13 Haziran 2018 İkizler Burcunda Yeniay

13 Haziran 2018 gecesi saat 22:44 civarı 22° İkizler burcunda bir yeniay gerçekleşecek. Güneş ve Ay Mars ve Pluto ile gergin açılar kurarken Neptün’den de kare açı alıyor. Yeniay yöneticisi Merkür, 2° Yengeç burcunda seyrederken Satürn’e karşıt, Mayıs ayında Boğa burcuna geçen Uranüs ile altmışlık açı kuruyor.

İletişim kurma biçimimizin ön plana çıkacağı bir yeniaya hazırlanıyoruz. İçinde bulunduğumuz durum, uğraştığımız koşullar ve çözüm bekleyen işler konusunda adım atmak için, yeni başlangıçlar yapmak için uygun zamanlardayız. Ama nasıl???

Esasen İkizler burcu bir sorunun çözümünde mantığını ön planda tutarak hareket eder. Ancak bu durum biraz da Merkür’ün yerleşimine bağlıdır. Güçlü bir Merkür her ne olursa olsun mantığını kullanarak sorunların üstesinden kolayca gelecektir. Ancak Merkür güçlü değilse durumun objektif bir şekilde görülebilmesi kadar kararların da isabetli olması biraz muğlak hale gelecektir. Hal böyle olunca iletişim problemleri yaşanması da diğer bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır diyebilirim.

Bu yeniay yeni adımlar atarken dikkatli olmakta fayda görüyorum. Bir başlangıç için evvela bir sonuca ihtiyaç vardır. Yani bir şey biter, başka bir şey başlar. Bitiş ne kadar doğru ve objektif kanılarla gerçekleşmişse, başlangıç da o denli dengeli ve sağlam olacaktır.

Bu yeniay objektif olmakta zorlanabiliriz. Ön yargılarımıza ve duygularımızın işe karışmasına meyilli bir bir hava hakim. Aşırı duyarlılık da yine yanlış kararlara sebebiyet verebilir. Bu nedenle dürtüsel kararlardan olabildiğince uzak durmalı, konu ile ilgili olabildiğince fazla bilgi toplamak için çaba harcamalıyız.

Diğer konu ise ön yargılarımız! Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikre ön yargı diyoruz. Öte yandan ön yargı, bazen bir taraf tutma biçimine kolayca dönüşebiliyor. Bu durumda bir ideolojik fikri, bakış açısını veya bir insanı koşulsuz desteklemek tuzağına hepimiz çekilebiliyoruz. En hatalı kararları da genellikle böyle zamanlarda veriyoruz. Kendimize yeterince dürüst müyüz?

Kendimize dürüst olursak, evrene dürüst oluruz, evrensel yasalara dürüst oluruz. Gel gelelim ne kadar uygulayabiliyoruz bunu? İşin içine sevgi, akrabalık, tanışıklık, aidiyet girince işler değişiyor. Yanlış bir eylemi sevdiğimiz, yakınımız, ait olduğumuz topluluktan biri yaptığındaki tavrımız ve yargımız ile tanımadığımız, bilmediğimiz ya da sevmediğimiz biri yaptığındaki tavır ve yargımız eşit mi? Eğer eşit değilse dürüstlük ve adalet anlayışımızda bir sorun var demektir.

Yapılan ve yapılmış olan bir haksızlığa, yakınlık ilişkilerimizden dolayı (sırf anamız, babamız, seviyoruz, çıkar ilişkimiz vs var diye) karşısında duramıyorsak; karşı durmak şöyle dursun, üstüne birde haksızlığa kılıf uydurmaya çalışıyorsak kendimize ”dürüstüm” diyebilir miyiz?

Hatırlarsanız adalet tanrıçası Justitia’nın gözleri bağlıdır. Göz bağı sembolünün anlamı tarafsızlıktır. Yargıcın karar verirken duygularının, eğilimlerinin etkisinden arınması ve olayları aklın soğuk muhakemesinden geçirmesi, bilgelikle değerlendirmesidir. Yani Adalet Terazisi sembolünün anlamı, Justitia’nın tarafsızlığı temsil etmesidir.

Bu nedenle bir durumla ilgili kanıya varırken, kimliklerden, rollerden, yakınlık-uzaklıktan bağımsız bakmamız gerekli. İşte o zaman, evrensel yasalar işler ve doğa işini yapar. Bunu bu yeniayda daha iyi anlayabiliriz.  Size haksızlık yapıldı diyelim. Size haksızlık yapan kişiye de bir haksızlık yapıldığını varsayalım. Ve siz size haksızlık yapan kişiye yapılan haksızlığa çanak tutuyorsanız, orada bir sıkıntı var demektir.

Şimdi bir çok kişi ”oh olsun, o da bana etmişti, etme bulma dünyası” diyerek acısını hafifletme ve vicdanını rahatlatma yolunu seçebilir. Ancak bu anlık bir rahatlama sağlayacaktır. Haksızlığa göz yummak da o haksızlığa ortak olmak değil midir? Neden böyle bir durumda kendimize bir karma daha yaratalım ki?

Bize haksızlık yapan kişi, bir haksızlığa uğradığında, işin doğrusunu ifade etmek her şeyden önce insanlık görevidir. İnsanın evvela kendine, sonra insanlığa borcudur. Bırakalım kim ne yapmışsa yapsın. Duygularımızı, hassasiyetimizi, acılarımızı ya da hırslarımızı merkeze koyarak hareket etmeyelim. Çünkü herkes kendinden sorumlu! Biz kendimizden sorumluyuz!!!!

Yeri geldiğinde bırakabilmeli insan: bir düşünceyi, bir hayali, bir insanı, bir olayı… Bırakmamak, kontrol altına almaya çalışmak sadece süreci uzatır. Teslimiyet güzeldir. Olanı olduğu gibi kabullenmek bir teslimiyettir.

”O kadar kolay mı bunu uygulamak? Teoride kolay ama pratikte öyle olmuyor” demişti bir danışanım. Kolay değil elbette ama imkansız da değil.

“Bazen bir şeyin değeri ona ulaşarak ne kazanıldığıyla değil, ona ulaşmaya çalışırken nelerden ödün verildiğiyle belirlenir.” der Nietzsche

Zor… Bedelleri var… Ama çok büyük de bir mükafatı var. Her şeyden önce insanın kendisini yenmesi mükafatı var :)

Bazı şeylerin bedelleri var. Eğer bilgili olmak istiyorsan, kitap okuyacaksın, araştıracaksın ve bu yaşamının yadsıyamayacağın bir parçası olacak. Eğer kısa yoldan gitmeye meyledersen belki bir dönem bilgili gibi görünür ve itibar toplarsın ancak devamı gelmediği için eninde sonunda takke düşecektir. Bu süre bir yılda olabilir, bir gün de, beş yıl da… Sonuçta gerçek er geç ortaya çıkacaktır.

İstiyoruz:

okumadan bilgili olmayı

çalışmadan zengin olmayı (gerçi çalışarak zengin olmakta göreceli bir kavramdır ya neyse ona girmeyelim şimdi :)))

sevmeden sevilmeyi

mücadele etmeden, mükafatı

Bu yeniay, pranga gibi taşıdığınız bağımlılık ve yüklerinizi bırakmak için yeni başlangıçlar yapın. Bunun için, olan durumu kendi gerçekliği içerisinde değerlendirerek, duruma teslim olun. Durumu kontrol altına almaya çalışmak yerine, kendi oto kontrolünüzü sağlamaya çalışın. Kendinize dürüst olun, hatalarınızı fark edin. Bir başkasının da hatalı olabileceğini göz ardı etmeyin. Hatalarınızı, bakış açınızdaki eksiklikleri ya da yanılsamaları fark etmeye çalışın. Dürüst, dolaysız olmak için gayret gösterin. Ama dürüst ya da dolaysız davranmaya çalışırken nezaketi elden bırakmayın. Bir duyguyu ifade etmenin belki bin tane yolu vardır.

Mars düşünmeden konuşmanın zararlarıyla yüzleştirebilir. Bu nedenle hızlı kararlar almak, hızlı başlangıçlar yapmak yerine zamana yayarak hareket edin derim.

Otokontrolünü sağlayabilenler, adaletli olabilenler, duygusal ya da dürtüsel itilim yerine mantıksal göstergeler doğrultusunda hareket edebilenler İkizler burcu yeniayından en çok faydalanacak olanlardır benden söylemesi.

Önümüz bayram. Mars Uranüs karesi çok keskin. Trafikte dikkat! İletişimde dikkat! Dürtüsel hareketlerden kaçının. Düşünmeden konuşmamaya gayret gösterin. Zira bu bayram yaşanabilecek iletişim eksikliği, uzun vadeli küslüklere zemin oluşturabilir.

Beraberinde hava şartlarında yaşanabilecek ani değişimler bayram planlarınızı etkileyebilir. Planlarınızı ucu ucuna ayarlamayın ;)

Hepinize bireysel rahatlama getirecek bir yeniay ve iyi bayramlar dilerim.

Sevgilerimle…

Yazıyı Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir