bir ilişki sürecinde, ötekinde kendini bulmak ve oluşturmak içindir” der Carl Gustav Jung

Her ne kadar gergin de olsa, hayatımızın ilgili alanlarında köklü bir temizlik başlayacak. Hayvanları sevin, insanlara yardım edin, kullanmadığınız ama duygusal bağ oluşturduğunuz eşyaları ihtiyacı olan kişilere verin, doğaya iyi davranın, ahlaki değerlerden ödün vermeyin, eylemlerinizi erdemli yapın, erdemsiz yollara başvurmayın, sorumluluklarınızın bilincinde olmak için çabalayın ve mutlaka ama mutlaka kendi duygunuzla, işinizle, eylemlerinizle meşgul olun, kendinizi irdeleyin, eksikliklerinizi tamamlamak, fazlalıklarınızı törpülemek için çalışın. Hayatınızda olması gereken şeyler ancak bu şekilde hayatınıza girecektir.

Gücünü yanlış, kişisel çıkar sağlamak için kullanmış kişiler, manipülasyon yapmış kişiler, kendinden başkasını düşünmemiş kişilerin gücü ya da itibarı bir şekilde ellerinden alınır. İtibar itibarsızlığa, kazançlar ise kayba dönüşebilir.  Hırsla, kibirle, mezalimle, bencillikle hareket edenlerin başı dertte olacak 8 aylık döngü içinde.

Belki zorlu olaylarla karşılaşacağız ama tüm zorlukları ancak ve ancak ahlaki, hakkaniyetli ve erdemli davranışlarla bitirebileceğiz. İki adet büyük üçgen, sonunun kazanç olacağı bir tutulum olacağının göstergesidir. İçinizdeki ışığa iyi bakın, onu iyi besleyin.

Sevgilerimle

 

Yazıyı Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir