11 Ağustos 2018 Aslan Burcunda Güneş Tutulması

Tutulduk, tutuluyoruz… Temmuz ayındaki iki tutulmadan sonra daha nefes alamamışken senenin son tutulmasına doğru yol alıyoruz. 11 Ağustos 2018 Aslan burcunda Güneş tutulması ile bir döngü kapanışa geçiyor. Köprüden önceki son çıkışa yaklaştık. İstikamet köprüye mi olacak? Yoksa son çıkıştan farklı yollara mı sapacağız buna karar vereceğiz.

Karar verme süreci biraz bulanık. Merkür, Mars, Satürn, Uranüs, Neptün ve Pluto’dan oluşan altı gezegene ilave olarak Koç burcundaki Chiron’da retro. Diğer taraftan Merkür, Mars, Jüpiter, Uranüs, Güneş ve Ay sabitlerde toplanmış. Sabitlerdeki toplaşmayı gören Lilith abla ”benim neyim eksik, pilavdan dönenin kaşığı kırılsın” edalarıyla gelmiş, Mars’ın yanına bağdaş kurmuş durumda. Bir sen eksiktin be lilith abla :))))

Tutulum Cumartesi sabahı 10:35 civarı başlayacak ve 14:35’e değin sürecek. doruk noktasına ise 12:50 civarında ulaşacak. 155 numaralı Kuzey 2.seriye ait bir tutulma olmakla birlikte ülkemiz iz düşümünde kalmadığından gözlemleyemeyeceğimiz bir tutulum olacak. Bir önceki tutulum 31 Temmuz 2000 yılında gerçekleşmişti. Bu durumda 18 yıllık bir döngünün kapanışına şahitlik edeceğiz. Bu anlamda 2000 – 2008/2009 yılları ile benzerlik gösteren konular gündeme gelecek. Kimimiz bu benzerlik gösteren konularda ilerlemeler yaşarken kimilerimiz sonlanma ile karşılaşabilir. Önemli olan şu: 8/9/18 sene önceki sen bilincinin üzerine ne ekledin? Neler öğrendin? Kendine ne kattın? Kendini ne kadar eğittin? Kabını ne ile doldurdun?

Kuzey 2 serisine ait tutulmalar, planlarda çözülme, çökme ve sarsıntı yaratmasıyla ünlüdür. Sabitler ise düzen vermeyle ilgilidir. Bu ister iş olsun, ister oturduğunuz mesken  olsun, isterseniz kurduğunuz herhangi bir yapı olsun fark etmez. Sabit yoğunluğu olan tutulumlarda artık yapımızın sağlamlığı ve işlevselliğini sorgulama zamanı gelir. Eskimiş temelleri, miyadı dolmuş olanı yıkarak daha işlevsel olanın kurulmasını sağlamaya yönlendirir bizleri. Hiç şüphesiz böyle bir durumda, doğum haritasında sabitlerin konumlandığı derecelere yakın gezegenleri olanlar daha çok etkilenecektir.

Global anlamda ya da Mundane Astrolojide tutulma ülkemize çok olumlu şeyler getirmeyebilir. Ekonomik anlamda zorluklar var önümüzdeki günlerde. Hava şartlarının doğa üzerindeki etkileri dengesizleşebilir, plansız yapılaşmanın sonuçlarıyla doğrudan yüzleştirebilir bizleri mesela. Taciz, istismar haberleri artış gösterebilir. Ya benimsin ya toprağın temalı kadın mağduriyetlerinde artış söz konusu olabilir. Akıl sınırlarını zorlayan olaylar gözlemleyebiliriz. Çok riskli kararlar, yatırımlar, başlangıçlardan kaçınmakta, eğer doğum haritası uygunsa girişim başlatmakta fayda var. Kolektif alanda oldukça zorlu olmakla birlikte, bireysel anlamda olumlu başlangıçlar oluşabilir. Ancak retroları hesaba katın mutlaka. Alt yapı kurun ama çok riskli girişimlerde bulunmayın. Kolektif anlamda yarının soframıza iyi şeyler getirmeyeceği aşikar. Temkinli olmak, geri çekilmek en iyisi.

11 Ağustos’ta gerçekleşecek Güneş tutulması epey curcunalı. Göksel sembolleri incelediğimde ”duyan gelmiş” demekten kendimi alamıyorum açıkçası :) Zorluk var mı? var! Ama her zorluk beraberinde bir kolaylık da var. Bu söylediğim bireysel anlamda geçerli tabi. Eğer hangi yollardan gidileceğini bilir ya da öğrenirsek, her zorluğun üstesinden rahatlıkla gelebiliriz. Burada en önemli husus ”değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabul etmek” Kabullenmek insanı ikinci basamağa  hazırlar.

Teknik ayrıntılara girecek olursam:

Tutulum yine karmanın evi olan 10.evde gerçekleşmekte. Bir önceki 27 Temmuz Ay Tutulması da 10.evde gerçekleşmişti. Retro Merkür Ay ve Güneş’e 4° farkla kavuşum halinde. Jüpiter Akrep burcunda ve 1.evde ve her türlü aşırılığa uygun zemini oluşturmakla meşgul. Kova burcundaki Mars’la Boğa burcundaki Uranüs gergin açısını koruyor. Lilith Marsla kavuşum açısında olduğundan Lilith de Uranüs’e kare. Ama esas tutulum teması Mars Uranüs ya da Lilith’le ilgili değil tabi.

Tutulum anında Güneş/Ay/Merkür – Neptün – Pluto arasında bir YOD açı kalıbı oluşuyor. Ayak uçu noktası YOD’u boomerang açısına dönüştürüyor.  Bu arada, Satürn Güneş/Ay 135°’liği de mevcut. Venüs Terazi burcunda ama henüz Satürn’den onay alamayan pozisyonda. Buna ek olarak anın haritasında akslara da sabit grup burçları yerleşmiş. Bir de Merkür’ün Dubhe sabit yıldızı ile kavuşumu var.

Gelelim tutulmanın etkilerine:

Aslan burcunun ikinci dekanında gerçekleşen tutulmalar, krallar, krallıkla yönetilen yerler üzerinde etkili olur. Hemen gülmeyin ”krallık mı kaldı ayol” diye. Krallık AD/SIFAT OLARAK günümüzde pek geçerli olmasa da hala bu sistem üzerine kurulan yapılar, şirketler, aileler var. Tek fark adı krallık değil ;) Bir geleneğin uzantısı olarak devam eden ve değişime kapalı yapıları da buna dahil edebiliriz. Tutulma ilk etapta bu yapılar üzerinde etkili olacak. Değişmez dediğimizin pek de güzel değişebildiğine, bana bir şey olmaz diyenlere de neler neler olabileceğine şahit olacağız gibi.

Kendi değerini bilmek, kendine inanmak önemlidir. İnsanın kararlılığını etkiler, mücadele ruhu ve başarma gücünü besler. Lakin bunu yapabilmek için evvela kendimizi objektif değerlendirebilme yetimizi geliştirmek gerekli. Kendiyle yüzleşemeyen, kendini objektif bir bakış açısıyla değerlendiremeyen, artısını eksisini hesap edemeyen insan sağlıklı bir öz saygı ve özgüven oluşturamaz. Sanırım çağımızın sorunu da budur!

Kendine inanmakla, kendi değerini yüceltmek arasında ince bir ayrım vardır. Bu ayrımı yapabilmek için gerçek ihtiyaçlarımızla, egomuzun isteklerinin ayırdına varmış olmamız gerekli ki neyi ne için yapıyoruz ya da istiyoruz bilelim.

Çoğu zaman ego ile özgüven kavramı birbirine karıştırılıyoruz.

Özgüven: Kişinin kendi beceri ve niteliklerinin farkında olması durumudur. Kişinin yapabilirliğinin, niteliğinin, ne istediğinin ve istediği şeyi neden istediğinin farkında olması halidir. Özgüven, geliştirilmemiş yönlerini ya da eksikliklerini de kabul eder. Belki de bu kabul etme halidir, insanı eksik yönlerini geliştirmeye iten kim bilir?

Ego ise şişirilmiş özgüvendir. Kişinin kendisinde var olmayan özellikleri varmış gibi göstermeye çalışması halidir diyebiliriz.

Hal böyle olunca, özgüven sahibi bir insanın 1.evinden geçen Jüpiter transiti etkisi ile egosunun kontrolünde olan bir insanın 1.evinden geçen Jüpiter transiti etkisi birbirinden farklı olacaktır.

Aslan kendi değerini bilmek, yeteneklerinin farkında olmayla yakından ilişkilidir. Bulunduğun topluluğun içindeki sana ait özellikleri, sen olmasan o toplulukta eksik kalacak değerleri temsil eder. İçine dön, nevi şahsına münhasır özellikleri, davranışlarını fark et, hatanla sevabınla kendini sev ve yeteneklerini kolektif alana yönlendir ki sen kazanırken başkası da kazansın der. Bunun için de evveliyatımız özgüven sahibi olmayı öğrenmektir, egomuzu beslemek değil.

Aslan burcunun gölge özelliklerinden en önemlisi kibirdir. Genelde gerilimli Jüpiter açıları, kibre, abartmaya, şişirmeye yatkındır. Tutulumda Jüpiter birinci evden Güneş Ay ve Merkür’e kare açı kuruyor. Ben asilim, ben on numarayım, benim başıma gelmez, ben yenilmem, ben hiçbir şey yapmadım, her şeyi ben bilirim, en iyisi benimkidir tarzından safra vari edalar, haller bol bol uçuşacak çevrede.

Jüpiter birinci evden geçerken, kişinin sağlam bir benlik oluşturabilmesi adına fırsatlar taşır. Yani bireysel gelişim için bir destektir. Burada yapmamız gereken, kendimizi objektif bir şekilde değerlendirerek eksiklerimizin farkına varıp, bu alanlarda güçlendirme yapmak, aşırılaşmış eğilimleri ise törpülemektir, kendi değerimizi her şeyin üzerinde tutmak değil.

Hepimiz insanız, doğuyor ve herkes gibi ölüyoruz. Damarlarından kan yerine başka bir madde akan insan var mı? Ben görmedim en azından, şahit olan varsa getirsin ben de bir göreyim. Herkes gibi doğuyor, ölüyorsak, herkesin damarlarında dolaşan kan, grupları farklı olmasına rağmen aynı renkse, kimsenin kimseye üstünlüğü olmamalı. Evrensel sistem Odtü’yü bitirmiş bir insana torpil geçmez. Diplomaya, başarıya, etikete göre değerlendirme yapmaz, hangi taşı oynatıyorsa onun doğrudan sonucuyla karşılaştırır.

Şimdi bu cümleyi kurduğumda genelde birileri çıkıp, absürd birini örnek göstererek ” bu karma, buna neden dokunmuyor” diyor. Dokunur efendim, dokunur, ona da dokunur. Zamanını bekliyordur…. Belki de şuan dokunuyordur da senin haberin bile yoktur.

Evren kimseye durduk yere tokat atmaz. Şamar yiyorsak ve neden yediğimizle ilgili bir fikrimiz yoksa, şöyle bir geçmişi tarayalım. Bir şey illaki çıkar. Bunu neden üstüne basa basa söylüyorum biliyor musunuz? Tutulum anında gökyüzünde boomerang açısı oluşuyor. Bu açı YOD dediğimiz açı kalıbının değişik bir versiyonu. Bu nedenle karmik hak edişlerin de verildiği keskin sonlanmaları da beraberinde getiren bir tutulma olacak gibi görünmekte. Neyi besliyorsak onun bize döndüğü, ne yapıyorsak onun bize döndüğü vakitlerdeyiz.

İnsanız hepimiz yanlış taşları oynatabiliyoruz. Kimimiz bilinçli kimimiz bilinçsiz, bir şekilde bir şeyler yapıyoruz. Tutulmalar, döngüler, transitler, eylemlerimizin sonuçlarıyla bir şekilde karşılaştırıyor.

”Tutulmalar yolunda gitmeyen olay ve durumları belirginleştirir. Bu aşamada, yolunda gitmeyen, duruma neden olan kişisel payımızı  görmek, mutlaka dönüp kökenini bulmak ve yeniden düzenleme yapmakla mükellef oluruz”  O nedenle tutulma anlarını kriz zamanları olarak değerlendirmek yerine, sıçrayış için bir basamak olarak görebilir/değerlendirsek, sürecin verdiği kuvvetten daha olumlu faydalanırız.

Hepimiz bir şeyler istiyoruz hayattan. İstediklerimiz farklılık gösterse de, bir şekilde talepkâr olduğumuz doğrudur. Kimi ev ister, kimi araba, kimi başarılı olmak, kimi çok sevilmek, liste böyle uzar gider. İsteklerimize ulaşıp ulaşamamızı, genelde ona ulaşmak için gidilmesi gereken yollardan gidip gitmediğimiz belirler. Her sonucun zorlu ya da uzun bir yol hikayesi vardır. Eğer meyve istiyorsanız, paranız varsa, ücretini öder alırsınız. Ancak meyve bahçesi istiyorsanız, ağaç dikmeniz gerekli. Ya da ücretini verip hazır meyveli bir bahçeyi satın almışsanız, sürekliliği sağlamak adına o bahçeye bakmanız, onunla ilgilenmeniz gerekli. Ben ilgilenmek istemiyorum ama yine de meyve versin diyorsak o iş biraz zor.

Biri bir hedefine ulaştığında, istediği bir şeye kavuştuğunda ve bunun tadını çıkarak yaşadığında, ilk gördüğümüz şey o kişinin düşlediği şeye ulaşması oluyor. Ancak elindeki şeye ulaşmak için hangi yollardan geçtiğini, neleri feda ettiğini, belki de ne kadar zorlandığını, kısacası hikayesini bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey sonuca erişmiş olması oluyor.

Eğer bilgili olmak istiyorsan, kitap okuyacaksın, araştıracaksın ve bu yaşamının yadsıyamayacağın bir parçası olacak. Eğer kısa yoldan gitmeye meyledersen belki bir dönem bilgili gibi görünür ve itibar toplarsın ancak devamı gelmediği için eninde sonunda takke düşecektir. Bu süre bir yılda olabilir, bir gün de, beş yıl da… Aslolan er geç ortaya çıkacaktır.

İçinde bulunduğumuz çağ, bir şeyin hazzını yaşamaktan ziyade, ona sahip olma ihtiyacımızın ön plana çıkmasına neden oldu. Bu nedenle her şeyi abartılı yaşıyoruz. Acılarımızı, hüsranlarımızı, sevgimizi bile abartılı şekilde dışa vuruyoruz. Sahip olduklarımız derseniz ona keza. Hal böyle olunca, yediğimiz yemeğin damağımızda bıraktığı tat, onu yerken duyduğumuz haz değil, nasıl göründüğüne verilen önem de epey arttı.

Belki de, yaptığımız bir şeyi ya da yediğimiz yemeği sürekli resimleme bağımlılığı bundandır. Sevgimizi, birebir bireysel paylaşımlarla değil, sosyal medya üzerinden ifade etmemizin nedeni de budur, aldıklarımızı teşhir etmemizin nedeni de….
Bir şeylerin hazzını yaşamak yerine, ona sahip olduğumuzu teşhir etmek, dikkat çekmek, başarılı olmak, kazanan el olmak!

E iyi güzel de: her zaman kazanamazsın ki! Öyle bir dünya yok. Hayat bir sahnedir. Oyunlar değişir, oyuncular değişir, sahneler ve konular değişir. Böyle bir sistem içinde hayat, her zaman aynı kişiye başrol vermez. Rolünüz bazen baş roldür, bazen figüran. Kazanmak kadar kaybetmek, haklı çıkmak kadar haksız olmak, doğru yapmak kadar yanlış yapmak da var. Her zaman her şeyi en doğru şekilde yapamayız, bu evrensel kanunlara aykırı. Ancak hatamızı görüp kabul etmek, insanı bilgeliğe götüren bir yoldur.

Bir şeyleri acı bir şekilde tecrübe etmek istemiyorsak, inadı, abartıyı, kibiri ve yersiz gururu bir kenara bırakarak düşünmek durumundayız. Eğer aynı sonucun tekrar soframıza gelmesini istemiyorsak, tecrübelerden ders çıkarmak ve bir sonraki adımda doğru yollardan gitmek zorundayız.

Abartılı hallerimizi de sorgulayalım süreç içerisinde. Abartılı dışa vurumların altında mutlaka bir sorun vardır dostlar. Özde olan şeyin, dışarıya gösterilmeye ihtiyacı yoktur, o zaten akar gider. Çünkü bir HAL haline gelmiştir. Ancak EGOnun her daim besine ihtiyacı vardır. Tüm gösterişli hallerimiz, kendi değerimizi yüceltmeye çalışmalarımız, ben bilirimciliğimiz aslında egomuza besin kaynağı sağlamak içindir.

Bir Çerkes atasözünün de dediği gibi ”Ata kibirle binen, eve yürüyerek gider”

Kendi değerimizi bilelim amenna. Ancak bu değeri her şeyin üzerinde tutup ”ben asilzadeyim” edalarında salınırken, diğerlerine de ”potansiyel kölelerim” gözüyle bakmayalım. Kölelik düzeni yıkılalı çok oldu ahali. Bak tutulma gelmiş krallıkları deviriyor ;) Sen ayakta kalacağını mı sanıyorsun allasen?

Evet dostlar şuan soframıza gelen yemeği kabul etmek durumundayız. Sonuçtan memnun olmasak bile kibir, bencillik, katılık, zalimlik, tutku, güce tapınma, tribüne oynama tuzaklarına çekilmeyelim. Eylemlerimizi erdemle ahlaki temel üzerine kuralım. Eksikliklerimizi fark edelim, fazlalıklarımızı, aşırılıklarımızı törpüleyelim. Aynı sonuçla karşılaşacağımızı bile bile aynı yollardan gitme alışkanlığımızı bırakalım. Öğrenme alışkanlığı kazanmak için adım atalım. Bunun için biraz susalım ki, ihtiyacımız olan sesi duyabilelim.

Kendimize hakim olmayı öğrenelim. Hepimizin içinde negatif duygular var. O duyguların farkında olalım. Farkındalıktır bizi negatif davranışların kontrolünden özgürleştiren. Bin kişi yanlış yolu da gösterse, biz kendimize hakim olalım ve bu yanlıştır diyerek doğru istikamete adım atma cesaretini gösterelim.

Üstünlük kompleksinden arınalım. Otoritemizi doğru kullanalım, adil olalım, haklıya hakkını verelim. Kaybettiysek aldığımız dersi de kaybetmeyelim. Toparlanıp kaldığımız yerden, daha emin daha güçlü bir şekilde koyulalım yola. Gerçek gücün ve güvencenin parayla doğru orantılı olmadığını, maddesel olmadığını, gerçek güvencenin ruhsal olduğunu anlayalım artık.

Başarı ve onaylanma sağlıklı bir özsaygı için oldukça zayıf bir destektir aslında. Başarı bağımlılığına dayanarak yaşamak esaret altında yaşamaktır.  Başarılarımızdan bağımsız olarak özgüven oluşturmaya çalışırsak, işte o zaman evrimimizde yol katetmiş oluruz.

Robin Sharma’nın da dediği gibi “Yarını iyileştirmenin tek yolu, bugün neyi yanlış yaptığını bilmektir.” 

Dün neyi yanlış yapmışsak, bugün doğrusunu yapmak için iyi bir zaman. Henüz vakit varken….

Tutulma ilk etapta

7 – 15 Ağustos arası doğumlu Aslanlar

2 – 11 Şubat arası doğumlu Kovalar

5 – 13 Mayıs arası doğumlu Boğalar

7 – 15 Kasım arası doğumlu Akrepler üzerinde etkili olacak. Doğum günü bu tarih aralığında olan kişilerin hayatında çok köklü değişim dönemi başlıyor. Sadece Güneş ya da yükselenin bu burçlardan olması gerekmez, sabit grubun ilk 14 – 22 derecesinde kişisel ya da kolektif bir gezegen olması ziyadesiyle etkilenmenize yol açacaktır.

Olumlu mu etki alacağım olumsuz mu sorularına cevap veremem. Sorunun cevabını bireysel harita bir bütün olarak belirler. Bu nedenle olumlu bir etki de alabilirsiniz olumsuz da. Söyleyebileceğim tek şey, olumsuz bir olay da yaşasanız, bugün daha önce denemediğiniz şeyleri denemeye başlayarak, yapmadığınızı yaparak, eylemlerinizin sorumluluğunu alarak yarınınıza yatırım yapmak için iyi bir zamanda olduğunuzdur. Kimliklerden, rollerden, etiketlerden bağımsız bakabilmek, değerlendirme yapabilmek, dışarıya değil içeriye bakabilmek için iyi bir zaman. 

Ne demiş şair:

Dünya döner durur durur
Sen zannetme zaman durur
Küllerim yeniden beni bulur
Hem fanidir hem bakidir

Kaç mekanda kaç defadır.
Ol deneni yaşatır zaman.
Her hesabı kapatır zaman

Yazıyı Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir